[Ana Sayfa] [Amaç] [Fotoğraflarla Gerçekler] [Çalışma Odası] [Strateji] [İletişim Odası]

Ermeniler'in İmparatorluk İçindeki Statüleri Ve Dini Gruplar

Dr. Erdal İLTER

Türkler ile Ermeniler arasındaki ilişkilerin uzun bir geçmişi vardır. III. ve IV. yüzyıllarda Hunlar ve bazı küçük Türk boylarının Ermeniler ile ilişki içerisinde bulundukları ve bu ilişkilerin Selçuklular döneminde yoğunlaşarak kökleştiği bilinmektedir (1) .

Selçuklular Anadolu'ya geldiklerinde ve burada yurt edinme faaliyetine başladıkları dönemlerde, Doğu Anadolu'da herhangi bir Ermeni siyasî teşekkülü bulunmamakta idi. Selçuklular tarihinin hiçbir döneminde Ermeniler, Bizans'ın yaptığı gibi tehcire tabi tutulmamışlar, özellikle dini inanç ve faaliyetlerine hiçbir şekilde müdahalede bulunulmamıştır. Bu sebeple Ermeniler, Türkler'i Bizans'a karşı bir kurtarıcı olarak karşılamışlardır.

Osmanlı-Ermeni ilişkilerinin ise, Orhan Bey (1326-1362) zamanında başladığını söylemek mümkündür. 1326 yılında Bursa'yı alarak başkent yapan Orhan Bey, Ermeniler'in, Bizans'ın zulmünden korunmaları için Anadolu'da ayrı bir cemaat olarak örgütlenmelerine müsaade etmiş ve Kütahya'daki Ermeni ruhani merkezini de Bursa'ya naklettirmiştir(2). Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinden sonra Bursa'daki dinî lider Başpiskopos Hovagim, 1461 yılında yeni başkent İstanbul'a getirilmiş ve bir ferman ile Samatya'daki Sulu Manastır'da Ermeni Patrikhânesi kurulmuş, böylece Ermeniler'e hürriyet sağlayan idarî ve dinî imtiyazlar verilmiştir(3). Anılan tarihten sonra Ermeniler, "millet sistemi"(4) içerisinde "Gregoryan Milleti" olarak örgütlenmişlerdi.

Mezhep yönünden birlik gösterememeleri sebebi ile, milli harslarını koruyamamış, Türkleşmiş hatta dil olarak bile Türkçe'yi benimsemiş bir topluluk olan Ermeniler, XIX. yüzyıl başlarında "Millet-i Sâdıka" adı ile adlandırılıyorlardı (5), 1839 yılında Tanzimat Fermânı'nın yayınlanması ile diğer azınlıklar gibi Ermeniler'in de Türkler ile aynı haklara ve hatta fazlasına sahip oldukları görülmektedir (6).

Ermeniler dinî sahada en iyi zamanlarını, 1461-1630 yılları arasında geçirmişlerdir. 1630'dan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüne paralel olarak, Ermeniler arasında mezhep kavgaları başlamıştır(7). Bir kısım Ermeniler, Roma Katolik Kilisesi'ne temayül ederek, 1701-1702 tarihlerinde Katolikliği kabul ettiler. Nihayet 1831'de Fransa elçisinin tavassutu ile, II. Mahmud, Ermeni Katolikleri'ni bir cemaat olarak kabul etti(8). Böylece bir kısım Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu'nda Eçmiyazin ve Sis (Kozan) Katogigoslukları yanında, Roma ve Fransa'nın politik koruyuculuğu altına düşmüşlerdi. XVIII. yüzyıl, Ermenilik ruhunun manastırlarda yeniden doğuşu dönemi olarak bilinmektedir.

Bu dönemde, entelektüel din adamları yetiştirmek için okullar açıldı. Militarist Mikâel Çamçiyan'ın, Venedik'te 1784-1786 tarihleri arasında üç cilt olarak Ermenice basılan, "Ermeni Tarihi", Ermeniler'de milli bilinçlenme ruhunu ve hareketini kamçıladı, genel olarak tarih alanında ilgi uyandırdı.

İngiltere de Ermeni cemaatı üzerindeki çalışmalara katılmış, 1840 yılında Kudüs'te bir Protestan Kilisesi inşaası için izin aldıktan sonra, bu kilisenin 1845 yılında hizmete girmesini sağlamıştı (9). Böylece İngilizler de Ermeniler'e dinî kanallardan ulaşmayı deniyorlardı. 1846 yılında İngiliz elçisinin muâvenet ve himayesi ile İstanbul'da bir "Protestan Cemaatı İdare Heyeti" teşekkül etmiş ve 1850 yılında da bir ferman ile bunlar "Ermeni Protestan Milleti" olarak tanınmışlar idi(10). Bir müddet sonra, İngiltere'nin ardından, Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ve Almanya da devreye girmiş, gönderdikleri Protestan misyonerleri ile, İngiliz Elçiliği'nin de yardımları sayesinde, Protestan mezhebini birlikte yayma çabasına girişmişlerdi (11).

Böylece, Gregoryen, Protestan ve Katolik Ermeniler, dil ve tarih çalışmalarını başlatarak Osmanlı İmparatorluğu'nu XIX. yüzyılın ikinci yarısında çok huzursuz kılacak olan Ermeni milliyetçiliği duygusuna katkıda bulunacaklardı. 1856 Islâhât Fermânı'ndan sonra Ermeniler, vâlilik, genel müfettişlik, elçilik, hatta bakanlık mevkilerine bile getirilmeye başlanmışlardı (12). 1856 Islâhât Fermânı'nın getirdiği vicdan özgürlüğü ilkesi, din ve mezhep propagandası çalışmalarını sürdüren dış güçlerin, Protestan ve Katolik misyonerler aracılığı ile mezhep değiştirmeyi sağlamaya yönelik faaliyetlere hız vermelerine sebep olmuştur. Misyoner okullarında Ermeniler'e Ermenice öğretiliyor, tarih ve kültürleri hakkında dersler veriliyordu. Ayrıca, pek çok zengin Ermeni aileleri çoçuklarını Fransa'ya ve başka Avrupa ülkelerine gönderiyorlardı. Bu gençler orada milliyetçilik fikirleri ile donanıyor ve dönüşlerinde radikal reform taraftarı oluyorlardı. Böylece, misyonerler sayesinde, Ermeniler arasında milli kültürleri ile ilgili bir uyanma göze çarpmakta idi.

Osmanlı İmparatorluğu, emperyalist devletlerin nazarında yıkılacak bir devlet idi. Bu büyük imparatorluğun mirasından her devlet kendisine daha fazla pay alabilmek için akla hayale gelmeyen poIitik oyunlar icad ediyordu. Bu sebeple, Ermeni milliyetçiliğinin uyanmasında kiliseye en büyük yardımı sağlayacaklardır. İmparatorluğun dağılmasında çıkarları olsun veya olmasın hepsi de din teması üzerinde durmuşlar, bazıları sırf siyasi amaçlar ile, bazıları da Hristiyan olduklarından sevaba girmek düşüncesi ile Ermeniler'i desteklemişlerdir.

İngiltere, Protestan faaliyetlerini yönlendirmekle hem Çarlık Rusyası ve Fransa'nın imparatorluk içerisindeki çalışmalarını dengelemiş, hem de herhangi bir milletlerarası paylaşma durumunda aslan payını alabilmek için aracı bir zümre (Ermeniler) meydana getirme imkânına kavuşmuş idi. İngiltere, güdümlü bağımsız bir Ermeni Devleti'nin Doğu Anadolu'da, Rusya'ya karşı, Osmanlı Devleti'nden daha sağlam bir set çekeceğini sanarak Ermeniliği bir silâh olarak kullanmaya başlayacaktı. Ancak, Rusya'nın da Ermeni unsuruna, ekonomik nüfuzunu yaymak için ihtiyacı vardı.

Netice olarak, İngiltere ile Rusya'nın siyasi ve ekonomik nüfuz sahalarını genişletme amaçları, başka bir ifade ile, İngiliz-Rus rekabeti, mevcut olmayan bir "Ermeni Meselesi" doğuracaktır. Bu arada, Ermeni Patrikhânesi de, Avrupa devletlerinin ilgisini Ermeniler üzerine çekme faaliyetine başlayacaktır.

Dipnotlar:

(1)Ali Sevim, Genel Çizgileriyle Selçuklu-Ermeni İlişkileri, Ankara 1983; M. Fahrettin Kırzıoğlu, Yukarı-kür ve Çoruk 13 oyları'nda Kıpçaklar, Ankara 1992.

(2) Son yapılan araştırmalarda, Osman Bey'in 1326'da öldüğü , Bursa'nın oğlu Orhan Bey tarafından 6 Nisan 1326 tarihinde alındığı belirtilmektedir. Msl. bkz., Halil İnalcık, The Ottoman Empire : The Classical Age 1300-1600., London 1973, s. 207; George Ostrogorsky. a.g.e., s. 463; Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 1, Yayın Yönetmeni : Robert Mantran, çev., Server Tanilli, İstanbul 1991 , s. 24.

(3)Aspirations et Agissement Revolutionnaires des Comites Armeniens avant et apres la proclamatioın de la Constitution Ottomane, Constantinople 1917, s. 8; Rh. Y.G. Çark, Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler, 1453-1953, İstanbul 1963, s.8; Avedis K. Sanjian, a.g.e., s. 32; Ayrıca bkz.. P.Ğ.İncicyan, 18. Asırda İstanbul, trc., Hrant D. Andreasyan, 2. Baskı, İstanbul 1976, s. 21-22; Patriklik, 1641 yılından sonra Kumkapı'ya nakledilecektir. Ermeni yazarlarının bir kısmı, Başpiskopos Hovagim'i, (sözde) Ermenistan'ı boşaltıp İstanbul'a yerleştiği için Ermeniliğin birinci haini olarak gösterirler. Msl. bkz., Arev, 30.5.1985, s.3.

(4)Osmanlı İmparatorluğu'da toplumsal düzeni meydana getiren teşekkül "Millet Sistemi" tabiri ile anılmaktadır. Başka bir ifade ile, Osmanlı ülkesinde yaşayan halkın hak ve görevleri "Millet Sistemi"nin kapsamı içinde belirlenmiş idi. "Millet" tabiri ile etnik değil fakat dini kıstaslara uygun olarak biraraya gelmiş cemaat anlaşılmaktadır. Bu konuda geniş bilgi için bkz.. Gülnihal Bozkurt, Alman-İngiliz Belgelerinin ve Siyasî Gelişmelerin Işığı Altında Gayrimüslim Osmanlı Vatandaşlarının Hukukî Durumu (1839-1914), Ankara 1989; Bilâl Eryılmaz, Osmanlı Devleti'nde Millet Sistemi, İstanbul 1992; Ayrıca bkz., Cevdet Küçük, "Osmanlı Yönetiminde Gayrimüslimler ve Millet Sistemi," Söğüt II. Osmanlı Sempozyumu, (Eylül 1985, Söğüt), Ankara 1986, s. 61-85: Salahi Ramsdan Sonyel. The Ottoman Armenians, Victims of Great Power Diplomacy, London 1987, s. I6-24

(5)Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi : Birinci Meşrûtiyet ve İstibdât Devirleri (1876-1907), C. V111, Ankara 1962, s. 127; Fuad Köprülü, "Türk Edebiyatı'nın Ermeni Edebiyatı Üzerindeki Te’sirleri," Edebiyat Araştırmaları, Ankara 1966, s. 239-269; Fikret Türkmen, Türk Halk Edebiyatının Ermeni Kültürüne Tesiri, İzmir 1992; Fred Field Goodsell, "Tarihsel Görünüm," İstanbul 1920, Editör: Clarence Richard Johnson M.A., çev., Sönmez Taner, İstanbul 1995, s. 40-41.

(6)Bkz., Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi : Nizâm-ı Cedit ve Tanzimât Devirleri (1789-1856), C. V, 2. Baskı, Ankara 1991 , s. 169-195; İhsan Süreyya Sırma, "Tanzimat Fermanının Tahlili" Tanzimatın 150. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu (Bildiriler), Ankara 1991, s. 95-100.

(7)Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, C. I I, yeni tertip, 2. Baskı, İstanbul 1309, s. 93.

(8) Esat Uras, a.g.e., s.372-373; Gülnihal Bozkurt, a.g.e, s.184.

(9)Gülnihal Bozkurt, a.g.e., s. 178

(10) Esat Uras, a.g.e., s. 373; Gülnihal Bozkurt a.g.e., s. 178.

(11) Özellikle Amerikalı Protestan misyonerlerinin Türkiye'deki faaliyetIeri ile ilgili geniş bilgi için bkz., Bilâl N. Şimşir, "Ermeni Propagandasının Amerika Boyutu Üzerine," Tarih Boyunca Türkler'in Ermeni Toplumu İle İlişkileri, Ankara 1985, s. 79-124; Seçil Akgün, "Amerikalı Misyonerlerin Ermeni Meselesinde Rolü," AÜTİTED, Sayı: l(Mayıs 1988), s. 1-12; Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu'daki Amerika:19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Amerikan Misyoner Okulları, İstanbul 1989.

(12) Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, C. V111, s. 127; Aynı yazar, Armenian Question, 1878-1923, Ankara 1975, s. 7; Stanford J. Shaw and Ezel Kural Shaw, History of tlhe Ottoman Empire and Modern Turkey : Reform, Revolution and Republic : The Rise uf Modern Turkey, 1808-1975, Vol. Il. Lcınılıın 1977, s. 125-126, 200..

Kaynak: Ermeni Kilisesi Ve Terör/ Forsnet

 

mb-bilgi@dumlupinar.edu.tr