| FRANSA 'SOYKIRIM'I TANIDI - TÜRKİYE'DEN FRANSA'YA SERT
TEPKİ
TBMM TUTANAKLARI |
| Dışişleri Bakanı Cem'in TBMM'de yaptığı konuşma... |
| Cem, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada,
"Fransa'ya düşmanca değil akılla cevap vereceğiz. Türkiye kendisine kötülük
edeni unutacak değildir. Ama bir düşmanlık havasına girmek, tepki göstereyim derken
kendi menfaatimize zarar vermek. Bunları elbette yapmayacağız" dedi. |
| Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, TBMM'nin 23 Ocak
2001 tarihli 47. birleşiminde yaptığı konuşma şöyle: (23 Ocak 2001)
BAŞKAN (Başkanvekili
Nejat ARSEVEN) – Sayın milletvekilleri, Fransız Parlamentosu tarafından kabul
edilen ve hepiniz adına ifade ediyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından
kabul edilemez Ermeni soykırımı tasarısı hakkında gündemdışı konuşan üç
sayın milletvekilimizin konuşmalarına cevap vermek üzere, Dışişleri Bakanımız
Sayın İsmail Cem; buyurun efendim. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
DIŞİŞLERİ BAKANI İSMAİL CEM (Kayseri) – Sayın Başkan,
kıymetli milletvekilleri; öncelikle, söz almış üç değerli mensubumuza, Türkiye
Büyük Millet Meclisi mensubuna teşekkürümü sunmak istiyorum. Hakikaten, meselenin en
önemli, can alıcı noktalarına ve hepimizin ortak hassasiyetine değinmişlerdir.
Ben, kısaca, gelişmeyi, gelişmeleri özetlemek istiyorum; daha
sonra, bugünkü konumumuza değineceğim. Fransız Parlamentosunda öteden beri mevcut
olan bu yanlış, bu hesaplı yaklaşımlar, son iki yılda hızlanarak gelişmiştir ve
biz, bu iki yıl içinde, Türkiye olarak ve son oylama öncesi de dahil olmak üzere,
Türkiyemizin bütün ilgili kurumları, kuruluşlarıyla ciddî bir çalışmayı
gerçekleştirdik; konuşulacak her şey konuşuldu, hem de her düzeyde konuşuldu.
Cumhurbaşkanımız, eylül ayında, Fr ansa Cumhurbaşkanı Chirac’a bu meseleyi önemle getirdi
ve Fransa’dan bu hataya düşmemesini istedi. Cumhurbaşkanı Chirac’ın elinden gelen
her şeyi yapmasını istedi ve oradaki gördüğümüz “biz, Cumhurbaşkanlığı
olarak, elbette, böyle bir teklifin yasalaşmasına karşıyız; ama, bu, Meclisin işidir, bizim fazla bir
diyeceğimiz, etkimiz olamaz” gibi bir yaklaşım oldu. Başbakan düzeyinde, sonra
Cumhurbaşkanı düzeyinde tekrar mektup yazıldı. Ben, sayısız diyeceğim, ama,
üçünde uzun uzun, muhatabım Dışişleri Bakanına her şeyi anlattım; benzer bir cevap aldım. Daha sonra
ilgili birçok bakanımız, işadamlarımız mektup yazdı, işadamlarımız bizzat gitti,
Türkiye’de iş yapan Fransızları harekete geçirdi. Askerimiz kendi muhataplarıyla
temas kurdu; Millet Meclisimiz, Millet Meclisi Başkanımız, milletvekili arkadaşlarımız,
milletvekili heyeti... Yani, söylenecek her şey söylendi ve işin gerçeği şu: Bunu
bir resmî beyan olarak değil; ama, her zaman muhataplarımızdan dinlediğimiz,
Fransa’da bölgesel seçimler, belediye seçimleri yaklaşıyor; bu Ermeni asıllı Fransız topluluğu çok
güçlü, çok iyi örgütlenmiş vaziyette, birçok büyük belediyede başkanlık
onların oyuyla tayin olunacak; dolayısıyla, biz, bu işi tasvip etmiyoruz, ama, bir
şey de yapamıyoruz.
Şimdi, açıkça söyleyeyim; böyle mazeret olmaz. Bu mazeret, kabul
edilebilecek bir mazeret değildir ve hele hele, Fransa gibi 1789 ihtilalinin ilkelerini
yaşattığını söyleyen, kendini böyle bir adaletle, insanlık değerleriyle özdeş
göstermeye çalışan bir millet açısından, kendi milletve killerinin mecliste yaptıkları, maalesef, bir utanç
belgesi olmuştur; çünkü, bunun adaletle ilgisi yoktur, tarihle, gerçekle ilgisi
yoktur, hukukla ilgisi yoktur. Yapılan eylem, bu, bir yerde kendi işleri, fazla
ayrıntısına girmek istemiyorum, ama, aldıkları bu karar, doğrudan doğruya, Fransız anayasasının
da ihlalidir. Nitekim birçok hukukçu bunu söylüyor, birçok yazar bunu yazıyor.
Şimdi, biz, şöyle bakıyoruz: Bunları söylediler, meclisin işi
dediler, bizim yetkimiz yok dediler, buna karşıyız dediler... Şimdi, eğer
istiyorlarsa, karşı olduklarını göstersinler. Karşı olmak, Türkiye’nin de
hoşuna gidecek sadece birkaç tane beyanatta bulunmak değildir. Karşı olmak, eğer
samimiyseler, Anayasaya aykırı bu yasayı, Anayasa Mahkemesine götürmektir; bu da
onların işidir. Biz
kendi işimize bakacağız; ama, eğer samimiyseler, bunu yaparlar.
Fransa ve Türkiye çok uzun yüzyıllardan bu yana ilişkide olmuş;
hatta, bu uzun yılların büyük kesitinde iyi ilişkide olmuş iki ülkedir, iki
medeniyettir ve Fransa ile Türkiye’nin tarihinde, hem de yakın tarihinde, çok güzel
örnekler de mevcuttur. Şunu da belirtelim, biz, elbette, Fransız Halkını hedef olarak
almıyoruz ve almayacağız. Böyle bir düşmanlık yaklaşımı içinde olmak bize
yakışmaz ve elbette olmayacağız; ama, herkes şunu b ilmelidir ki, Türkiye’ye kötülük edeni, Türkiye,
unutacak değildir. Türkiye, bu kötülüğün karşılığını da akıl çerçevesinde,
sükûnetle, kararlılıkla elbette verecektir. (DSP sıralarından alkışlar) Üstelik,
Fransa tekin memleket değildir. Bunu Fransızların, Fransız hükümetinin... Çünkü, bizim böyle
Fransa’ya düşmanlık, Fransız Halkı... Böyle bir şey bize yakışmaz ve biz bunu
düşünmeyiz dahi. Bu olayın gelişmesinde rol alan ya da buna mani olmayan Fransız
yöneticileri şunu bilmelidir ki, yaptıkları hareket, Fransa özelliğindeki bir ülkede fevkalade tehlikelidir;
çünkü, Fransa, Ermeni terörizminin çok canlı olduğu bir memlekettir. Fransa’da,
geçmişte, 6 Türk diplomatı Ermeni teröristleri tarafından şehit edilmiştir. Malum
Orly katliamında 8 Türk ve Fransız vatandaşı öldürülmüştür. Fransa tekin memleket
değildir; çünkü, bütün Avrupa’da, yabancı düşmanlığının, Türk
düşmanlığının, Müslüman düşmanlığının en etkili olduğu ülke, maalesef,
Fransa’dır. Bütün Avrupa’da, bu düşmanlık üzerine bina edilmiş partiler
içinde en güçlüsü,
Fransa’daki Le Pen’in partisidir. Fransa’da, böyle şakalar, böyle oyunlar yapmaya
gelmez; yarın öbür gün, bütün Fransa’da bir terör dalgasının yükselmesine,
Fransızlar tanık olur.
Tabiî, Türkiye olarak, Sayın Fransız Büyükelçisini çağırdım
ve ilk gece söyledim, bizim, Fransa’da yaşayan 300 000’den fazla vatandaşımız
mevcuttur. Bu tarz düşmanlık belgeleriyle, bu tarz yanlışlarla, kışkırtıcılık
olarak bunu algılayan sapıklarla, o vatandaşlarımızın hayatı, o
vatandaşlarımızın can güvenliği, mal güve nliği, bir yerde tehlikeye girmektedir ve bunun sorumlusu,
bundan doğabilecek bir hadisenin sorumlusu, doğrudan doğruya, bu yanlış kararı
teşvik eden, alan ve mâni olmayan kimseler olacaktır.
Şimdi, Türkiye olarak biz ne yapacağız; dediğim gibi, bir defa
yanlış yapmayacağız; yani, bir düşmanlık havasına girmek, tepki göstereyim derken
kendi menfaatımıza ziyan vermek; bunları, elbette yapmayacağız. Fransız halkı,
bütün halklar gibi bizim dostumuzdur, bu bilinçle hareket edeceğiz. Ancak, şunu da
söyleyeyim, Türkiye
olarak biz, meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız ve kullanmaktayız. Meşru
müdafaa hakkı, yani, Türkiyemizin, devlet olarak, devlet düzeyinde aldığı ekonomik
kararlar; bunları alırken, elbette, bize, böyle, hemen bir düşmanlık
sergileyebilmiş parlamentoların
insafına, Türkiye olarak, elbette, biz, savunmamızın en önemli alımlarını itimat
etmeyeceğiz. Elbette, biz, ekonomik büyümemizin, haberleşme sistemlerimizin en önemli
unsurlarını, bize düşmanlık edebilen ve bu düşmanlığa mâni olamayanların,
yarın, öbür gün ne
yapacağını kestiremediklerimizin insafına ve tercihine bırakmayacağız. Elbette,
Türkiye olarak, meşru müdafaa hakkımızı, kendi ekonomimizi, kendi insanımızı
koruma hakkımızı, sonuna kadar kullanacağız.
Sayın milletvekilleri, biz, haklıyız; bu konuda, bu davada, haklı
taraf biziz; vicdanen haklıyız, tarih bakımından haklıyız ve biz, hiçbir şekilde,
bu haklılığımız görülmedi diye, kimilerinin istediği, beklediği yanlışlara da
düşmeyecek kadar akıllı bir milletiz ve Türkiye’nin hakkını da, Türki ye’nin hukukunu da, kimselere
yedirmeyiz. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
Türkiye’ye düşmanlık politikası gütmekten, Türkiye’ye
karşı düşmanlık hareketlerinin yapılmasına mâni olmamaktan, bugüne kadar, kimse
bir şey kazanmamıştır. Bugüne kadar, Türkiye’ye düşmanlık yapan, bu
düşmanlıktan kazanmamıştır; Türk Halkına yanlış yapan, Türk Halkını rencide
eden, haksızlık yapan, bundan kazanmamıştır. Biz, Fransa’nın, bu yanlışı
yapanları doğru yola getirmesini, bu yanlıştan ders çıkarmasını ve geleceğe
dönük b ir siyah
lekenin iki ülke arasında genişlememesini istiyoruz ve şunu da söylüyoruz: Türkiye
olarak, biz kendimize güvenmekteyiz, biz tarihimize güvenmekteyiz, öyle, eski tarih
şimdikileri ilzam etmez falan gibi lafları biz kabul etmiyoruz; biz, bin yıllık tarihimizin en iyi tarafıyla da,
iyi olmayan tarafıyla da sahibiyiz; ama, bu meselede, bizim çekinecek, utanacak,
sıkılacak hiçbir tarafımız yoktur. (DSP, MHP, ANAP ve FP sıralarından alkışlar)
Saygılar sunuyorum efendim. (DSP, MHP, ANAP ve FP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan. |
KAYNAK: TBMM TUTANAKLARI (23.1.2001 - 47.
BİRLEŞİM)
mb-bilgi@dumlupinar.edu.tr |