[Ana Sayfa] [Amaç] [Fotoğraflarla Gerçekler] [Çalışma Odası] [Strateji] [İletişim Odası]

ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLERİN BELGELERİ

Dr. Hüsamettin YILDIRIM

BELGELER/METİNLERİ:

ERMENİ VAHŞETİ

Belge No : 2068

Üçüncü Ordu-yu Hümayun Kumandanlığı Ordu Karargahından Erkân-ı Harbiye

Şube : 1

Numara Zâtidir Şifre Başkumandanlık Vekâlet-i Celilesine

19.3.34 (19 Mart 1918) Ermeniler kıtaatımız yetişinceye kadar Erzurum'da-hayli mezalim ika etmişlerdir (yapmışlardır).
Erzurum'daki kıtal (11) (soykırım) ve bilhassa Erzurum'a taarruzdan bir iki gün evvel bütün şiddet ve kuvvetini gösteriyor. Şimdiye kadar nefs-i Erzurum'da (merkezde) 2.127 İslam cesedi defn edilmiştir. Bunlar kâmilen erkektir. Cesetler üzerinde balta, sün-gü, mermi yarası vardır. Bazı cesetlerin ciğerleri çıkarılmış, gözlerine sivri kazıklar sokul-muştur. Şehrin muhtelif aksamınd
a (kısımlarında) başkaca ecsada (cesetlere tesadüf edilmektedir. Miktarı ayrıca ve peyderpey arz edilecektir.

İmza (Lütfü)

Kapatıldı 19.3.34 (19 Mart 1918) (11) General Odeşilitze'nin Erzurum'u terkini müteakip başlıyor.

Arşiv No . 1 Dolap No : 113 Göz
No : 3 Klasör No : 525 Dosya No : 2050 Fihrist No : 70

Ermenilerin Faaliyetleri Hakkında Patriğe Yazı

Belge No: 1824 Osmanlı Ordu-yu Hümayun Başkumandanlığı Vekâleti
Şube : 1
Hususi 26 Mart 331
Ermeni Patrikliği Canib-i Âlilerine

Rütbetlü Efendim Hazretleri

Malumat ve teşrihat-ı âliyeleri yedimizde mevcut vesaik ile tevafuk et-miyor. Maahazâ derç buyurduğunuz vekayi hakkında kumandanların na-zar-ı dikkatini celbettim ve ahali hakkında rıfk ve adaletin hakkıyle tatbiki hususundaki nokta-i nazar-ı hükü
metin şiddetle muhafazasını yeniden te'kid eyledim.

Muhlisiniz Ermeni Milleti'nin vatandaşlığına ve Vatan-ı Osmanî'ye olan merbutiyet ve sadakatına bilhassa pek ziyade itimat ve atf-ı kıymet ediyorum. Bu esaslı itimadımı mahufaza musır ve cabitim. Ancak v
atanımızın aksay-ı meratibine irtika etmiş bir recül-ü millet olarak tasdik buyuracağımıza şüphe yoktur ki iğfalat-ı ecanibe firifte olan bazı sebük-mağzân mateessüf mevcuttur. Bunların izhar-ı mâ-fil-zamir için dürüst vesaite tevessül ettikleri ayandır bunlara karşı hükümetçe, vesait-i şedide-i tedibiye kullanılmasında, Vatan-ı Osmani'nin muhafazası için mateessüf ıztırar hasıl oluyor. Bu ıztırar gayri kabili içtinap olduğu zamanlar hisset-tiğimiz teessür ve elemi tarif edemem.

Milletin ileri gelenleri ne
sayihinizi hakkıyle tutarak bu kabil ecanip hadimlerinin ademi kabulüne, ve takibat-ı hükümetin yalnız onlar aleyhine hasrına cidden çalışsalar pek çok taşkınlıklar hadis olmadan itfa edi-lebilir.

İkaz ve irşat için ve efrad-ı vatan arasındaki vifak ve sa
mimiyeti tenmiye ve ilâ için zat-ı âlilerinin mesai ve hidematı daima kıymettardır. Hidemat-ı mezkure-i hayriyenin devamına ve asar-ı meşküresine itimad ile intizar ve bu vesile ile de teyid-i ihtiram eylerim efendim hazretleri.

Ermeni Patrikliği Yüksek
Katına Sayın Bay

Verdiğiniz bilgi ve etraflı açıklamalarınız elimizdeki belgelere uymamaktadır. Bununla beraber bildirdiğiniz olaylar hakkında komutanların konuyu incelemeleri gerektiğini bildirdim. Ahali hakkında tatlılık ve adaletle ve tam olarak uygula
nması şeklinin hükümetin görüşü olduğunu önemle saklanmasını, daha önce yazılanları yeniden bildiririm.

Kurtarılan Ermeni milletinin vatandaşlığına ve Osmanlı Vatanı'na olan bağlılık ve dostluğuna özel olarak pek ziyade güveniyor ve kıymet veriyorum. Bu e
saslı güvenimi saklı tutuyor, direniyor ve kararımdan vazgeçmiyorum. Ancak vatanınızın en yüksek kademelerine yükselmiş, becerikli bir insan olarak kabul buyuracağınıza şüphe yoktur ki yabancıların kandırmalarına uyan bazı akılsızlar yazık ki vardır. Bunların gönüllerindekilerini meydana çıkarmak için kaba vasıtalara başvurdukları meydandadır. Bunlara karşı hükümetçe, terbiye için sert hareket edilmesinde, Osmanlı Vatanı'nın korunması için esef olunurki zorunluk hasıl oluyor. Bu zorunluluk kaçınılmaz olduğu zamanlar duyduğumuz sancı ve içlenmeyi anlatamam.

Milletin ileri gelenleri öğütlerinizi hakkıyla tutarak bu türlü dış yardakçıları benimsemeyerek ve hükümet kavuşturmasının yalnız onlara karşı olmasına gerçekten çalışsalar pek çok taşkınlıklar meydana ge
lmeden söndürülür.

Aklım başıma toplama ve doğru yolu gösterme için vatan evlatları arasındaki aynı düşünce ve gönülden istemi yükseltmek için yüksek kişiliğinizin hizmet ve çalışmalarınız daima kıymetlidir. Adı geçen hayır hizmetlerinin sürdürülmesine ve
geleneklere teşekkürle güvendiğimi bekler ve üstün saygılarımı sunarım.

Arşiv No: 1/1 Dolap No: 101 Göz No: Klasör No: 13 Dosya No: 63 Fihrist No: 4-2, 4-3

Ermeni Patrikliği Hakkında

Belge No : 2004

Hasankale
9.12.31 (22 Mayıs 1915)
Başkumandanlık Vekaletine
"Şifre"
26.1.31 (8 Nisan 1915)

Ermeni Patrikliği'nin müddeiyatı (iddiaları) hakkında tahkikat icra edildi. Bişare Çeto gönüllü olarak Azerbaycan'a gitmiş ve üç ay evvel şehit olmuştur. Mehmet Emin ise Azerbaycan'a giderken Ermenilerin pusıısuna
uğramış ve elyevm (bugün) hanesinde oturmakta bulunmuştur. Van Vilayeti dahilinde hiçbir karye (köy) kahyası jandarmalar tarafından katledilmemiştir. Bir çocuğun öldürüldüğü iddia olunan Zifo namında bir kar-yenin vücudu yoktur. Tercan muteberanından (ileri gelenlerinden) üç Ermeni'nin katli ve Bayburt'ta da silah toplamak bahanesiyle Ermeniler hakkında her türlü taaddiyat (düşmanlıklar) ve tazyikat icrası (baskılar yapılması) ve para taleb edilmiş olması mesele-si Bekir Sıtkı Bey kumandasındaki gönüllü taburunun nahiye müdürü ile birlikte Bay-burt'un Pülür Nahiyesi'nde üç dört köyde taharriyat (arama) icra ederek 52 silah müsa- dere edilmiş olmasından münfail (gücenmiş) alan ahalinin isnadatından (iftiralarından) ibarettir. Suşehri'nin Pörek Karyesi (köyü) Ermenileri de 12 Şubat ta (25 Şubat 1915) oradan geçen gönüllü ve gayrı müsellah (silahsız) efrada tecavüz ve vilayetten gönderilen kuvve-i tedibiyeye (güvenlik kuvvetlerine) de ateş ederek iki kişinin mecruhiyetine (ya-ralanmasına) sebebiyet vermişler ve bittabi müfreze tarafından mukabele ile tenkil (uzaklaştırılarak) ve karyeden 139 tüfenk, 95 asker firarisi, 25 maznun (zanlı) elde edil-miştir. Binaenaleyh müddeiyat-ı sairede (diğer iddialarda) bu gibi hakikatin muhalif-i ekazip ve tasniatdan (yalan ve uydurmadan) mürekkep (oluşan) ve Hükümete isnad-ı mesuliyet (suç yükleme) emelinden münbais olduğu (ileri geldiği) anlaşılmış ve binaena-leyh Patrik Efendi'nin istihbaratı sıhhate gayrı makrun bulunmuştur (doğruya yakın bulunmamıştır).

Elyevm Ermeniler, S
ivas Vilayeti'nde kısmen ve Van Vilayeti'nde tamamen hal-i isyan ve kıyamda (ayaklanmada) bulunmaktadırlar. Diğer vilayettekilerin de vakt-i münasibde (uygun zamanda) bunlara piyrev olacakları (uyacakları) tabiidir. Vilayat-ı mezkûreden (adı geçen illerden) ve taraf-ı aciziden vekâyi-i yevmiye (tarafımdan günlük olaylar) hakkında takdim olunan telgrafnameler Ermenilerin iddia ettikleri veçhile mu-kabele-i bilmisil veyahut jandarmaların zulüm ve taaddiyatına karşı müdafaa-yi meşrua-i anelnefs (haklı nefıs müdafaası) halinde olmayıp, mütearrız ve müteaddi (saldırgan ve düşman) vaziyetinde olduklarını aynen irae etmektedirler (göstermektedirler).

Taarruzat-ı vakıanın evvelce mürekkep (planlanmış) ve Taşnaksiyon vesair komite-ler tarafından müstahzar (hazırlanmış) ve esliha-ı Iazime müddehar (gerekli silahlar depo-lanmış) olduğu ve muhtelif kazalarda ihtilal heyetleri müteşekkil (kurulmuş) olup, ordu-nun gerisinde ika-yı şuriş edecekleri (kargaşalık çıkaracakları) Sivas Vilayeti'nin tahki-katından anlaşılmış ve
Ordu-yu Hümayun'daki Ermeni efradının kamilen (tamamen) düşman tarafına veyahut memleketlerine firarı ve Van Vilayeti'nin vekayi-i ahiresi (son olayı) tahkikat-ı mezkurenin (anılan soruşturmanın) sıhhat ve isabetini müeyyed (doğrulayıcı) bulunmuştur. Binaenaleyh vatan-ı müşterekenin muhafazası için silah altında bulanan Ermeni efradının firarı ve Ordu-yu Hümayun'un hal-i harbde bulunduğu esnada Van Vilayeti'nde zuhur eden kıyam ve isyan ve Sivas Vilayeti'nde meşhut olan asar-ı kıyam (görülen ayaklanma belirtileri) Ermenilerin hükümete ihanetle düşmanla müşareket (işbirliği) ve düşmana hizmet ve muavenetlerini (yardımlarını) ispat etmekte bulun-muş ve muhafaza-yı hayat ve mevcudiyet için vatana hiyanetle kıyam edenleri kemal-i şiddet ve süratle tedib ve tenkil (uzaklaştırma) mecburiyet-i elimesi karşısında bulunul-muş olduğundan, 7 ve 8 Nisan tarihli telgrafnamelerle arz olun olduğu veçhile bütün eli silah tutanlardan icabında istifade olunması ve 46 : 50 yaşındaki efradın taht-ı silaha ahzı (silah altına alınması) ve tedabir-i saire-yi tedibiye ittihazı (diğer güvenlik önlemle-rinin alınması) vilayata ve kolordu vekâletlerine işar edilmiş (bildirilmiş), ahali-i mutia ve sadıka ile aceze rencide edilmeyerek (devlete bağlı sadık halk ile güçsüzlerin incitilme-yerek) hükümete karşı silah bedest isyan olan (silahlı olarak isyan eden) hainlerin bilâ-merhamet (acımaksızın) son ferdine kadar imhasına karar verilmiştir. Rehin-i tasvib.i samileri buyurulduğu (Uygun gördüğünüz) halde hususat-ı maruzanın (arz edilen konu-ların) Ermeni Patriği Efendiye tefhimi (anlatılması) ve hain-i muhbirlerini havadis-i kâtibeleriyle (uydurma haberleriyle) ref-i şikayet (şikayetlerini büyütme) yerine vazife-i ruhaniyesi dalalette olanları irşad (dinsel görevi yanlış yolda olanları aydınlatma) oldu-ğundan Ermeni Milletinin ikazına ve tarik.i itaat ve sadakate ircaına delalet (itaat ve sadakat yoluna getirilmesine üncülük) eylemesini emrü tenbih buyurmalarını istirham eylerim.

İmza (Îzzet Sami ) İmza (Mahmut Kamil)

Ermeni İleri Gelenlerinin Karar ve Telkinleri

Belge No : 1893

Bitlis Valisi Mustafa Bey' den mevrut (gelen)

5 Eylül 330 (18 Eylül 1914) tarihli;şifre mahlulüdür (çözümüdür)

Ermeni mütefekkirini (düşünürleri) arasında son günlerde verilen kararları icra edilen telkin at : Harp ilanına kadar sükûn ve itaatkârını muhafaza etmek ve harp ilan edilirse ordudaki efradın (erlerin) silahlarıyla düşman tarafından iltica eylemeleri (sığınmalı) ve ordumuz ilerler sükûnetle itaatin muhafazası ve ordumuz ricat geçerek silahlanıp çete haline geçerek, muvuedat ve münasabatı i;kâl eylemeleri merkezinde (gidişgeliş ve ili;. kileri güçlendirmek yolunda) bulunduğu istitlaat-ı mahsusa-i mevsukaya müstenid (belge-lenmiş özel bilgilere dayalı) olduğu Muş Mutasarrıflığından bildirilmiştir.

Şube : 2/6 (19) Minh (da)

Şubece malûmat hasıl olmuş ve icrayı icabı zımnında (gereği yapılmak için) 1 nci Şube' ye tevdi edilmiştir.
2 nci Şube Müdürü A. Muhtar


Arşiv No :4/3671 Dolap No : 163 Göz No :1 Klasör No : 2811 Dosya No :26 Fihrist No : 28

 Ermeni Komitacıların Kararları

.Belge No : 1903

Osmanlı Orduy-u Hümayunu Başkumandanlığı Vekâleti Şube
Numara Birinci formadan "mabad" (Birinci formanın sonu)

Türkiye'nin an-ı izmihlâli (yok olma anı) yaklaştığı her tarafta ilana başlanıldı. İstanbul'da akdedilen büyük kongrenin netayicini (sonuçlarını) bildirmek ve icap eden tertibatı ittihaz etmek (almak) üzere Mebus Papasyan ile Viremyan Erzurum'a geldiler. Kafkasya'dan vürud eden (gelen) Taşnak murahhasları (delegeleri) dahi hazır olduğu halde Erzurum'da bü
yük bir içtima akdettiler (toplantı yaptılar).

Rusların Memalik-i Osmaniye'den (Osmanlı ülkelerinden) zapt edecekleri araziyi Ermenilere vererek. istiklallerinin temin alınacağı hakkında Ruslarla tespit edilen suret-i itilaf (uyuşma şekli) Erzurum içtimaı
nda tezekkür edildi (konuşuldu). Kongre Rus-Er-meni itilafını tasdik ve hulasaten atideki mevad (özetle aşağıdaki maddeler), komitelere bildirilmek üzere taht-ı karara (karar altına) alındı.

7 - Harp ilanına kadar sükûnet ve itaatlarını muhafaza etmek (ko
rumak), fakat; bu zaman zarfında Rusya'dan gelecek ve dahilden tedarik olunacak silahlarla mücehhez bir hale girmek;

2 - Harp ilan edilirse Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) silahlarıyle Rus Ordusu'na iltihak etmek (katılmak);

3 - Türk Ordusu iler
lerse sükûneti muhafaza etmek;

4 - Türk Ordusu ricat eder veyahut ilerleyemeyecek bir hale gelirse çeteler derhal ordu gerisinde-ellerindeki program veçhile-hal-i faaliyete geçmek. Kongre mukarreratı nı (kararlarını) ittihaz ettikten ve dağıldıktan sonra
Mebus Viremyan, Erzurum Valisi nezdine (yanına) giderek, atideki teklifatta (aşağıdaki önerilerde) bulundu :

"Hükümet-i Osmaniye Rusya'ya ilan-ı harp ettiği takdirde ve Osmanlı Ordusu'nun Kafkasya'ya tecavüzü halinde, oradaki Ermenilerin Türklerle tevhid-
i mesai etmelerinin (birlikıe çalışmalarının) teminini propaganda etmek üzere Hükümet-i Osmaniye'nin Ermenistan'ın teşkiline dair vaad-i kavide bulunması (sağlam söz vermesi) ve vaadini bilfiil izhar etmesi (eylemli olarak göstermesi) lazımdır."

Viremyan
yukarıdaki dört nuddelik kongre mukarreratını imza ettikten ve kongre-yi dağıttıktan sonra "Erzurum" valisine olan bu sureti müracaatı iki gayenin istihsali (elde edilmesi) maksadına mebni idi:

1 - Hükümet-i Osmaniye galip geldiği takdirde amal-i milliyeyi istirdat (ulusal emelleri kurtarmak;

2 - Hükümet-i Osmaniye'yi iğfal ile (yanıltarak) Ermeni teşkilat-ı hafiyesinin (gizli örgütünün) tarassut ve tecessüsten masuniyetinin (gözetleme ve araştırılmadan ko-runmasının) temini.

Viremyan ve Paparyan Erzurum
'daki işlerini bu suretle hallettikten sonra Taşnak komitesi rüesasından (reislerinden) birkaçı ile Muş'a tabi "Çankeli" Manastırı'na giderek etraftaki Ermenileri davet ile kongre mukarreratını tebliğ ettiler. Papasyan, Muş ve civa-rını idare etmek üzere Muş'ta kaldı. Viremyan rüfekasiyle (arkadaşlarıyla) Van'a gitti.

Üçüncü Ordu'da yukarıda cereyan eden mukarrerat istihbar ediliyor (duyuluyor). Vali ve maiyyet kumandanlarına müteyakkız (uyanık) bulunulması emir ve tenbih olu-nuyor.

İlan-ı harbe kadar Erm
enilerin Rusya'da ve Türkiye'de ittihaz ettikleri tertibat (aldıkları önlemler) hakkında Üçüncü Ordu'ya vürud eden malumat :

1 - Hudut şarkındaki "Rusya dahilinde" kura ve kasabatta (köyler ve kasabalar-da) bulunan İslam haneleri taharri edilerek (aranara
k) silahlar müsadefe olunuyor (zorla alınıyor) ve bu silahlar Ermenilere tevzi olunuyor (dağıtılıyor).

2 - Hudut garbında "Türkiye dahilinde" ve hasseten (özellikle) hududa civar (yakın) kura ve kasabatta bulunan Osmanlı Ermenilerini teslih etmek (silahla
ndırmak) üzere "Oltu", "Sarıkamış", "Kağızman", "Iğdı" mevaküne külliyetli esliha (mevkileri-ne çok miktarda silahlar), cephane ve bomba depo edilmekte olduğu; "Van" ve "Bitlis" vilayetine tevzi edilecek esliha (dağıtılacak silahlar) ile atiyen ahzedilecek tertibatın tekarrürü (gelecekte alınacak önlemlerin kararlaştırılması) için Rus generallerinden Loris Milikof'un oğlunun, yanında Taşnak rüesasından Melkon ve Ohannes olduğu halde "Abaga" tarikiyle (yoluyla) 27 Eylül 330 (10 Ekim 1974)'da Van'a gittikleri haber alını yor.

3 - Rusya nın İran konsolosları, İran'daki Ermenilere de Türkiye'den zaptedile-cek mevkide (yerlerde) Ermenistan tesisi vaadinde bulunarak, İran Ermenilerini ve has-saten "Rumiye" ve "Selhas"daki Ermenileri teslih ile hudut dahiline sevk
ettikleri anla-şılıyor.

4 - Kafkasya ve Türkiye Taşnak komitesi rüesasından bir kısmı, hudut civarında ber-vech-i ati (aşağıdaki) sürette Ermeni çete teşkilatını vücuda getiriyor.

.a. Kısm-ı azamı (büyük kısmı) "Pasinler", "Erzurum", "Eleşkirt", "Hınıs". Malaz-girt Ermenilerinden ve asker firarilerinden olmak üzere altı bin Ermeniyi Kağızman'da içtima ettirerek Rus hükümeti tarafından teslih (silahlandırıp) ve Rus memurini (memur-ları) ve Ermeni rüesası vasıtasiyle ahali-i müsellehadan (silahlı ahaliden) da tekâlif-i har-biye (savaş yükümlülüğü) suretiyle iaşeleri alınarak üç bin beş yüzünün İran Azerbaycanı' na 18 Teşrinievvel 330 (31 Ekim 1914)'da gönderildiği ve mütebakisinin (geri kalanının) Kağızman'da kaldığı tahakkuk ediyor.

b. "Oltu", "Kars", "Sa
rıkamış"tan ve Trabzon vilayetinden firar eden Ermeniler-den bin beş yüz kişilik bir süvari çetesi teşkil olunarak bunun bini "Bayezid" ve havalisi-ne geçmek üzere "Iğdır" mıntıkasına ve beş yüzü de "Hodicor' mıntıkasına gitmek üze-re Oltu'ya gönderildiği mevsukan istihbar ediliyor (gerçek olarak haber alınıyor).

c. Kısm-ı azamı "Bayezid", "Van" ve "Bitlis" Ermenilerinden ve asker firarilerin-den ve Iğdır havalisi Ermenilerinden olmak üzere altı bin Ermeninin Iğdır'da tecemmü ederek (toplanarak) çete halin
de tefrik ve taksim olunarak (ayrılıp ve bölünerek) teslih edildikleri Rus hudut bölükleri efradından iltica eden Ruslarla ve menabi-i saireden (di ğer kaynaklardan) alınan malûmatla sübut buluyor (meydana çıkıyor).

d. Makû'nun "Koni" cihetlerinde bulunan
"Biyecek" Kilisesi'nde Ermeni çete teşkilatının icra edilmekte olduğu ve Selhas'ta teşkil olunan çetelerle "Van"a gelecekle-rinin tahakkuk ettiği anlaşılıyor.

5 - "Kars", "Sarıkamış", "Kağızman" mıntıkalarında teşkilata memur olanların meşhur Ermeni serg
erdelerinden "Antranik", Bayburdlu "Erşan", Bitlisli "Aram"; Iğdır ve havalisindeki teşkilata memur olanlar da Erciş'te öteden beri eczacılık eden eczacı "Rupen Mığırdıçyan". "Toros Karakaşyan", "Portakalyan" ve Bayezid Taşnak Muah-hası "Surpin" olduğu tebeyyün ediyor (anlaşılıyor).

6 - Türk Ordusu'nun ahval ve harekatından daimi surette Rus Ordusu'nu haber-dar etmek üzere Trabzon'da, Erzurum'da, Muş'ta, Bitlis'de, Van'da ve daha gerilerde de Sivas'ta ve Kayseri'de birer casus bürosunun teşkil kılındığı ta
hakkuk ediyor.

7 - Hudut'tan geçirilen esliha ve mevadd-ı nariyeden (ateşli maddelerden) fazla kalanlarının Karahisar, Sivas, Kayseri depolarına idharı (depolandığı) anlaşılıyor.

8 - Sahilden icap eden mevadd-ı hariye ve infılakiyenin Türkiye'ye idhalini
temin ve Karadeniz sahilinin T'ürklere ait kısmındaki Rum ve Ermenilerden istifade ile ihtilal ve kıyamı (ayaklanmayı) temin etmek ve Türk Ordusu'na dair vasi (geni;) malümat alınmak üzere Batum'da Rus, Ermeni ve Rumdan mürekkep (oluşan) olmak üzere bir icraat ko-mitesinin teşekkül ettiği tebellür ediyor (beliriyor).

a. Rusya ile ilan-ı muhasamata (harp ilanına) kadar Türkiye dahilindeki Ermenilerin tavır ve hareketine dair Üçüncü Ordu'nun o zamana ait dosyalarında hulasaten (özetle) şu gibi vakayie (olaylara) tesadüf edilmektedir.

1 - Ermenilerden kınunen silah alnna gelmeleri iktiza eden (gereken) efntnn Kıradeniz sahilinde Hopa-Erzurum~Hınıs-Van hattı şarkındaki kura ve kısabacnki Ermenil<rin kısmı~ı azamı davete icabet etmeyerek Rusya'daki teşkilata da
hil olmak üıere hududun;arkına geçtikleri görülmektedir.

2 - Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkası'nın (Tümeni'nin) tecemmü mıntıkası (toplan-ma bölgesi) olan Yağan Işığı-Yanan Köprüköy hanına gittiği 20 Eylül 330 (3 Ekim 1914)'da Köprüköyü'nde Manuk oğlu Ovani
s'in hanesinde ve Yağan'da Papas'ın bulunduğu hanede külliyetli (çok sayıda) Rus silahı meydana çıkarıyor. Ve aynı zamanda Hasankale'de de birkaç hanede depo edilmiş Rus eslihası bulunarak failleri divan-ı harbe tevdi olunuyor ki kongre mukarreratının birinci faslı tezahür ediyor.

3 - Yumra Nahiyesi'nin İzaska Karyesi'nden Ekşi oğlu Strak, veled-i Aralik'in kumandası altındaki yirmi beş kişilik çete ile Hodicor mıntıkasında tenha yerlerde tesa-düf ettikleri İslamları katlettikten sonra 5 Teşrinievvel 330 (
18 Ekim 1914)'da Trabzon' dan Erzurum'a gelmekte olan postaya Gümüşhane civarında taarruz ederek, sürücüyü katl ve postayı gasbla savuştuğu ve takibat neticesinde avenesinden (yardımcılarından) birkaç kişi elde edilerek, divan-ı harbe tevdi edildiği ve bunların yukarıda zikredilen Oltu'ya gelen çete efradından oldukları tebeyyün ediyor (belli oluyor).

4 - "Hehas", "Kötek", "Mecingerd", "Pasin Kara Kilisesi", "Gürcü Bulak" ve daha cenubundaki hudut karakollarımızın karşısında bulunan Rus postaları yerine Er
me-ni çete devriyelerinin kaim oldukları görülüyor ve Pasin Kara Kilisesi Hudut Taburu'ndan silahı ile firar eden Malatyalı Keğork'un yirmi altı ile Gürcü Bulak cihetinden yap-tığı baskın ve Kötek Hudut Taburu'na Karaurgan cihetinden Ermeni çetelerinin yapmak istediği taarruz ve eczacı Rupen ile Bayezidli Sürpen'in "Moson" civarından beş yüz mevcutları ile yaptıkları baskınlar Rus ve Osmanlı ihtilafatının (anlaşmazlıklarının) bir an evvel hudusunu (meydana gelmesini) temin ve Rus Ordusu'nun piştarını (öncüsünü) teşkil edecekleri anlaşılmış idi.

5 - Kıtaatta bulunan ve hassetten hudut taburlarında ve hududa civar (yakın) bulunan kıtaattaki Ermeni efradından bir kısmının silahlariyle firar ettikleri ve Rusya'ya geçtikleri tahakkuk ediyor.

6 - Köylere tebdil
-i hava (hava değişimi) suretiyle giden veyahut münferit suretle (tek olarak) yakalanan Müslüman askerlerinin Ermeni köyleri civarlarında katledildikleri görülüyor. Ve hatta Lazistan ve Havalisi Kumandanlığı'na merbut (bağlı) Mantelli Bataryası
Mülazım-ı
evveli Sabri Efendi'nin "Hosmasa" Karyesi'nde ikamet etmekte olduğu hane sahibi Ermeni Bedros tarafından suret-i feciada (korkunç şekilde) parçalanarak evin bahçesine gömüldüğü ve bir hafta sonra meydana çıkması üzerine Bedros'un derdes-ti (yakalanması) için giden jandarmalara istimal-i silahla, yakalanacağı anlaşılır anlaşılmaz intihar ettiği tahakkuk ediyor. Bu suretle rüfeka-yı melaneti (suç ortakları) meyda-na çıkamıyor.

Bu ve buna mümasil (benzeyen) birçok vekayi-i münferide (tek tük olaylar) taad-dü
t ve tekessür (çoğalıp artıyor) ediyor.

Yukarıdan beri tadad edilegelen (sayılan) ihzarat ve tertibattan (hazırlık ve düzenden) dahilde büyük bir hareket-i ihtilaliyenin (ihtilal hareketinin) hazırlanmakta olduğu Üçüncü Ordu'ca anlaşılmış idi. Esasen tertibat-ı ihtilaliyenin uzun zamandan beri lazım gelen mahallerde ihzar edildiği (hazırlandığı) ve muktezi esliha (gerekli silahlar), mevadd-ı nariye (ateşli maddeler) ve infılakiyenin (patlayıcının) idhar edilmekte (depo-lanmakta) olduğu cereyan-ı halden istidlal ediliyordu (kanıtlarla anlaşılıyordu). Aşağıda sırası geldikçe zikredileceği veçhile vilayat-ı şarkiyede (doğu illerinde) başlıca ihtilal merakizi (merkezleri); "Van", "Bitlis", "Erzurum", "Karahisar", ve ikinci derecede ol-mak üzere "Sivas", "Kayseri", "Diyarbekir" intihap (seçilmiş) ve buralarda müfettiş-i umumiler, harp kumandanları, çete reisleri tayin ve tesbit edildiği ve seferberlik ilanında bütün Taşnak şuabatına (şubelerine), on üç yaşına kadar olan erkeklerin komiteye aza (üye) kayıt ve teslih edilmeleri emir ve tebliğ olunduğu Sıvas vakayii akabinde (olayları sonrasında) Ermenilerin divan-ı harbdeki ikrarlarından (itiraflarından) anlaşılmış idi.

Merkez-i ihtilal olan mevaki (yerler) tetkik edilecek olursa menzil hututunun (ik-mal hatalarının
) geçmekte olduğu başlıca nukatın (noktaların) intihap edilmiş olduğu gö-rülür. Esasen Hükümet-i Osmaniye ilan-ı seferberide (seferberlik ilanında) jandarma kuv-vetinin büyük bir kısmını seyyar orduya almış, Kürt menatıkı (bölgeleri) ikinci sınıf jan-darmalara terk etmiş idi. Vuku bulacak ihtilal, ordudan bir kısım kuvvetin Kürtlere sev-kini istilzam edecek ( gerektirecek) ve hatta denilebilirki orduyu elim bir vaziyete sokacak idi.

Vaktaki Rusya ile ihtilafat (anlaşmazlıklar) başgösterdi ve Rus Ordusu'nda
n bir kısım kuvvetin hududu tecavüz ettiği görüldü. Rus Ordusu'ndan bir Plaston Livasiyle (Tugayı ile) Birinci Kazak Süvari Fırkası'nı ve bunların ilerisinde ve Oltu, Sarıkamış, Kağızman mıntıkalarında teşekkül eden Ermeni çetelerinin yanına makinelitüfek, top terfık ederek (katarak) İd, Kötek, Pasin Kara Kilisesi, Bayezid istikametlerinde sürdü, Bu çeteler geçtikleri İslam köyleri emvalini (mallarını)nehib ve garet (çapul ve yağma),beşikteki çocuğuna varıncaya kadar katl ve imha ederek ilerliyorlardı.İrtikap ettikleri fecaat ve fezahatı(yaptıkları yürekler acısı edepsizlik ve alçaklığı) işiten gerilerdeki köyler kadın ve çocukları hanelerini haliyle terk ederek gerilere firar ediyorlardı. Az zaman zarfında Erzurum, Bitlis, Van birer merkez-i sefalet oldu. Esasen bu köylerdeki İslam ahalinin gençleri silah altına gelmiş; mütebaki (geri kalan) ihtiyar, kadın, çocuk ve aceze (düşkünler) de ya Ermeni zulüm ve vahşetine kurban olmuş veyahut gerilerde sefaletle terk-i hayat (ölmüş) eylemiş idi.

On Birinci Kolordu
'dan gönderilen Ermeni mezalimi kaydedilecek. İkinci Şube henüz bulamadı. Üçüncü Ordu'nun müsveddesi Sadık Bey'dedir. Muhacirin Komisyonu' ndan (Göçmenler Komisyonu'ndan) alınacak liste de buraya geçecektir.

İlan-ı harp zamanında Kafkas Cephesi'ndeki Osma
nlı Ordusu'nun vaziyeti :

Üçüncü Ordu nizam-ı harbine (kuruluşuna) dahil olan kıtaat; Dokuzuncu, On Birinci ve Bağdat'dan gelecek olan On Üçüncü Kolordular'la Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkaları (Tümenleri) ve İkinci Nizamiye Süvari
Fırkası ve teşkil olunacak Van ve Erzurum Jandarma Fırkaları'ndan ibaret olacak idi. Kısmen seferberlik-lerini ikmal eden bu kıtaat tamamen tahaşşüt (toplanma) mıntıkasına gelememişlerdi. Üçüncü Ordu nizam-ı harbine dahil olup yukarıda beyan olunan kıtaat, merbut bir nu-maralı krokide gösterildiği veçhile kısmen yürüyüşte ve kısmen de Erzurum ve civarında idi.

İlan-ı harbten on gün evvel Ordu, Başkumandanlık Vekaleti'nden aldığı emir üze-rine tahaşşüt mıntıkalarına gelmekte olan kıtaata kışı geçirmek üzere ikamet mıntıkaları tahsis etmiş ve vürud eden (gelen) kıtaat da ikamet mıntıkalarına (konuş bölgelerine) ha-reket etmiş idi. Buna nazaran hükümetin karar-ı siyasisi henüz meşkük (şüpheli) idi. Bir kış harbine girmek istemediği Üçüncü Ordu'ca anlaşılmış ve hudut civarında bulunup hicret (göç) etmek isteyen İslam köylerini mahallerine ve me'valarına (evlerine) avdete icbar eylemiş idi (geri dönüşe zorlamıştı).

Mesaib-i harbiyeyi (harbin musibetlerini) Türk arazisine nakletmek üzere yukarıda deh;şet verici o
lan Rus hareketi esnasında Üçüncü Ordu zikr ve beyan olunduğu vaziyet-te idi. Binaenaleyh Ruslar ilk hamlede Hasankale önlerine gelmeye muvaffak oldular. Bu vaziyette Üçüncü Ordu tecemmü-ü sevkülceyşini (stratejik toplanmasını) ikmal edinceye kadar Erzurum Kalesi'nden istifade etmek üzere hudut civarındaki kıtaatını geriye çeki-yor ve Erzurum önünde Höyükler Hattı'nda mukavemete karar veriyor. Fakat ileriye sür-düğü İkinci Nizamiye Süvari Fırkası'nın dört gün mukavemeti ve geriden hiçbir Rus ko-lunun ilerleyememesi ve keşfiyat neticesi Ermeni çetelerinden ve bir Plaston Livasiyle Kazak Süvari Fırkası'ndan ibret olan Rus kuvvetleri karşısında Üçüncü Ordu aksam-ı külliyesiyle (bütünüyle) ilerlemeye karar veriyor. Ve bu suretle ilerleyen Türk kuvvetleri tesadüf ettiği Rus kuvasını (kuvvetlerini) tepeleyerek "Zivin" mevzi-i müstahzarı (hazır-lanmış mevzii) önünde tevakkufa (durmaya) mecbur oluyor.

Bu zamana kadar Türk Ordusu'ndaki Ermeni zabit (subay), doktor ve efradının ve gerideki Ermeni milletinin tavır ve h
areketine gelelim:

Erzurum şarkına kadar ilerleyen Ermeni çeteleri bilumum Ermeni köylerini ma aile (aileleriyle birlikte) Rusya'ya naklederek eli silah tutanlarını kendilerine iltihak ettirdi. Ve geri çekilirken yukarıda ber tafsil zikr ve beyan olunduğu
veçhile (ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere) İslam köylerini yakarak, yıkarak, ahalisini katlederek imha ediyorlardı. Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) her fırsattan istifade ederek silahlariyle Rus Ordusu'na fırar ediyordu. Zabitleri (subayları) ve doktorları da birçok malümatla Rus Ordusu'na iltihakları görülüyordu. Ve muharebenin en buhranlı zamanlarında cephane, batarya ve ihtiyat mevaziinin (yedek mevzilerinin) işaretle düşmana irae edildiği (göste-rildiği) defaatla görülüyordu. Bu cümleden olarak Pazacur mevziinde Gümüşhaneli Ohannes oğlu Kirkor'un işaret ettiği görülmesi üzerine divan-ı harbe tevdiinde (verildi-ğinde) cürmünü bila tereddüt itiraf ediyordu. Bazı Ermeni efradının da muharebenin en şiddetli zamanlarında Türk efradını fırara teşvik ve bu sebepten avcı hatlarının bozul-dukları ekseriyetle görülüyor idi. Dahilde bulunan Ermeniler ise yaralı olarak gerilere sevk edilmekte olan münferit efradı katlden çekinmiyorlardı. Ve başkaca olarak Rus Ordusu'ndaki Ermenilerle mütemadiyen muhabere ettikleri ve ordumuzun vaziyet ve kuvvetinden daimi surette Rusları haberdar etmek ve kendilerinin ahzedecekleri (alacak-ları) vaziyeti takrir ve tayin etmek üzere casuslukta bulunuyorlardı. Bu gibi şifreli muha-berat casuslar üzerinde defaatla elde ediliyordu. Ezcümle hem Türk Ordusu'nun kuvvet ve vaziyetinden haber almak ve hem de Rusların Memalik-i Osmaniye dahilindeki Ermenilere silah ve cephane göndermekte olduklarına delil olmak üzere elde edilen vesaikin (belgelerin) birkaçını burada zikretmek faideden hali (boş, uzak) değildir :

Van'a gelmekte iken yakalanan ". . . " namındaki şahsın ceketi astarı içine dikilmiş bir bez parçasının üzerine Ermenice Van Taşnak Komitesi'ne yazılmış bir mektubun aynen tercümesi:

Sevgililerimiz "Bu tabir alelumum komiteciler arasında bir hitaptır"

Mektubunuz zamanında alındı. Bizce ve sizce malum olan mal, arzu ettiğiniz tarik-le (yolla) size doğru yola çıkarıldı "Silah, cephane, bomba murat ediyor." $imdi tehli-kesiz surette size mal göndermek güçtür. Yollar tutulmuş olduğu halde esasen hudutlarda müsademat (çarpışmalar) başlamıştır. Görünüşe nazaran bize doğru gelen harekatta buna iştirak etmiş olacaktır. Şekyager "dayı", "Firar edip Bursa'da bulunan rüesanın nam-ı müstearıdır" (takma adıdır) tamamiyle o fıkri beslemiyor.
Çünkü siz takdir etmiş veyahut işitmişsinizdir. O etrafımıza büyük mikyasta gayrı müteharrik (hareket edeme-yen) şeyler yerleştirmiştir. Hem bizim için, hem kendisi için, aynı suretle zi-hayat (can-lı) kuvvetler ve müteharrik (hareket eden) şeylerin vürudu (gelmesi) da devam ediyor.

Biz burada eşya arasında boğuluyoruz. Siz de orada ihtiyaç içerisindesiniz. Bu zaten tahammül olunamayacak vaziyettir. .. Derviş'in ölümü hepimize tesir etti. Eğer bizimki size serian (hızla) yetişmez ise saimizi (habercimizi)
çabuk yola çıkarınız. Harekette olan kuvvetleri, ordunun "asker" cins ve numaraları hakkında yazınız. "Türk Ordusu' ndan malumat talep ediyor."

Arkadaşça selamlarla
Minaryan
Bize yazı yazmak için mürekkep gönderiniz... Zaten göndermiştiniz. M. "Komi-tel
er aralarında bunun bir şifre olduğu muhakkaktır. Çünkü Rusya da mürekkebe ihtiyaç yoktur."

Diğer vesika ;

Mektupla haber aldık ki arkadaş Mihak "Sinom"un "10" askerleriyle gelmiş ve bi-zim köye gelmek istiyormuş. Hem asker toplamak ve hem de bizi taharr
i etmek maksa-diyle takip ediyormuş. Biz boş yere elimizle evlerimize ateş vermeye muktedir değiliz. Ve çocuklarımızın emri altına girmek istemeyiz. Bize yardım için mademki sizin de mus-tahzar (hazır) kuvvetiniz yoktur, o halde biz cephanemizi köyde saklamalıyız, yahut siz de geliniz dağa çıkalım. Eğer etrafımızda çalışmak için yörük ve Rum varsa Revine de haber ver. Muavenete (yardıma) gelsin. Eğer olmazsa aksi takdirde bizim hükümete karşı duracak kuvvetimiz yok. Divanelik etmeyelim. Mart 1915

İmza : He
yet-i merkeziye

Bu vesaikten (belgeden) dahildeki Ermenilerin humma alud (ateşli surette) bir faaliyetle çalışmakta oldukları tahakkuk etmekte idi. Sarıkamış Muharebesi'ne kadar bu suretle Ruslara hizmette ve kendilerini teçhizde ve gerilerde her türlü müşkilatı ikaa (yapmaya) çalışıyorlardı. Türk Ordusu'nun kuvvetli olduğunu ve her tarafta Rusların hudut şarkına atıldıklarını da görüyorlardı. "Buraya Gevaş ihtilali forması girecektir.'

Binanaleyh umumi bir kıyama (ayaklanmaya) cesaret edimiyorlardı. Sırı
kamış Muharebesi'nde mağlup olarak, iki numaralı krokide gösterildiği mevzie çekilen Türk Ordusu yüz otuz binden yirmi bin raddesine inmiş idi. Ordu'da başgösteren tifüs, baki-yetüssüyufu (arta kalanları) büsbütün imha ediyordu. Maa-haza (böyle iken) Ruslar da aynı akibete uğramıştı. Rus mukabil taarruzu durmuş, her iki taraf orduların ikmaliyle uğraşıyordu.

İşte bu sıralarda her tarafta Ermeni harekât-ı ihtilaliyesinin başlamak üzere oldu-ğu haberleri alınıyordu. Bundan maada komitecilerin maiyyetleriyle
hududu geçerek, Van'a ve Bitlis'e dağıldıkları ve İslam köyleri arasında münferit bulunan Ermeni köyleri ahalisinin, toplu bulunan Ermeni köylerine hafiyyen (gizlice) taşındıkları ve bu tahliye edilen (boşaltılan) köylerde ancak ihtiyar ve malüllerin (sakatların) beray-i muhafaza (gizlenmek için) bırakıldıkları malûmatı alınıyordu.

Nihayet ilk harekat-i ihtilaliye "Bitlis" Vilayeti'nde başgösterdi. "Bitlis" Vilayeti' nde komitelerin en muntazam ve kuvvetli teşkilatı "Muş"ta ve Van'a hem hudut olan "Hizan"
Kazası'nın "Karkar" havalisinde idi. Gerek "Muş"ta ve gerekse "Hizan"da, on beş gün zarfında müteaddit mahallerde kıyam, asker ve jandarmaların itlafına (öldürülmesine) başlanıldı.

Bu vesaikten (belgeden) dahildeki Ermenilerin humma alud (ateşli surette)
bir faaliyetle çalışmakta oldukları tahakkuk etmekte idi. Sarıkamış Muharebesi'ne kadar bu suretle Ruslara hizmette ve kendilerini teçhizde ve gerilerde her türlü müşkilatı ikaa (yapmaya) çalışıyorlardı. Türk Ordusu'nun kuvvetli olduğunu ve her tarafta Rusların hudut şarkına atıldıklarını da görüyorlardı. "Buraya Gevaş ihtilali forması girecektir.'

Binanaleyh umumi bir kıyama (ayaklanmaya) cesaret edimiyorlardı. Sırıkamış Muharebesi'nde mağlup olarak, iki numaralı krokide gösterildiği mevzie çekilen Türk O
rdusu yüz otuz binden yirmi bin raddesine inmiş idi. Ordu'da başgösteren tifüs, baki-yetüssüyufu (arta kalanları) büsbütün imha ediyordu. Maa-haza (böyle iken) Ruslar da aynı akibete uğramıştı. Rus mukabil taarruzu durmuş, her iki taraf orduların ikmaliyle uğraşıyordu.

İşte bu sıralarda her tarafta Ermeni harekât-ı ihtilaliyesinin başlamak üzere oldu-ğu haberleri alınıyordu. Bundan maada komitecilerin maiyyetleriyle hududu geçerek, Van'a ve Bitlis'e dağıldıkları ve İslam köyleri arasında münferit bulunan E
rmeni köyleri ahalisinin, toplu bulunan Ermeni köylerine hafiyyen (gizlice) taşındıkları ve bu tahliye edilen (boşaltılan) köylerde ancak ihtiyar ve malüllerin (sakatların) beray-i muhafaza (gizlenmek için) bırakıldıkları malûmatı alınıyordu.

Nihayet ilk
harekat-i ihtilaliye "Bitlis" Vilayeti'nde başgösterdi. "Bitlis" Vilayeti' nde komitelerin en muntazam ve kuvvetli teşkilatı "Muş"ta ve Van'a hem hudut olan "Hizan" Kazası'nın "Karkar" havalisinde idi. Gerek "Muş"ta ve gerekse "Hizan"da, on beş gün zarfında müteaddit mahallerde kıyam, asker ve jandarmaların itlafına (öldürülmesine) başlanıldı.

Şöyleki:

27 Kânunusani 330 (9 Şubat 1915)'da Hizan Kazası'nın Karkar Nahiyesi'ne tabi "Ahkis' cihetindeki "Sekür" Karyesi'ne (köyüne) gönderilen iki jandarmaya artı
k teka-lif-i hükümete (hükümetin isteklerine) itaat etmeyeceklerini ve bir daha gelmemelerini söyleyerek jandarmaları kovarlar. Bunun üzerine sekiz jandarmadan ibaret gönderilen müfreze köye duhuliyle (girmesiyle) dahilde tahassün eden (tahkim edilmiş yerlere çeki-len) komitenin şedit ateşi karşısında altısının şehit ve diğer ikisinin firara muvaffak olduğu haberi alınıyor. Ve ayrıca Korsor Karyesi'ne gönderilen iki jandarmadan da malümat alınamıyor. "Korsor", "Sekür' ve "Arşin" Karyeleri'nde de külliyetli Ermeni çetelerinin toplanarak civar İslam köylerine taarruza başladıkları ve pek ziyade fecayi ve mezalim ika etmekte oldukları (yaptıkları) haberi geliyor. "Karkar" havalisindeki bir kısım çete kuvvetinin de merkez-i kara olan "Hizan"a hücum ederek orayı zabta çalışı-yor.

İhtilal bu havalide kesb-i tevessü ederek (genişleyerek) Hizan'ı zabta gelen Ermeni çeteleri merkez-i kazada bulunan jandarma ve ahali-i müsellehanın (silahlı ahalinin) mukavemeti karşısında tevakkufa (durmaya) mecbur oluyor.

Bitlis'ten
Jandarma Alayı Kumandanı kumandasında kuvvetli bir müfreze tahrik edildiği (yola çıkarıldığı) gibi Van Vilayeti de haberdar edilerek, Gevaş'tan ve ayrıca Van'dan da bir müfreze sevk olundu. Gevaş'tan Hizan istikametine gelen müfreze Gevaş yolunun çeteler tarafından tutulmuş olması hasebiyle icra edilen müsademede (yapılan çatışmada) jandarmalardan altısının şehit ve birinin mecruh (yaralı) olduğu anlaşılıyor. Müfreze takviye alarak ilerliyor. Van'dan ve Bitlis'ten sevk edilen müfrezeler de "Kapan yolu", "Arnis" Karyeleri'ni işgal, Hizan'ı muhasaradan (kuşatmadan) kurtarıyor. Ve müfrezeler taarruzunu Ahkis'e tevcih ediyor. İki gün müsademeden sonra "Ahkis" ve "Bigeri" Karyeleri işgal olunuyorsa da usat (asiler) firara muvaffak oluyor.

4 Şubat 30 (17 Şubat 1
975)'da müfrezeler "Tasu" Karyesi'nde tecemmü (topla-nıp) ve tehditkar bir vaziyet alan usata tevcih ediyor (yöneliyor). Bir gün şedit bir mukavemetten sonra mezkür (adı geçen) karye de zaptediliyor. Badehu (ondan sonra) "Korsu", "Sigor" Karyeleri iki günlük muharebeden sonra işgal olunuyor. Buralarda pek çok Rus şapkası, Rus teçhizatı bulunuyor. Ve buralar müstahkem bir sahra mevzii haline sokulmuş olduğu görülüyor. Vaka iptidasında (başlangıcında) "Sigor" Karyesi'nde şehit edilen jandarmaların gözleri oyulmuş, ciğerleri çıkarılmış, kafaları ezilmiş olduğu halde taşlar arasında bulunuyor. "Viris" Karyesi'nin esna-yi işgalinde Vanlı Komite Reisi İşhan'ın damgalı kısrağı elde ediliyor. Maktulin meyanında (öldürülenler arasında) Van' ın Hurunis Karyesi'nden Keşiş'in oğlu olup Van havalisinde pek çok şöhret alan Komite Reisi Vahan ile Sekûr Karyeli Kalon'un cesetleri gorülüyor. Vahan'ın maktulin arasında bulunuşu, merkumun (adı geçenin) Van'dan suret-i mahsusada (özel olarak) gönderildi-ği anlaşılmış idi. İhtilalin buralarda şu suretle başlaması akebinde Muş ova köylerinde de ateş-i isyan (ayaklanma ateşi) zuhura geldi. 28 Kânunusani 30 (10 Şubat 1915)'da yani Hizan vakasından bir gün sonra Muş merkez kazasına merbut Serunek Karyesi civa-rından geçmekte olan müfreze ani ateşe maruz kalarak yoluna devam edemedi ve müsa-demeye tutuştu. Müfrezeden hayvan ve insan telef oldu. Muş'tan üç zabit kumandasında gönderilen müfrezeler müsademeye yetişerek komiteyi abluka etti. Netice.i müsademede komite efradından dokuzunu meyyiten (ölü olarak) elde etti. Diğerleri abluka hattını yararak firara muvaffak oldu. Aynı günde "Akaan" Nahiyesi'nin "Kümes" Karyesi'nde bulunan nahiye müdürü iIe jandarma müfrezesinin bulunduğu hane komite tarafından abluka edilerek sekiz saat müsademe edildi. Ve müdürün maiyyetinde bulunan dokuz jandarmayı bir suret-i feciada (korkunç bir şekilde) şehit ve hane, komite tarafından ateşlendi. Müdür ve maiyyetindeki bir nefer yangın alevleri içinde gece karanlığında firara muvaffak oldu. Hadise faillerinin derdest ve tedibi (yakalanma ve cezalandırılması) için Muş Depo Alayı'ndan gönderilen müfrezeler, komitelerle iki gün yaptığı müsademe de komite efradının firarı ile neticelenerek, bir muvaffakiyet elde edemedi. "Kümes" Vakası günü "Muş" Taşnak Komitesi Murahhası "Rupen" ile Muş Taşnak Komitesi Rüesasından Esro'nun bulunması ve bilahare sevk edilen müfrezelerle komitelerin müsa-demesi esnasında komite efradının bu iki şahıs tarafından sevk ve idare olunması hususu-nun tahakkuk etmesi ihtilalin mahiyet-i hakikiyesi (hakiki içyüzü) hakkında bir fikir vermiş idi. Zaten Rupen iIe Esro'nun bu vakadan sonra Muş'a gelmeyerek, çeteleriyle etrafa saldırmaya ve hükümeti tehdit etmeye başladılar. Kümes ve Seronik vakaları faille-rinin Muş'a tabi "Arak" Manastırı'na tahassun ettikleri (gizlendikleri) hükümetçe haber alınarak, 12 Şubat 330 (25 Şubat 1915)'da Mülazım (Teğmen) Ahmet Efendi kumanda-sında bir müfreze sevk edildi. Müfrezenin manastıra takarrübü (yaklaşması) sırasında müfreze yandan ve ileriden ani ve şedit bir ateş içerisinde kaldı. Müfreze Kumandanı Ahmet Efendi ile müfrezeden dört neferin şehit ve mütebaki (kalan) müfreze efradının akşama kadar müsademeye devamla gece karanlığında çekilmesiyle neticelendi. Bu müfrezeyi takviye etmek üzere 14 Şubat 330 (27 Şubat 1915)'da Muş Depo Alayı'ndan ikinci kuvvetli bir müfreze gönderildiyse de komite efradının firar etmiş ve manastırın tahliye edilmiş (boşaltılmış) olduğunu gördü. Fakat komiteye ilticagah (sığınacak yer) olan bu manastırı daimi işgal altında bulundurdu.

Yine 13 Şubat 330 (26 Şubat 1975)'da Muş'tan "Sason" a giden dört jandarma neferi "Keliközan" civarında ve dere kenarında yemek yemekte iken "Keliközan" ahali-sinin taarruzuna düçar olarak, baltalarla parçalanmış ve cesetleri bir saat mesafeye naklediler
ek gömülmüş idi. Bu jandarmaların birdenbire ortadan kaybolmaları, komite tarafından imha edildiği anlaşılmış idi. Tahkikatın o nokta-i nazardan (bakış açısından) devamı cihetine gidilerek, "Keliközan" civarında ve dere kenarında fecaatin (acıklı halin) icra edildiği mahalde bazı emareler (ipuçları) görülmüş, bu suretle hükümet takibatını Keliközan'a nakleylemiş idi. Netice-i tahkikatta (araştırma sonunda) failleri (yapanlar) meydana çıkarılarak, derdest (yakalanmış) ve divan-ı harbe tevdi edildi (askeri mahkemeye verildi). Failler vakayı bütün fecaatiyle divan-ı harp huzurunda itiraftan çekinme-diler. Artık bu gibi hadisat (olaylar) yekdiğerini takip ve vely ediyordu (izliyordu). Hü-kümet ise tahaddüs eden (ortaya çıkan) isyanın, anında ve mahallinde kemal-i şiddetle bastırması komitecileri şaşırtmış ve Bitlis Vilayeti'nin her tarafında Ermenileri nisbeten sükünete rücü ettirmiş (döndürmüş), nüfuz-u hükümetin, komite nüfuzundan daha mües-sir (etkin) olduğunu Bitlis Ermenilerine tanıttırmış idi. Hükümete istimal-i silah etme-yen (silah kullanmayan) Ermenilerin mal ve canlarının zarardan siyaneti (korunması) daha ziyade tesirini göstermiş, gerek Muş'ta ve gerekse Bitlis'te Taşnak olmayan Ermeni muteberanı (önde gelenleri) hadisatı alenen tel'in eylemişler (olayları açıkca lanetlemiş-Ier) idi.

Mebus Papasyan Muş'ta bulunuyor ve bu harekatı merkezden idare ediyor idi. Hadisatın kendi nokta-i nazarına (bakış açısına) göre halledilememesi üzerine derhal hükümete gelerek, "Hizan", "Kümes", "Seronek", "Manastır" vaka
yiini ihdas edenlerin (olaylarını yapanların), birtakım asker firarisi cahil kimselerden olduğu; Kümes, Seronek hadisatı asker kaçaklarının hiyanetinden, Manastır Vakası ise firaren Manastır'a saklan-mış olan asker firarilerinin üzerine müfrezenin ani gitmesi, firarilerin havfını bais (kork-malarına neden) olmuş ve bu suretle müfrezeye silah istimal etmiş olduklarını ve Taşnak komitesinin tekevvün eden (meydana gelen) bu gibi hadisattan katiyen medhali (karışması) olmadığını iddia etmekte ve komitenin icab ederse hükümete muavenet (yardım) edeceğini teklif etmekte idi. Bu suretle bazı Ermeni firarilerinin hiyanetlerini bahane ederek, komitenin medhaldar (ilgisi) olmadığını Muş Hükümeti'ne keyfiyeti arz eden Mebus Papasyan Efendi, hükümetin ani ve şedit olan icraatı karşısında bütün tertibat-ı ihtilalkaranesinin (ihtilalci düzenlerinin) meydana çıkacağından korkuyordu. Derhal İstanbul'da Ermeni Patriği'ne hadisatı başka tarzda anlatmak üzere mektuplar gönderdi. Ve Ermeni Patriği şu suretle hükümete müracaat etti :

"Yaşar Çeto ve Mehmet Emin gibi adamların ahirden (sonradan) Bitlis Vilayeti asayiş ve inzibatının muhafazasına (korunmasına) memur edilmeleri hasebiyle Ermenilerin felaketlere maruz kaldıkları "Karkar' Nahiyesi'ne muzaf (bağlı) "Halsi" ve "Hınz ve R
uhte" Karyeleri kahyalarının jandarmalar tarafından katledildiğinden teheyyüç eden (heyecanlanan) ahalinin de bilmukabele dört jandarmayı öldürdükleri; "Zigo" Karyesi' nde jandarmaların küçük bir çocuğu alenen (açıkça) öldürmeleri ve merkeze getirilmekte olan sekiz asker firarisinden dördünün, yolda muhafızları tarafından katledilmeleri üzerine bilmukabele iki jandarma neferinin öldürüldüğü ve jandarmaların zulüm ve taad-diyatlarına (saldırmalarına) karşı ahalinin mukaddesatını (kutsal şeylerini) muhafaza etmeyip de ahali bizzat müdafaada muztar (çaresiz) kalırsa buna isyan şekli verilerek, ihrak-ı beyuta (evlerini yakmaya), yağmaya ve katl-i nüfusa (insanları öldürmeye) kal-kışması muvafık-ı adelet (adalete uygunluk) olmayacağı..." Mesailin (sorunların) suret-i tahkiki (incelenmesi) ve vakayi bu tarzda tekevvün etmiş ise (oluşmuşsa) müsebbipleri-nin şediden tecziyesi (neden olanların şiddetle cezalandırılması) İstanbul Üçüncü Ordu Kumandanlığı'ndan talep ediyor ve başka olarak "Meksi" hadisesinin hudusuna (olması-na) müdürün sebep olduğu hakkında Ordu Kumandanlığı'na Elaziz'den ihbaratta bulu-nuyor. Bunun üzerine Ordu, 33 ncü Fırka Kumandan Vekili Miralay (Albay) Veysi Bey riyasetinde (başkanlığında) bir heyet-i tahkikiyenin (soruşturma kurulunun) sürat-i iza-mını (acele gönderilmesini) Elaziz'de On Birinci Kolordu Kumandanlığı Vekâleti'ne emrediyor.

Netice.i tahkikatta (Soruşturma sonunda):

1 - Yaşar Çeto ve Mehmet Emin'in Bitlis Vilayeti asayişine memur edildiklerinin aslı olmadığını anladı. Esasen Yaşar Ç
eto'nun seferberlik bidayetinde gönüllü olarak maiyyetile Azerbaycan'a gittiği ve tarihten üç ay evvel Hoy Muhaberesi'nde şehit oldu-ğu tahakkuk etti.

Mehmet Emin ise üç ay evvel Azerbaycan'a giderken yolda Ermenilerin pususuna tutularak mecruhen (yaralı
olarak) hanesine avdet ve elan taht-ı tedavide (tedavi altında) olduğu taayyün etti (ortaya çıktı).

2 - Bitlis Vilayeti dahilinde katledilmiş hiçbir Ermeni kahyasının mevcut olmadığı heyet-i tahkikiyenin netice-i tahkikatından anlaşıldı.

3 - "Zigo' Karye
si'nde katledildiği Patrik Efendi tarafından iddia olunan çocuğa gelince : "Zigo" namında "Bitlis" Vilayeti dahilinde bir karyenin mevcut olmadığı ve Bitlis Vilayeti dahilinde jandarmalar tarafından bir çocuğun katli mugayir-i hakikat (gerçeğe aykırı) olduğu tebeyyün etti.

4 - Patrik Efendi'nin iddiası veçhile mukabil-i bilmisil (karşılık olarak) veyahut jandarmaların zulüm ve taaddiyatına (saldırmalarına) karşı müdafaa-i meşrua-i an'el-nefs (haklı olarak kendilerini savunma) halinde olmayıp mütearrız ve m
ütesaddi (saldıran ve bir işe girişen) oldukları tahakkuk etti.

Tahkikat ve tetkikat-ı vakıadan müsteban olduğu (araştırma ve incelemelerden açık olarak anlaşıldığı) veçhile Yaşar Çeto ve Mehmet Emin'e isnat edilen (yüklenen) muhafaza-i asayiş meselesinin
vaktiyle şehit edilip bugün ortada bulunmayan bir adama atfedilmesi (bağlanması) ve vilayetin hangi mevkiinin asayiş ve inzibatının muhafazasına memur edildiklerinin tasrih (açıkça) edilmemesi ve vilayet dahilinde mevcut olmayan bir köyde bir çocuğun katledildiğinin iddia edilmesi, iddianın derece-i sıhhatine (doğruluk derecesine) büyük bir delildir. Bu suretle Bitlis Vilayeti'ni saran ateş-i isyan nisbeten tes-kin edildi. Zaten bunu takip eden Van ve Karahisar kıyam-ı umumilerinden (genel ayaklanmalarından) de anlaşılacağı veçhile buradaki hareket, hükümeti şaşırtmak ve kuvvet-lerin dağılmasına sebep olarak, ani darbenin Van'dan vurulmasını düşündükleri tahakkuk etti. Binaen bu hadisatı takiben düşünüldüğü veçhile Van kıyam-ı umumisi (genel ayak-lanması) başgösterdi.

Van Şükrü

Arşiv No :1/2
Dolap No :113

Göz No :4
Klasör No : 528
Dosya No :2061
Fihrist No : 21, 21-18

 

Sevk ve İskân (Tehcir) Kanunu

VAKT-İ SEFERDE İCRAAT-I HÜKÜMETE KARŞI GELENLER İÇÜN CİHET-İ ASKERIYECE İTTİHAZ OLUNACAK TEDABİR HAKKINDA KANUN-I MUVAKKAT

Madde 1. Vak-ı seferde ordu ve kolordu ve fırka kumandanları ve bunların vekilleri ve müstakil mevki kumandanları ahali tarafından hertıangi bir suretle evamir-i Hükümete ve müdafaa-ı memlekete ve muhafaza-ı asayişe müteallik icraat ve t
ertibata karşı muhalefet ve silahla tecavüz ve mukavemet görürlerse derakab (hemen) kuva-ı askeriye ile en şiddetli suretle te'dibat yapmaya ve tecavüz ve mukaveti esasından imha etmeye me'zun ve mecburdurlar.

Madde 2. Ordu ve müstakil kolordu ve fırka ku
mandanları icabat-ı askeriyeye mebni veya casusluk ve hıyanetlikleri hissettikleri kura (köyler) ve kasabat (kasabalar) ahalisini münferiden veya müctemi'an diğer mahallere sevk ve iskan ettirebilirler"

Madde 3. İşbu kanun tarih-i neşrinden mu'teberdir.

Madde 4. İşbu kanun mer'iyyet-i ahkamına Başkumandanlık Vekili ve Harbiye Nazırı me'murdur.

Meclis-i Umuminin içtimâ'ında kanuniyeti teklif olunmak üzere işbu laiha-ı kanuniyenin muvakkaten mevkı-ı mer'iyete vaz'ını ve kavanın-i Devlete ilavesini irade.

Mehmed Reşad 13 Recep 1333-14 Mayıs 1331

Sadrıazam Başkumandanlık Vekili ve
Mehmed Said Harbiye Nazırı

 

Ermenilere Ait Menkul ve Gayrimenkuller Hakkında Yönetmelik

Belge No: 1832

Ahval-i Harbiye ve Zaruret-i Fevkalade-i Siyasiye dolayısıyla Mahall-i Ahire Nakilleri İcra Edilen Ermenilere Ait Emval ve Emlâk ve Arazinin Keyfiyet-i İdaresi Hakkında Talimnamedir.

Madde: 1 - Ahar mahalle nakli icra edilen Ermenilere ait emlâk ve arazi-i metruke ile hususat-ı sairenin işbu talimatname ahkâmı dairesin-de idar
e ve temeşşiti daire-i memuriyet ve derece-i salahiyetleri mevadd-ı atiyede muharrer olan ve suret-i mahsusada teşkil edilen komisyonlara aittir.

Madde: 2 - Bir karye veya kasabanın akeb-i tahliyesinde naklolu-nan ahaliye ait ve derununda eşya bulunan bil
cümle mebani idare komis-yonu tarafından tensib edilecek memur veyahut hey'et-i mahsusa tarafın-dan derhal mühürlenerek taht-ı muhafazaya alınacaktır.

Madde: 3 - Taht-ı muhafazaya alınan eşya cins, miktar, kıymet-i mukaddirleri, miktarları ve esami-i esha
bı ile tafsilen tesbi-i defter edil-dikten sonra kilise, mektep, han gibi depo ittihazına elverişli mahallere naklettirilip eshabı tefrik edilebilecek surette ayrı, ayrı konularak muha-fazasına itina edilecek ve eşyanın keyfiyet ve kemiyeti ile eshabını ve ma-halli ahz ve mahalli muhafazasını mübeyyin ve zabıt varakası tanzim edilerek aslı hükümet-i mahalliyeye ve suret-i musaddakası emva!-i metru-ke komisyonuna tevdi olunacaktır.

Madde: 4 -Eshabı malum olmayan emval-i menkule eşyanın bulun-duğu köy namına
kaydedilerek muhafaza olunacaktır.

Madde: 5 - Mevcut emval-i menkule arasında durmakla bozulması muhtemel olan eşya ile hayvanat komisyonun tensip edeceği bir hey'et ta-rafından bilmüzayede alenen satılarak bedeli eshabı malum olduğu taktir-de eshabı namına değilse eşyanın bulunduğu köy veyahut kasaba namına emaneten malsandıklarına teslim edilecektir. Satılan eşyanın cinsi, mik-tarı, kıymeti ve cihet-i aidiyeti ve müşterisi ve bedeli mufassalan defter-i mahsusa kaydedilerek zir-i müzayede hey'eti tarafın
dan tastik edilecek ve vech-i meşruh bir zabıt varakası tanzim edilerek aslı hükümet-i mahal-liyeye ve suret-i musaddakası emval-i metruke idare komisyonuna, tevdi olunacaktır.

Madde: 6 - Kilise'de mevcut eşya ve tasavir ve kütüb-ü mukadde-se tesbit-i def
ter edilerek zabit varakasına bilrabt mahallerinde muhafa-zalarına itina olunacak ve bilahare Kilise'nin kâin olduğu köy ahalisinin ikan edildiği mahal-i hükümet marifetiyle irsal olunacaktır.

Madde: 7 - Nakledilen ahâliden herbirine ait emlak ve arazi-i
met-rukenin cins, nevi, miktar ve kıymetleri alelesami tesbit-i defter edilecek ve her köy kasabaya, ait emlak ve arazi-i metruke cedvelleri tanzim edilerek idare komisyonuna tevdi olunacaktır.
Madde: 8 - Emlâk ve arazi-i metrukede idrak edilecek mahsusat
ve zerıyat bulunduğu takdirde komisyon tarafından tensib edilecek zevattan mürekkep bir hey'et tarafınan bilmüzayede satılarak hedelatı eshabı namına emaneten mal sandığına teslim edilecek ve bir zabıt varakası tanzim olunarak aslı hükümet-i mahalliyeye ve suret-i musaddakası idare -komisyonuna ita olunacaktır.

Madde: 9 - Zer'iyat ve mahsulat-ı mevcudeye müşteri bulunamadığı takdirde kefalet tahtında bamukavele münâsafa tarikiyle taliplerine itası caiz olup bu suretle vaki olan icar ve bayiiye mütehassıl m
ebalığ dahi eshabı namına mal sandıklarına teslim edilecektir.

Madde: 10 - Nakledilen ahaliye ait emval-i gayrimenkulenin tasar-rufuna ait eshabı tarafından badelhicre tanzim edilen vekâletnameler üzerine hiçbir muamele yapılmayacaktır.

Madde: 11 - Tahli
yesi icra edilen Köylere muhacir yerleştirilecek ve mevcut mesakin ve arazi her ailenin ihtiyaç ve kabiliyet-i ziraiyesi nazarı itibara alınarak muvakkat ilmühaberlerle muhacirine tevzi edilecektir.

Madde: 12 - Yerleştirilen muhacirinin sicil-li nüfusa es
as olabilecek bir suret-i muntazama ve mufassalada ve hane itibariyle esami mahal-li vurudu, tarih-i iskânı, mahal-li iskânı, tespit-i defter edilecek ve kendile-rine tevdi edilen mesakin ve arazinin cinsi, nevi, miktar ve kıymeti ve mev-kii ayrıca tespit-i defter edilerek suret-i iskânlarıyla kendilerine verilen emlâk ve arazi miktarını mübeyyin yedlerine birer ilmuhaber verilecektir.

Madde: 13 - Köylerde mevcut mebani ve eşcar-ı mağrusenin hüsnü muhafazasından o köye yerleştirilen muhacirin müteselsilen
mesul olduk-ları cihetle tahribat vukuunda kimin tarafından yapıldığına bakılmaya-rak bedeli köylünün heyet-i umumniyesine tazmin ettirilip failleri derhal köyden ihraç ve hukuk-u muhaciretten iskât olunur.

Madde: 14 - Muhacir iskânından mütebaki kalan kö
ylere civarda mevcut aşair-i seyyare iskân edilecek ve haklarında aynıyle muhacir muamelesi yapılacaktır.

Madde: 15 - Şehir ve kasabatta tahliye edilen hanelere tercihan şe-hirli ve kasabalı muhacirin yerleştirilerek ahval-i sabıka-i iktisadiye ve maliyel
eri ile kabiliyet-i imariyeleri nazar-ı itibare alınmak şartıyla ken-dilerine miktar-ı kâfi arazi verilecektir.

Madde: 16 - Dükkan, han, fabrika, hamam, depo gibi akaretle mu-hacirin iskanına elverişli bulunmayan mebani'nin ve muhacirine tevziden mütebaki
kalan veyahut onsekizinci maddede gösterildiği veçhile muhaci-rinin iştigat ve ihtisasatı haricinde kalan emlâk ve arazinin idare komis-yonları veya onların taht-ı nezaretinde olarak mahallerin rüesayı memu-rin-i mülkiye ve maliyesinden mürekkeben teşekkül edecek heyetler ma-rifetiyle bilmüzayede caizdir.

Madde: 17 - Şehir ve kasabata yerleştirilen muhacirinin sicil-li nü-fusa esas olabilecek bir suret-i muntazamada defter esamisiyle kendileri-ne verilen arazinin nev-i ve miktarı ve kıymetini mübeyyin bir
defteri tutu-lacaktır.

Madde: 18 - Şehir ve kasabat ile civarında mevcut bağ, bahçe, por-takallık ve zeytinlikler ve buna mümasil emlâk dahi imar ve muhafazala-rına iktidar ve ihtisas bulunduğu isbat ve bu babda sened ita ve kefalet irae etmek şartıyla i
htiyaç ve kabiliyet-i imaliyeleri nispetinde muhaciri-ne tevzi olunabilecek ve kimlere ne miktar emlâk ve arazi verildiği defter-i mahsusuna kaydedildikten sonra keyfiyet-i itayı mübeyyin yedlerine birer ilmühaber verilecektir. Bunlardan muhacirine tevzi ve ita edilemeyenler onaltıncı madde mucibince bilmüzayede satılacaktır.

Madde: 19 - Dahil-i vilayette mevcut olup hükümet-i mahalliyenin mezuniyet ve muvaffakatı ile veyahut dahiliye nezaretinin emri üzerine vilayat-ı saireden tahrirat-ı mahsusâ, ile gönd
erilen muhacirin müstesna olmak üzere tahliye edilen köy ve kasabalara muhaciri sıfatı ile yerleş-tirilecek olan veyahut yerleştirilmesini istida eden kesanın sıfat-ı muha-cireti haiz olduklarını ve başka tarafa sevk ve iskan edilmediklerini veya-hut muhacirinden olup oralarda iskânları icra edilmek üzere suret-i mah-susada gönderildiklerini mübeyyin vesaik-i resmiye ibraz etmeleri şarttır.

Madde: 20 - İştira'iye talip bulunmayan emlâk ve arazinin imar ve muhafazasını vaz-ı ve taksirlerinden dolayı vuku bu
lacak tahribat ve ika edilen zararların tanzimini taahhüt etmek ve bu babda kefalet-i kaviye irae etmek şartıyle ve iki seneyi tecavüz etmemek üzere taliplerine icar caizdir.

Madde: 21 - Gerek satılan ve gerek icar ve münâsafa suretiyle ve-rilen emlâk ve
arazinin nevi ve miktar mahal, bedelibiyi ve icarı ve müs-tecim ve müşterisini mübeyyin alel müfredat cedveller tanzim edilecektir.

Madde: 22 - Bedel-i beyi ve icardan mütahassıl meblağ eshabı na-mına emaneten mal sandıklarına tevdi edilerek bilahare vuku
bulacak tebliğgat dairesinde eshabına tevdi olunacaktır.

Madde: 23 - Tahliye edilen kura ve kasabatta mevcut bilcümle em-lâk-i metrukenin işbu talimatname ahkâmı dairesinde idare ve temeşşiti doğrudan doğruya enval-i metruke idare komisyonlarına aittir.

Madde: 24 - İdare komisyonları emval-i metrukenin idaresi husu-sunda doğrudan doğruya dahiliye nezaretine merbut ve ancak oradan ahzı ve telakki edecekleri evamir dairesinde icray-ı vazife ile mükellef olup bu babda ittihaz ve tatbik edecekleri mükerrerat ve icraattan hükümet-i ma-halliyeye dahi ihbar-ı keyfiyet edeceklerdir.

Madde: 25 - Talimatnamenin tatbik ahkamı ile emval-i metrukenin temin-i muhafaza ve idaresi zımnında icab eden komisyon ve heyetin teşkili dahiliye nezaretinden mezuniyet istihsali ş
artıyle maaşlı memurin istihdamı ve dahiliye nezaretinden ahz-ı telakki edecekleri evamir ile iş-bu talimatname ahkâmı dairesinde talimat ve izahnameler tanzimi emval-i metruke idare komisyonlarına aittir.

Tanzim edilen talimat ve izahnamelerin birer sure
ti makam-ı vilayete tevdi edilecektir.

Madde: 26 - Tahliye edilen mahallere beray-ı iskân muhacir sevki ile muamelat-ı müteferriasının icrası muhacir komisyonu ve memurlarına ait ise de bu gibi muharrere vaki olacak muamelat-ı iskânıyenin temin-i tesrii v
e tanzimi ve muamelat-ı umumiyeyi iskâniyenin tetkik ve teftişi ve bu babda hükümet-i mahalliye ile bil iştişare mukarrerat ittihaz ve tatbiki emval-i metruke idare komisyonlarının cümle-i vezaif ve selâhiya-tındandır.

Madde: 27 - Komisyon netice-i müşahe
dat ve tetkikatıyle mukar-reratı muttehize ve hülasa-i icraatını lâ-akal onbeş günde bir makam-ı nezaret ve vilâyata iş'arla mükelleftir.

Madde: 28 - Emval-i metruke idâre komisyonlarının idâre-i emval hususunda ve işbu talimâtname ahkâmı dairesinde vuku
bulacak tebligat ve işaratı tahririyeleri memurin-i mahalliye tarafından mecburi-ül ifadır.

Madde: 29 - Emvâl-i metruke idâre komisyonları azaları tayin edil-dikleri mıntıkalarda mevcut emvâl ve emlâk ve arazi-i metrukenin idâre ve muhafazası ile umur-u h
esabiyesinden müştereken mesuldür.

Madde: 30 - Emval-i metruke idâre komisyonları sureti mahsusada tayin edilen bir reis ile biri memurin-i idâreden ve diğeri memurin-i maliyeden olmak üzere iki azadan mürekkeptir.

Madde: 31 - Muhaberat reis tarafından v
eyahut reisin tevkil edeceği aza canibinden reis namına icra edilir.

Madde: 32 - Emvâli metruke komisyonu reisi; münasip gördüğü azayı işbu talimatnamede münberiç bir hususun tetkik ve teftişi veyahut icra-sına memur edebilir.

Madde: 33 - Emvâl-i metruke
komisyonları rüesasına muhacirin tahsisatından verilmek üzere yevmiye birerbuçuk ve azasına da birer lira tahsis olunduğu gibi berây-i vazife dairey-i mamuriyetlerini keşt-ü güzâr-larında tertipi mahsustan ayrıca harcirah dahi alırlar.

Madde: 34 - Komisy
on tayin ve izam edilmeyen vilayatta işbu talim-name ahkamının tatbiki mahal-li hükümat-ı merkeziyesine aittir.

27 Recep 333 ve /28 Mayıs 331
Arviş No: 1-2
Dolap No: 109
Göz No: 4
Klasör No: 361
Dosya No: 1445
Fihrist No: 1-3

Harp ve Olağanüstü Siya
si Durum Sebebiyle Başka- Yerlere Gönderilmeleri Yapılan Ermenilere Ait
Mülk ve Arazinin İdare Şekli Hakkında Yönetmelik

Madde 1 - Başka yerlere gönderilen Ermenilere ait olup terkedilmiş olan emlak ve arazi ile diğer konuların bu yönetmelik uyarınca ida
ve yürütülmesi bu işle ilgili görevliler ve yetkilerinin dereceleri aşağıda maddelerde yazılı olan ve özel olarak teşkil edilen komisyonlara aittir.

Madde 2 - Bir köy ve ilçenin boşaltılmasından sonra gönderilen ahaliye ait ve içinde eşya bulunan tüm bina
lar idare komisyonu tarafından uygun görülecek memur veyahut özel kurul tarafından derhal mühürlenerek emniyet altına alınacaktır.

Madde: 3 - Koruma altına alınan eşyanın cinsi, miktarı değerleri sahiplerinin isimleri uzun uzadıya belirtilerek deftere yazıldıktan sonra lise,okul, ev gibi depoya elverişli olabilecek yerlere gönderilecek, sahipleri ayırt edilebilecek şekilde ayrı ayrı konularak korunmasına özen gösterilecek ve eşyanın özelliği, miktarı ile sahibinin ismi, alındığı yer ve korunduğu yeri bildi
rir bir tutanak düzenlenerek aslı yerel hükümete ve onay bir sureti terk edilmiş mallar komisyonuna verilecektir.

Madde: 4 - Sahipleri belli olmayan taşınabilir eşya, bulunduğu köy adına kaydedilerek saklanacaktır.

Madde 5 - Mevcut taşınabilir mallar ara
sında durmakla bozulabilecek kalan eşya ile hayvanlar komisyonun uygun bulacağı bir kurul tarafından ileride açık olarak satılarak, karşılığı, sahibi biliniyorsa onun adına, sahibi bilinmiyorsa eşyanın bulunduğu köy veya ilçe adına emanet alınması için mal sandıklarına teslim edilecektir. Satılan eşyanın cinsi miktarı, kıymeti ve kime ait olduğu alıcısı ve karşılığı (bedeli) etraflıca özel defterine işlenerek atı; artırma suretiyle satan kurul tarafından onayla nacak ve açıklayıcı bir tutanak düzenlenerek asli yerel hükümete ve onaylı sureti bırakılmış mallar idare komisyonuna verilecektir.

Madde 6 - Kiliselerde bulunan eşya ve resimlerle kutsal kitaplar iyice belirtilerek deftere yazılacak ve tutanağa bağlanarak yerlerinde saklanmalarına özen gösterilecekt
ir. Sonraları kilisenin bulunduğu köy ahali sinin yerleştirildikleri yerlere yerel hükümetçe gönderilecektir.

Madde 7 --Yer değiştiren ahaliden her birine ait bırakılan mülk ve arazinin cinsi, çeşitleri, adet ve kıymetleri isimleriyle belirtilerek deftere
geçirilerek ve her köy ve ilçeye ait bırakılmış mülk ve arazi cetvelleri düzenlenerek idare komisyonuna verilecektir.

Madde 8 - Bırakılmış mülk ve araziden alınacak ürün bulunduğu takdirde komisyonu tarafından belirlenecek kişilerden kurulan bir kuruca a
çık artırma ile satılarak karşılığı paralar sahipleri adına emaneten mal sandığına teslim edilecek ve bir tutanak düzenlenerek aslı yerel hükümete ve onaylı bir sureti idare komisyonuna verilecektir.

Madde 9 -- Mevcut ürünlere alıcı çıkmadığı takdirde hem
en ödenmek koşulu ve anlaşarak eksiltme yolu ile isteyenlere verilebilir. Bu suretle elde edilen kiralama ve satış parası dahi sahipleri adına mal sandığına teslim edilecektir.

Madde 10 - Yerleri değiştirilen ahaliye ait mülk ve taşınmaz malların kullanımına ait hak sahipleri tarafından ayrıldıktan sonra düzenle nen vekâletnameler üzerine hiçbir işlem yapılmayacaktır.

Madde 11 - Boşaltılması yapılan köylere göçmen yerleştirilecek, mevcut binalar ve arazinin her ailenin istek ve yapabileceği tarım işleri g
özönüne alınarak geçici bölgelerle göçmenlere verilecektir.

Madde 12 - Yerleştirilen göçmenlerin nüfus kütüğü esas olabilecek bir surette düzgün ve geniş kapsamlı ve ev itibariyle isimleri geldiği yer, yerleştirildiği tarih, yerleştirildiği yer belirtiler
ek deftere geçirilecek ken-dilerine verilen evler ve arazinin cinsi, türü, adet ve değeri ile bulunduğu yer ayrıca belirtilerek deftere işlenecek ve yetiştirilme suretiyle kendilerine verilen mülk ve arazi miktarını gösterir birer belge kendilerine verilecektir.

Madde 13 - Köylerdeki binalar ve bahçelerde dikili ağaçların iyi bakım ve korunmasından o köye yerleştirilen göçmenler sıra ile sorumlu olduklarından yıkılma ve bozulmalar olursa kimin tarafından yapıldığına bakılmayarak değeri köylünün tümünden öd
etilecek, bunları yapanlar köy den çıkarılacak ve göçmenlik hakkından düşürülecektir.

Madde 14 - Göçmenlerin yerleştirilmesinden sonra geri kalan köy-lere o çevredeki göçebeler yerleştirilecek, göçmenler gibi işlem yapılacaktı,

Madde 15 - İl ve ilçelerd
e boşaltılan evlere şehirli ve ilçeli göçmenlerin yerleştirilmesine özen gösterilerek geçmişteki iktisadi ve mali durumları ile yapıcı güçleri gözönüne alınmak koşulu ile kendilerine yeteri kadar arazi verilecektir.

Madde 16 - Dükkân, han, fabrika ve depo
gibi gelir sağlayan binalarla göçmenlerin yerleşmesine uygun olmayan binaların ve göçmenlere dağıtıldıktan sonra geri kalan veyahut 18 nci maddede gösterildiği üzere göç menlerin çalışma ve uzmanlıkları dışında kalan mülk ve arazinin idari komisyonları veya onların gözetimi altında olarak oraları idare ve mali memurlarından oluşan kurullar aracılığı ile satışa çıkarılması uygundur.

Madde 17 - İl ve ilçelere yerleştirilen göçmenlerin nüfusa geçirilmesine esas olabilecek düzgün bir şekilde isimlerinin yazıl
acağı ve kendilerine verilen arazinin çeşitleri miktarı ve değerlerini bildirir bir defter tutu-lacaktır.

Madde 18 - Şehir ve ilçelerde, yörede bulunan bağ, bahçe, portakallık ve zeytinlikler ve buna benzer yerlerin bakım ve korunmalarına gücü yeten ve uz
manlığı belirlenenlere bu yolda hemen ödenmesi gösterilmek koşulu ile belge verilmesi gereklilik ve başarıları oranında göçmenlere dağıtılabilecek ve kimlere ne miktar mülk ve arazi verildiği özel deftere geçirildikten sonra, kendilerine durumu bildiren birer belge verilecektir. Göçmenlere dağıtımı yapılamayan arazi, 16 ncı madde gereğince açık artırma yöntemi ile satılacaktır.

Madde 19 - İI içinde var olan yerel hükümetin izin ve uygun görmesiyle veyahut içişleri Bakanlığı'nın emri üzerine diğer illerden
özel bir yazı ile gönderilen göçmenleri ayrı olmak üzere boşaltılan köy ve ilçelere göçmen olarak gelen ve yerleştirilmesini dilekçe ile isteyen kişilerin göç men olduklarını taşıyan ve başka bir yere gönderilmedikleri ve yerleştirilmediklerini yahut göçmenliğe uğramış olup da, oralarda yerleştirilmeleri yapılmak üzere özel olarak gönderildiklerini bildiren resmi belge göstermeleri gerekir.

Madde 20. - Satın alınmasına istekli bulunmayan emlâk ve arazinin bakım ve korunmasına bırakılan yerlerin kusurundan
dolayı meydana gelebilecek yıkıp bozmalar ve bozulmadan ötürü ziyanın ödenmesini üstlenmek ve bu şekilde kuvvetli bir gereksinme göstermek koşulu ile ve iki seneyi aşmamak üzere isteyenlere kiraya verilebilir.

Madde 21 - Gerek satılan ve gerek eksiltme su
retiyle kiraya verilen emlâk ve arazinin, cins ve miktarı, yeri, satılması, kiralanması, kiracı ve satın alanı bildirir ayrıntılı cetveller düzenlenecektir.

Madde 22 - Satış ve kiradan elde edilen para, sahibi adına emaneten, mal sandıklarına verilerek so
nradan verilecek bilgiler uyarınca sahipleri ne ödenecektir.

Madde 23 - Boşaltılan köyler ve ilçelerdeki bütün terkedilen emlâkın bu yönetmelik hükümlerince idare ve yürütülmesi, terkedilmiş mallar idare komisyonlarınca yapılacaktır.

Madde 24 - İdare kom
isyonları terkedilmiş malların idaresinde direkt İçişleri Bakanlığı'na bağlı olacak ve oradan alacakları emirler çerçe-vesinde görev yapmak zorunluğunda olup, bu yönden kabul ve uygulaya-cakları kararlar ve yapacakları işlerden yerel hükümete de haber vere-ceklerdir.

Madde 25 - Yönetmeliğin uygulama hükümleri, terkedilmiş malların korunması ve idaresi bakımından gereken komisyon ve kurulan teşkili İçişleri Bakanlığı'ndan alınacak izine bağlıdır. Maaşlı memurların görevlendirilmesi İçişleri Bakanlığı'ndan a
lınacak emirler ile bu yönetmelik is tekleri çerçevesinde direktif ve açıklamalar düzenlenmesi, terkedilmiş mal-lar komisyonlarına aittir. Oluşturulan direktif ve açıklamaların bir benze-ri il katına verilecektir.

Madde 26 - Boşaltılan yerlere yerleştiril
mek üzere göçmen gönderilmesi ve ayrıntılı işlemlerin yapılması göçmen komisyon ve memurlarını ilgilendirir ise de, bu gibi yerlerde yerleştirme işlerinin çabuklaştırılması ve düzenlenmesi, genel yerleştirme işlerinin kontrol ve denetimi bu yolda yerel hükümet ile anlaşarak karar alınması ve uygulanması terkedilmiş mallar komisyonlarının görev ve yetkilerindendir.

Madde 27 - Komisyon, sonuç olarak görüşlerini, araştırmalarını ayrıntılarıyla birlikte ve yaptığı işleri özet olarak engeç on beş günde bir Baka
nlık katına ve il katına bildirmekle yükümlüdür.

Madde 28 - Terkedilmiş mallar idare komisyonlarının malları yönetmesi bu yönetmeliğin istekleri çerçevesinde olacak, yazıların ulaştırılması yerel memurlarca yapılacaktır.

Madde 29 - Terkedilmiş mallar kom
isyonları üyeleri atandıkları bölgedeki terkedilmiş mallar ve arazinin idare ve korunması ile hesap işlerinden ortaklaşa sorumludurlar.

Madde 30 - Terkedilmiş mallar idare komisyonları, özel olarak atanmış bir başkan ile biri mülki ve diğeri de maliyeden
olmak ürere iki üyeden meydana gelmiştir.

Madde 31 - Haberleşme ve yazışmalar Başkan tarafından yahut Başkanın Yerine seçtiği üye tarafından Başkan namına yapılır.

Madde 32 - Terkedilmiş mallar komisyon başkanı; uygun gördüğü üye yi bu yönetmelikte bulun
an bir şeyin araştırma ve denetimine veyahut yapıl-masına memur edebilir.

Madde 33 - Terkedilmiş mallar komisyonu başkanına, göçmenlerin ödeneklerinden verilmek üzere günlük bir buçuk üyelerine de birer lira verildiği gibi görev nedeniyle çevresindeki yer
lere gittiklerinde ayrıca yolluk dahi alırlar.

Madde 34 - Komisyon atanmayan ve gönderilmeyen illerde bu yönetme-lik hükümlerinin uygulanması yerel hükümete aittir.

Arşiv No: 1/2
Dolap No: 109
Göz No: 4
Klasör No: 361
Dosya No: 1445
Fihrist No:1-3

 

Göç ve Verilen Hizmetlerle İlgili Rapor

 

Belge No: 1845

Huzur-u Sami-i Cenab-ı Sadaretpenahiye

Harekat-ı harbiye neticesinde hudud-u şarkiye menatık-ı harbiyesiyle civarından dahile mecbur-u iltica olan ahaliden Zirde tafsilatıyle arz edi len teşkilat ve tertibat-mahsusası dairesinde Nezaret'i acizice mahal ve menatık iskânniyelerine sevk ve iskan edilip aşeleri temin ve iksa ve hast alarının tedavilerine ihtimam edilen nüfusun mecmu-u Teşrinievvel gayesinde yedi yüz ikibin dokuzyüz küsur nüfusa baliğ o
lmuştur. Hükümet arz-ı ihtiyaç etmeyerek kendi vesait ve menabiiyle yerleşen mülteciler her ne kadar bu yekuna dahil değilse de bu .gibilere de müracaatları halinde muavenet-i nakdiyede bulunulmaktadır.

Ceryan-ı ilticanın mebdei olan geçen 331 senesi evai
linde Giresun. Samsun, Sivas, Mamuretülaziz, Diyarbekir, Musul gibi darülharekata hemcivar olan şehir ve kasabatta tetemmü eden mültecilerin dar bir sahada mütekâsif bir halde bulunmalarından tevellüt edebilecek emrazdan vikayeleri ve menabi-i iaşe ve kabiliyet-i iskâniye ve şerait-i sıhhiyesi nisbetinde inde daha müsait olaıı mahallere sevk ve tevzileri ile sevkiyatın suret-i muntazamada icrası ve kafilelerin yollarda maruz-u müşkilat olmamaları için kadın, çocuk ve hastalara vesaiti nakliye tahsisi ve muayenei merakizi tesisi ile çiçek, tifüs, kolera aşıları ile telkıhi ve turuk-ı sevkiyede iaşele rinin temini ve bazı mahalli muayyenede sıcak yemek itası gibi esasat-ı himaye ve muavenetkaranenin rüesa ve memurin-i muhacirin memurları tarafından keyfiyet-i tatbikine ait tedabir ve vesaya-yı idariye-yi mübey-yin ve (1) numara ile taktim-i pişgah-i samileri kılınan talimatname tan-zim edilmiş ve müstemiren tatbik-i ahkamına ihtimam olunarak iztihsal olunan netayici umumiye'nin berveçhizir telhisen arzına mücaseret kılın-mıştır.

Ahalisi mecbur-i iltica olan yerler ve menatiki iskâniye ittihaz olunan mahallerin ahval-i iklimiye ve menabi-i iaşesiyle hususat-ı ırkiye vesairesi ve turuk-u umumiyenin vaziyet ve istikametterine nazaran menatık-ı iskâ-niye dört kısma
ayrılarak (1) Şarki Erzurum ile Trabzon sahillerinden ge-len mülteciler gerek deniz tarikiyle ve gerek karadan Ordu, Giresun, Ün-ye, Samsun, Bafra ve Kastamonu civarına (2) Garbi ve Cenubi Erzurum ile Cenubi Trabzon dan gelenler Sivas-Tokat tarikiyle Ankara Vilayeti mül-hakatına veyahut Sivas-Kayseri tarikiyle Kayseri ve Niğde'ye (3) Erzu-rum'un kısmı şarkisinden ve cenubu şarkisinden gelenler Kemah tarikiyle Mamuretülaziz, Malatya ve Maraş'a (4) Van ve Bitlis'den gelenler Diyar-bekir tarikiyle Diyarbekir mülhakatına ve Urfa ve Ayıntap ve kısmen de Adana'ya gönderilmişlerdir.

Mültecilerin sevk, iskân ve iaşeleri ve eytam ve eramilinin muhafaza ve i'tam ve işgalleri ve hastalarının tedavisine müteferri müessesat ve teşkilat her mıntıkanın arz ettiği ahval-i
hususiye ve ihtiyacat-ı mahalli-ye ile telifen tesis ve tedvir edildiği cihetle her mıntıka hakkında ayrı ayrı arz-ı malumat zaruri ve münasip görülmüştür.

1 -- Trabzon'la mülhakat-ı sevahiliyesi ahalisi kısmen kayıklarla de-nizden Ordu, Giresun ve Samsu
n taraflarına sevk edilmiştir. Düşman ta-arruzundan emin kalındıkça en kısa ve mülteciler için en rahat bir vasıta-i sevk olan bu tarikten kayıkların azlığı cihetiyle hakkile istifade edilememiş mamafih gerek mültecilerden sahibi hal olanlar ve gerek muavenet-i hükümetle bu tarikten sevk edilenlerin miktarı yirmi bine baliğ olmuştur. Karahisar-Sivas veyahut Niksar Erbaa Amasya Kara tariklerinden sevkıyat icra edilmişse de vesaiti nakliyenin fıkadanından dolayı buradan sevk edilen mültecilerin istirahatları arzu edilecek kadar temin edilememiştir. Ordu ve Giresun'dan gelerek kendilerinden Terme ve Çarşambâ'da iskan edilen mültecilerin kısm-ı azamı oralara icra-yi hasar eden sıtmadan mü-teessir olmuşlar ve daha fazla ikametleri tecviz edilmeyerek ekserisinin Amasya'ya ve Merzifon'a nakilleri icra kılınmış ve mütebakisi de mülha-kattan dağlık ve sıtmadan âri köylere sevk ve iskan edilmiştir.

Samsun'da bulunanlar da kısmen sıtmadan muztarip olmuşlarsa da kinin tevziatı sayesinde hastalığın mucibi telefat olacak
bir raddeye gel-mesine mümaniat edilmiş ve bunlardan köylü olanlar Kavak, Havza, Mer-zifon tarikiyle Çorum ve kısmen de Bafra tarikiyle Sinop-Kastamonu ha-valisine sevk olunmuşlardır. Mütebakisinin de ahval ve vesaitin müsaadesi nispetinde cenuba sevkleri icra edilmektedir.

Elyevm bu havalide 79100 nüfus mülteci mevcut olup bunlardan on-sekiz bini nefs-i Samsun da ve onsekiz bini merkez kazası mülhakatında ve dört bini Bafrâ'da, derdest-i sevk olanlar da dahil olmak üzere onsekiz bini Çarşamba'da binaltıyü
z Terme'de, yedibin Terme mülhakatında, on-sekiz bin Ünye'de, binbeşyüz nüfus Fatsa kazalarındadır.

Liva'ya kara tarikiyle dahil olmakta olan mültecilerin temin-i iaşesi ve hastalarının muayene ve tedavisi için Fatsa, Ünye, Terme ve Çarşam-ba'da birer mua
yene ve iâşe merkezi tesis edilerek kafilelerin aşılanması ve kendilerine sıcak yemek itası temin edildiği gibi nefs-i Samsun'da ve Çarşamba ve Ünye'de suret-i mahsusada mülteciler için tesis edilen has-tanelerde tedavileri icra edilmektedir.

Ve Fatsa, Ün
ye, Terme, Çarşambâ'da müesses bulunan askeri menzil hastanelerinden de indelicap muavenet görülmekte bulunmuştur. Gerek merkez livadan Bafra tarikiyle Sinop'a ve keza Kavak-Havza tarikiyle Ço-rum'a sevk edilen mülteci kafilelerinin temin-i iaşeleri için de güzergahta dörder saat mesafe ile iaşe merakizi tesis ve kafilelerin muntazam iaşe-leri temin ve Samsun merkezinde bir yetimhane ile bir de Tulhâne küşat edilmiş ve alelumum mültecilerin büyüklerine üçer ve küçüklerine de alt-mışar para yevmiye verilmekte olduğu gibi hal ve kudret-i maliye ve be-deniyesi olmayan fukara ve zuafaya günde bir defa etli çorba veya etli bulgur ve pirinç tevzi edilmekte bulunmuştur.

2 - Erzurum ve havalisinden Sivas vilayetine gelen mülteciler Suşeh-ri-Zara-Koçhisar tarikiyle
Sivas'a gelmektedirler. Tokat tarikiyle Çorum cihetlerine sevk olunacaklar Suşehri-Koyulhisar-Niksar tarikiyle Tokat'a gönderildikleri gibi Alucra cihetinden Karahisarışarki'ye gelenler de Kay-seri'ye mürettep olduklarına göre Refahiye tarikiyle ve Çorum cihetlerine nazaran da Mesudiye-Reşadiye-Niksar tarikiyle gönderilmektedir. Güzer-gâh ve turuk-u sevkiyede müesses iaşe, muayene merakizi ve cihet-i aske-riyece müesses tesisat-ı sıhhıye sayesinde bu havali sevkiyatı muntazam ceryan etmiş ve bilhassa muhtelif mahallerde tesis edilen aşı merkezlerin-de şimdiye kadar yüzellibin nüfusa emraz-ı muhtelifeye karşı aşılanması suretiyle ahval-i sıhhiyeleri mucibi memnuniyet bir halde bulundurulmuş-tur.

Vilayetin Tokat-Amasya livaları menatık-ı iskâniye dahilinde bu
lun-makla beraber şimdiye kadar Sivas'a vurut eden mültecilerin mecmuu üçyüzbini mütecaviz olması ve bunların hey'eti umumiyesinin üçüncü Or-duya merkez-i harekât olan dahil vilayette iskân ve iaşeleri kabil olama-ması dolayisiyle bunlardan tevarih-i muhtelifede "144964" nüfus Çorum- Yozgat-Kayseri-Niğde-Kırşehir, Konya_ cihetlerine sevk edilmiş ve bakiye-si Sivas vilayeti dahilindeki menatıkı iskâniyelerine tevzi olunarak iskân-ları ile iştigal edilmekte bulunmuştur. Şimdiye kadar bunlara "8637" ha-ne tevzi edilmiş olup evvelce icara rabtedilmiş olan 2154 hanenin fesh-i icareleri akabinde mültecilere tevzii mukarrer bulunmuştur.

Mülteciler meyanındaki dul kadın ve kimsesiz etfal ve eytam vilayet-çe muhtelif mahallerde müesses ve ahiren tevsi edilen darülsı
naa ve öksüz yurtlarına yerleştirilerek halıcılık, dokumacılık, bezcilik, terzilik ve zekur etfale de demircilik, marangozculuk, terzilik ve buna mümasil sanayi tah-sil ettirilmekte ve bu hususta nezaret-i acizice de müessesesat-ı maliyeye muavenet-i nakdiyede bulunmaktadır. Sivas, Yenihan, Tokat, Amasya,Merzifon ve Zile'de birer tul'hâne ve mülteci hastanesi ve mülteci mutfağı tesis edilmiş ve mülteci fukara ve zuafasına sıcak ve etli yemek tevziatı taht-ı emniyete alınmıştır.

3 - Erzurum havali-i cenubiy
e ve şarkiyesiyle Van havali-i garbi-yesi mültecileri Kemah veya Divriği ve Kangal tarikiyle veya Patogüzin-han tarikiyle Mamuretülaziz vilayetine dahil olmaktadır. Güzergâhta icap eden mevkilerde iaşe ve sıhhiye merkezleri tesis edilmiş olmakla beraber bu havalideki yolların sabilmürur dağlık ve taşlıktan ibaret olması vesait-ı nakliyenin fıkadanı sevkiyatın temami-i icrasındaki imkân-ı maddiye ma-ni olmuştur.

Mamuretülaziz vilayetine gelenler merkez livası ile Malatya livası ve Hüsnümansur, Behisni kazal
arında iskân olunmaktadır. Vilayete şimdiye kadar gelen mülteci seksen bin raddesindedir. Bunlardan dörtbin beşyüzü merkez kazası ile Malatya'nın Hüsnümansur, Behisni kazalarında iskan olunarak mütebakisi kısmen Diyarbekir ve kısmen Malatya tarikiyle Ma-raş, Ayıntap cihetlerine sevk olunmuşlardır. Vilayetin menabi-i iaşe ve kabiliyet-i iskâniyesi itibariyle bir miktar daha mülteci iskânına müsait olduğu anlaşılmakla indelicap Sivas'tan buraya da sevkıyat icrası takar-rür etmiş ve Sivas'tan itibaren Malatya-Mamuretülaziz'e kadar hat güzer-gahında bulunan Deliktaş, Ulaş. Kangal-Alacahan, Hasançelebi-Hekimhan-Hasan badrik ve Malatya-İzoli-Kadıköy, Mamuretülaziz merkezlerinde bi-rer iaşe merkezi tesis ettirilerek mültecilerin sıcak yemeklerle it'amı te-min ettirilmiş ve Kangal-Deliktaş muayene mevkilerinde de mültecilerin muayene-i sıhhiyeleri ve Kangal menzil hastanesinde de tedavileri taht-ı temine alınmıştır. Harput Mamuretülaziz'le Malatyâda bir hastane, Ye-timhane, Tulhâne ve mülteci mutbakları te'sis edilmiştir.

4 - Van, Bitlis, Muş havalisinden Diyarbekir vilayetine dahil olan mülteciler Palugüzinhan-Ergani veya Siirt-Lice, Sürt-Silvan tarikiyle gel-mişlerdir. ikiyüzbinden fazla bir nüfusun vilayette tekasüfüne binaen ikin-ci ordunun darül-harekâtına dahil
olan Diyarbekir'deki izdihamın tahfifi için mültecilerin bir kısmı Siverek tarikiyle Siverek-Urfa mülhakatına, di-ğer kısmının da Mardin, Telerman ve Resülayin tarikiyte ve şimendiferle mahali mürettebei iskâniyelerine sevki takarrür etmiş ve Siverek güzer-gâhında icap eden iaşe ve muayene merakizi tesisatı vücuda getirildikten sonra şimendiferle sevkleri temin olunduktan sonra sevkiyata ibtidar olun-muştur. Ancak Toros cibali menatık-ı garbiyesine nıürettep mültecilerin ikinci ve dördüncü ordu kumandanlıklarından gösterilen lüzum üzerine bu kışı Urfa'da geçirmeleri takarrür etmiş, ve şimendiferle İslahıye'ye icra edilecek sevkiyat Telebyaz arap nam mevki-i Rüşt pınarında tevkif ve Ur-fa'ya tevcih olunmuştur. Diyarbekir vilayeti dahilinde iskân edilen mül-teciler merkez sancağında "16901" ve Mardin sancağında "16162" nüfus-tur. Ve şimdiye kadar Urfa'ya kırkbin mülteci gönderilnıiştir. Sevkiyat muntazam kafileler ile icra edilmekte olduğu gibi güzergâhta tesis edilen iaşe merkezlerinde de iaşeleri temi olunmakta ve kafilelere aşı ameliyatı yapılarak bu suretle emrazı sariye vukuu ve hudusu men edilmektedir.

Diyarbekir merkezinde mültecilere mahsus olmak üzere hastane, ne-kahatane tesis edildiği gibi Diyarbekir-Mardin, Siverek, Urfa liva merkez-lerinde de ayrı
ca birer darüleytam tesis edilmiş ve binbeşyüze karip etfal cem edilmiştir. Ayıntap ve Maraş'a şimdiye kadar vuku bulan sevkiyat onbeşbini tecavüz etmediği gibi Adana vilayetine de ancak onbin kişinin savki mukarrerdir. Mamafih ve turuk-u sevkiye üzerinde de icap eden ter-tibat ahzolunmuş ve her ihtimale nazaran Pozantı'da bir mülteci istasyonu tesis edilmiştir.

Memleketlerine iadeleri imkânının husulüne kadar mültecilerin temin-i iskân ve iaşeleri zımnında icap eder: her türlü tedabir-i idariyeye tevessül
edilmiş olduğu gibi bu hususta merkezce ittihaz edilen mukarreratın tat-biki rüesay-i memurin-i idare ile muhacirin memuruna tahmil edilmiş, her mıntıkaya birer müfettiş tayin olunmakla beraber münhasıran memaliki ecnebiyeden gelecek müslümanların ve aşair-i seyyarenin iskânı maksad-ı muayyeniyle teşkil edilmiş olan muhacirin müdüriyeti umuniyesi taşra teşkilatının adem-i kifayetine binaen vilayatı müstevliye memurini de mül-teci umuru ile tavzif ve icap eden mahallerde yevmiye ile memurin sev-kine istihdam edilmekte bulunmuştur.

Memleketlerine tayin olunduğu cihetle bidayette Samsun, Sivas-Har-put, Diyarbekir gibi darülharekât dahilinde tekasüf eden mültecilerin vu-kubulan takayudat ve ihtimama ve nakden yevmiye tevziatına rağmen mevsim ve turuk-u ve vesa
it-i nakliye ve menabi-i iaşede ve bilhassa ze-hair tedarikinde tesadüf edilen müşkülat hasebiyle bidayet ahvalde sevk ve iaşeleri matlup vechile tanzim edilmemiş ise de ikinci, üçüncü ve dör-düncü ordu kumandanlıklarınca menzil ambarlarından erzak tevzii ve itası ve bilhassa ordular hey'et-i sıhhiyeleri ile muayene ve tedavisi hususun-da vaki olan şayanıt şükran muvanetler ahval-i umumiyelerinin hastaların iktisab-ı salahına pek ziyade yardım etmiştir.

Sevk ve iskan ve iaşeye ait tertibat ve tesisat mezar
et-i acizi aşairi ve muhacirin müdürriyet-i umumiyesince ifa edilmekte olduğu gibi icraat-ı vakanın takibine mülkiye hey' eti teftişiyesi memur edilmiş ve mesail-i sıh-hiyede de sıhhıye nezareti ile tevhid-i mesai olunarak müfettiş-i mahsus-la marifeti ile rüyet edilmekte bulunmuştur. Te'sis olunan tul-hanelerin bilahara vilayat iradey-i hususiyelerine tevdii teemmül edilmekte olduğu gibi temadi-i idareleri nezareti acizi selahiyet ve ihtisası haricinde bulun-duğu cihetle darül-eytamların bilahare maarif nezaret-i celilesine devir ve tevdii mütevakkıf rey-i samileri bulunmuştur.

Memleketin her hususta arzettiği şeraiti malumesi dahilinde münha-sıran kadınlarla çocuklardan ve ihtiyarlardan mürekkep ve tesirat-ı ikli-miye ve metâib-i seferiyeye gayri mütehamm
il bulunan 800.000 raddesinde bir kitlenin sevk ve idaresinde mertebi-i kemal iddia edilemezse de turuk-u sevkiyede muayeneyi sıhhıye mahallerinin tesisi, aşılanması, esnayı sevk-lerinde itâm ve iaşeleri ve ihtiyarlarla çocukların vesaiti nakliyeden isti-fadeleri ve konak mahallerinde kendilerine sıcak yemek tevzii ve kısmen levazım iksaiyelerinin temini mültecilerin metâib-i seferiyeden mütevellit zaaf ve bitabilerini gayeste-yi şükran bir mertebede tehvin etmiş olduğu gibi ekseriyet-i galibesinin sekanaları tehiyye ve esbab-ı iaşe ve ihtiya-cat-ı mübremeleri tedarik ve müeseesat-ı mahsusatında hasta, zuafa, ey-tam ve eramilin muhafaza-i hayat ve sıhhatları temin edilmiş ve ahval ve zurufun arzettiği müşkülat-ı malumeye rağmen mülteci meselesi zatı sami-i sadaret penahilerince de bais-i memnuniyet olacak surette tedvir edilmekte bulunmuştur.

Mülteciler için geçen üçyüzotuz bir senesinde sarfolunan mebaliğ yir-mibeş milyon ve sene-i haliye teşrin-i evvel gayesine kadar sarfolunan me-baliğ dahi seksen milyon
kuruşa baliğ olmuş ve yalnız iaşe ihtiyacının te-mini için sene nihayetine kadar laakal yüzelli milyon kuruşun sarfı zaruri bulunmuştur.

Mülteci turuk-u sevkiyesi ile menatık-ı iskâniyesini ve mülteciler için vücuda getirilen muayene, iaşe merkezlerini, h
astahane, eytamhane, da-rülsai müessesatın grafik bir krokisi "2" numara ile takdim-i huzuru sa-mi-i sadaret penahileri kılınmıştır. Olbabda. 4 Kanunevvel 332


Arşiv No:1-2
Dolap No:
Göz No:
Klasör No:361
Dosya No 14445
Fihrist No: 15-22, 15-23

Belge
No: 1845

Yüce Başbakanlık Katına

Askeri harekat sonunda Doğu sınırı savaş bölgesiyle yöresinden zor görerek yurtiçine sığınmış olan ahaliden aşağıda etraflıca bildirilen özel teşkilat ve düzenleme çerçevesinde Başkanlığımızca yerleştirilecekleri yer-ler
e gönderilmiş ve yerleştirilmiş olup beslenmeleri sağlanmış, giyim ve hastalarının tedavilerine özen gösterilen nüfusun toplamı Ekim ayı sonun-da yedi yüz iki bin dokuz yüz nüfusa ulaşmıştır. Hükümete gereksinme duymayarak kendi araç ve kaynakları ile yerleşen sığmanlar her ne ka-dar bu toplama dahil değilse de yardım istemeleri halinde para yardımın-da bulunulmaktadır.

Sığınmanın başladığı geçen 1915 senesi başlarında Giresun, Samsun, Sivas, Elazığ, Diyarbakır, Musul gibi harp bölgelerine yakın olan şehir
ve ilçelerde toplanan sığınanların dar bir meydanda toplu bir halde bulunma-larından doğabilecek hastalıklardan korunmaları ve beslenme kaynakları yerleştirme olanakları ve sağlık durumu oranında daha elverişli olan yer-lere gönderilip dağıtılmaları ile yollamanın düzenli bir surette yapılması ve birlikte yolculuk yapacakların yollarda zorluklara düşmemeleri için ka-dın, çocuk ve hastalara nakil aracı verilmesi ve sağlık yerleri kurulması ile çiçek, tifo, tifüs, kolera aşılarıyla aşılanmaları, beslenmelerinin gönde-rildikleri yollardan sağlanması, bazı belirli yerlerde sıcak yemek verilmesi gibi temel koruma ve yardımlaşmanın mülki başkanlar ile göçmen memur-ları tarafından uygulama şekillerine ait çareler ve idari öğütleri bildirir (1) numara ile yüksek katınıza sunulan yönetmelik düzenlenmiş ve sürek-li uygulanmasına özen gösterilerek elde edilecek genel sonucun aşağıda kısaca bildirilmesi uygun görülmüştür,

Ahalisi sığınma zorunda olan yöreler ve yerleştirme bölgesi olarak seçilen yerlerin hava durumu ve
beslenme kaynaklarıyla son şekilleri ve-saire genel yolların durumu ve yönlerine nazaran yerleşme bölgeleri dört kısma ayrılarak:

"1" Doğu Erzurum ile Trabzon sahillerinden gelen sığmanlar; ge-rek deniz yoluyla ve gerek karadan Ordu, Giresun, Ünye. Samsu
n, Bafra ve Kastamonu yörelerine.

"2" Batı ve Güney Erzurum ile Güney Trabzon'dan gelenler Sivas-Tokat yoluyla Ankara ile ve buna bağlı bölgelere veyahut Sivas-Kayseri yoluyla Kayseri ve Niğde'ye .

"3" Erzurum'un Doğu kısmından ve Güneydoğusundan gelenle
r Kemah yoluyla Elazığ, Malatya ve Maraş'a.

"4" Van ve Bitlis'den gelenler Diyarbakır yoluyla Diyarbakır'a bağlı bölgelere, Urfa, Gaziantep ve kısmen de Adana'ya gönderilmişlerdir.

Sığınanların gönderilme, yerleştirilme ve beslenmeleri dul ve yetim-lerin
in korunması, yemek verilmesi ile oyalama ve hastalarına ilaç verme ve iyileştirilmesine ait kurul ve kuruluşlar her bölgenin gösterdiği yerel özellik ve gereksinmeleri ile uzlaştırılarak yapılması ve yürütülmesi nede-niyle her bölge hakkında ayrı ayrı bilgi edinilmesi zorunlu ve uygun gö-rülmüştür.

1. Trabzon ile sahil ahalisi kısmen kayıklarla denizden Ordu, Gire-sun ve Samsun taraflarına gönderilmiştir. Düşman baskısından uzak ka-lındıkça en kısa ve sığınanlar için en rahat bir gönderme şekli olan bu yo
ldan kayıkların azlığı nedeniyle istenilen şekilde faydalanılmamış, bu-nunla beraber sığınanlardan durumu iyi olanlarla ve hükümetçe yardım görenlerle bu yoldan gönderilenlerin sayısı yirmi bine yükselmiştir. Kara-hisar, Sivas veyahut Niksar, Erbaa, Amasya karayollarından gönderme yapılmışsa da nakil araçlarının azlığı sebebiyle buradan gönderilen sığı-nanların rahat etme ve dinlenmeleri istenilen düzeyde yapılamamıştır. Or-du ve Giresun'dan gelerek kendiliklerinden Terme ve Çarşamba'da yerleş-tirilen sığınanların büyük bir kısmı oralarda zarar veren sıtmadan etki-lenmişlerdir. Daha fazla kalmaları iyi olmayacağından çoğu Amasya'ya ve Merzifon'a gönderilmiş geri kalanları da bölgenin değişik ve sıtma ol-mayan köylerine gönderilerek yerleştirilmişlerdir. Samsun'da bulunanlar-dan da bir bölümü sıtmadan zarar görmüşse de, kimin dağıtılması suretiy-le hastalığın zarar ve ölüm yapamayacak derecede önü alınmış, bunlar-dan köylü olanlar Kavak, Havza, Merzifon yolu ile Çorum ve bir bölümü de Bafra yolu ile Sinop - Kastamonu bölgesine gönderilmişlerdir. Geri ka-lanının da durum ve araç elverdiği oranda güneye gönderilmesi yapılmak-tadır.

Bugün bu bölgede 79.100 üfus sığınan vardır. Bunlardan 18.000'i Samsun da ve 18.000'i kaza merkezi bağlılarında, 4.000'i Bafrâ da gö
nderilmeye hazır olanlar da hesaplanarak 18.000'i Çarşamba'da, 1.600 Terme'de, 7.000 Terme bağlılarında, 18.000 Ünye'de, 5.500 Fatsa kazalarındadır.

Livaya karayolu ile girmekte olan sığınanların beslenme ve hastala-rının tedavisi için Fatsa, Ünye, Terme
ve Çarşamba'da birer muayene ve beslenme yerleri açılarak gelenlerin aşılanması ve kendilerine sıcak yemek verilmesi sağlandığı gibi Samsun'da Çarşambâ'da ve Ünye'de özel olarak sığınanlar için kurulan hastanelerde tedavileri yapılmaktadır. Fatsa, Ün-ye, Terme Çarşamba'da kurulmuş bulunan askeri menzil hastanelerinden de gerektiğinde yardım görülmektedir. Gerek liva merkezinden Bafra yo-luyla Sinop'a ve keza Kavak-Havza yoluyla Çorum'a gönderilen sığınanlar kafilelerinin beslenmeleri için de yollarda dörder saat uzaklıkta beslen-me yerleri açılmak suretiyle kafilelerin sürekli olarak beslenmelerinin sağlanması ve Samsun merkezinde bir yetimlerevi ile bir de sütevi açılmış ve tüm sığınanların büyüklerine üçer ve küçüklerine altmışar para gündelik verilmekte olduğu gibi mali durumları ile fiziki durumları bozuk yoksul ve zayıf olanlara günde bir defa etli çorba veya etli bulgur ve pirinç dağı-tılmaktadır.

2.Erzurum ve yöresinden Sivas iline gelen sığınanlar Suşehri, Zara-Koçhisar yoluyla Sivas'a gelmektedirler
. Tokat yolu ile Çorum yönüne gönderilecekler Suşehri-Koçhisar-Niksar yolu ile Tokat'a gönderildikleri gibi Alucra yönünden Karahisar'a gelenler de Kayseri'ye gönderilecekleri-ne göre Refahiye yolu ile ve Çorum . . . . . . bakımından Mesudiye-Reşadi-ye-Niksar yolu ile gönderilmektedir. Geçilen yollar ve gönderme yollarıno da kurulmuş beslenme ve muayene merkezleri ve askerlerce kurulmuş sağ-lık kuruluşları yardımı ile bölge gönderme işleri düzgün ve aralıksız yapıl-mış ve özellikle değişik yerlerde kurulan aşı merkezlerinde şimdiye kadar I50.000 kişi çeşitli hastalıklardan korunmak suretiyle sağlık durumları iyi ve güvenceli bulundurulmuştur. Sivas ilinin Tokat-Amasya livaları yer-leştirme bölgesi içinde bulunmakla beraber şimdiye kadar Sivas'a gelen sığınanların toplamı 300.000'i geçmiş olması ve bunların tümünün 3 ncü Orduya harekât merkezi olan iç illerde yerleşme ve beslenmeleri sağlana-mamış dolayısıyla bunlardan çeşitli tarihlerde "144.964" kişi Çorum-Yoz-gat-Kayseri-Niğde-Kırşehir Konya yönlerine gönderilmiş ve geri kalanları Sivas ili içindeki yörelere yerleştirilmek üzere dağıtılmak işiyle uğraşılmıştır. Şimdiye kadar bunlara "8637" ev verilmiş olup evvelce kiraya bağ-lanan 2.154 evin kiraları kaldırılarak sığınanlara dağıtılması kararlaştı-rılmıştır.

Sığınanlar arasında dul kadın kimsesiz çocuklar ve yetimler valilikçe değişik yerlerde kurulmuş ve sonraları genişletilen sanat okulları ile kim-sesizler yurtlarına yerleştirilerek halıcılık, dokumacılık, bezcilik, terzilik ve erkek çocuklar da demircili
k marangozluk, terzilik ve buna benzer sa-nat öğretilmekte ve bu konuda Bakanlığımızca da mali kurumlara para yardımında bulunulmaktadır. Sivas, Yenihan, Tokat, Amasya, Merzifon ve Zile'de birer sütevi ve sığınanlar hastahanesi ve sığınanlar mutfağı kurul-muş, sığınan yoksul ve güçsüz olanlara sıcak ve etli yemek dağıtımı güven-ce altına alınmıştır.

3.Erzurum'un doğu ve güney bölgesi ile Van batı bölgesi sığınanları Kemah veya Divriği ve Kangal yoluyla veya Patogüzinhan yoluyla Elazığ ili içine girmektedir
. Yol boyunca gereken yerlerde beslenme ve sağlık ku-rumları kurulmuş olmakla beraber bu bölgedeki yolların geçilmesi zor dağ-lık ve taşlıktan ibaret olması, nakliye araçlarının yokluğu tüm gönderme olasılığına engel olmuştur.

Elazığ iline gelenler, merke
z livası ile Malatya livası ve Adıyaman, Besni ilçelerinde yerleştirilmektedir. ile şimdiye kadar sığınanlar adedi aşağı yukarı seksen bindir. Bunlardan Dört bin beş yüzü merkez ilçe Ma-latya'nın Adıyaman, Besni ilçelerinde yerleştirilmiş, geri kalanlarından ba-zıları Diyarbakır, bazıları Malatya yoluyla Maraş, Gaziantep yönlerine gönderilmişlerdir. İlin beslenme kaynakları ve barındırma olanakları iti-bariyle bir miktar daha sığınıcı barındırmaya elverişli olduğu anlaşılmak-la, gerektiğinde Sivas'tan buraya da gönderme yapılması kararlaştırıl-mış ve Sivas'tan itibaren Malatya-Elazığ'a kadar yol üzerinde bulunan De-liktaş, Ulaş, Kangal, Alacahan, Hasan-Çelebi, Hekimhan, Hasanbadrik ve Malatya-İzoli-Kadıköy Elazığ merkezlerinde birer beslenme merkezi ku-rularak sığınanlara sıcak yemek yedirmek sağlanmış ve Kangal-Deliktaş muayene yerlerinde de sığınıcıların sağlık muayeneleri ve Kangal menzil hastanesinde de tedavileri güvence altına alınmıştır. Harput Elazığ ile Ma-latya'da bir hastane yetim yurdu, sütevi ve sığınanlar mutbakları kurul-muştur.

4.Van, Bitlis, Muş bölgesinden Diyarbakır iline gelmiş olan sığınan-lar Palu-Güzinhan-Ergani veya Siirt-Lice; Siirt-Silvan yoluyla gelmişlerdir. iki yüz binden fazla bir nüfusun ilde çoğalmasından 2 nci Ordunun harekât
bölgesine giren Diyarbakır'daki topluluğun azaltılması için sığınanların bir bölümü Siverek yoluyla Siverek-Urfa bağlılarına diğer bölümünün de Mar-din, Telermiş ve Resülayn yoluyla ve demiryolu ile tertip edildikleri yer-lerde barındırmalarına gönderilmesi kararlaştırılmış ve Siverek yol boyun-ca gereken beslenme ve tedavi yerlerini kurduktan sonra ve demiryolu ile gönderilmeleri sağlandıktan sonra gönderilmeye başlanmıştır. Ancak, To-ros Dağları batı bölgesine tertip edilen sığınıcıların 2 nci ve 4 ncü Ordu Komutanlıklarından gösterilen gereklilik üzerine bu kışı Urfa'da geçirme-leri anlaşılmış ve demiryolu ile İslahiye'ye yapılacak göndermelerin Teleb-yaz Arap'tan başka deyişle Reşitpınarı'nda durdurularak Urfa'ya yönel-tilmiştir. Diyarbakır ili içinde barındırılan sığınanlar merkez sancağında "16.901" ve Mardin sancağında "16.162" kişidir. Şimdiye kadar Urfa'ya "40.000" sığınan gönderilmiştir. Gönderme düzgün kafilelerle yapılmakta olup, yol üzerinde kurulan beslenme yerlerinde de beslenmeleri sağlan-makta ve kafilelere gerekli aşıları yapılarak bulaşıcı hastalıkların çıkma-sı önlenmektedir.
-
Diyarbakır'da sığınanlara özel olarak hastane, dinlenme evleri kurul-duğu gibi Diyarbakır-Mardin, Siverek, Urfa'da ayrıca birer çocuk yuvası kurulmuş ve 10.500'e yakın çocuk toplanmıştır. Gaziantep ve Maraş'a şim-diye kadar yapılan göndermeler on beş bini geçmediği gibi Adana iline de ancak on bin kişinin sevki düşünülmektedir. Bununla beraber bu gönder-me yolu üzerinde de gereken düzenlemeler alınmış ve herhangi bir
olasılı-ğa karşı Pozantı'da bir sığınanlar istasyonu kurulmuştur.

Memleketlerine gönderilmeleri sağlanıncaya kadar sığınaııların barın-dırma ve beslenme işleri için gereken her türlü idari çarelere başvu-rulmuş olduğu gibi bu konuda merkezce alınan kararl
arın uygulanması idare başkanlarıyla sığınanlar memurlarına yükletilmiş, her bölgeye birer denetici atanmış olmakla beraber, özellikle dış memleketlerden gelecek Müslümanların ve gezici aşiretlerin barındırılması özellikle kurulmuş olan sığınanlar genel başkanlığının diğer yerlerdeki kuruluşlarının yetersizli-ğinden ötürü, tutulmuş iller memurları da sığınanların işleriyle görevlendi-rilmiş ve gereken yerlerde gündelikçi olarak memur gönderme işlerinde görevlendirilmiştir.

Memleketlerine atanmış olmaları n
edeniyle başlangıçta Samsun, Si-vas-Harpüt, Diyarbakır gibi harekât bölgesi içinde çoğalan sığınanların uğraşma ve özenle görülen işlerde parasal olarak gündelik dağıtımına kar-şın, mevsim, yol ve nakliye araçları ve beslenme kaynaklarında ve özenle erzak bulmada karşılaşılacak zorluklar nedeniyle ilk durumda gönderme ve beslenmeleri istenildiği şekilde düzenlenmemiş ise de; 2 nci, 3 ncü ve 4 ncü Ordu Komutanlıklarınca menzil ambarlarından erzak alınıp dağıtıl-ması ve özellikle Ordular sağlık kurullarınca muayene ve genel durumları-nın, hastaların iyileşmesinde pek ziyade yardım etmiştir.

Gönderme, barındırma ve beslenmeye ait düzenleme ve kurumlar baş-kanlığımız Oymaklar ve Göçmenler Genel Başkanlığınca yapılmakta oldu-ğu gibi yapılış şeklinin kovalanmasın
a mülkiye denetim kuralları görevlen-dirilmiştir. Sağlık problemlerinde de sağlık bakanlığınca uyumlu bir çalış-ma yapılacak özel deneticiler aracılığı ile görülmektedir. Kurulan sütevle-rinin sonradan iller özel idarelerine bırakılması düşünülmekte olup idare-lerin uzatılması Bakanlığımızın yetki ve uzmanlığı dışında bulunması ne-deniyle çocuk bakımevlerinin sonraları Milli Eğitim Bakanlığı'na aktarma ve verilmesi yüksek görüşlerinize sunulur.

Memleketin her bakımdan gösterdiği bilinen iç durumu özellikle
ka-dınlarla çocuklardan ve ihtiyarlardan oluşmakta iklim etkenleri ve harbin güçlüklerine dayanamayan aşağı yukarı 800.000 kadar olan bir toplumun yönetilmesinde olgunluk payesi savunulamazsa da gönderme yollarında sağlık muayene yerlerinin kurulması, aşılanmaları, gönderme zamanların-da yemek verilmesi ve beslenmeleri ihtiyarlarla çocukların nakliye araçla-rından faydalanmaları ve konak yerlerinde kendilerine sıcak yemek veril-mesi ve kısmen giyeceklerinin sağlanması, sığınanların yolculuktan doğan zayıflık ve düşkünlüklerini teşekküre yakışır bir şekilde kolaylaştırdığı gi-bi birçoklarının ev sahibi olmalarıyla beslenme ve kaçınılmaz gereksinme-lerinin sağlanması özel kurumlarda hasta, bitkin, dul ve yetimlerin hayat-larının korunması ve sağlıkları sağlanmış ve durumun gerektirdiği belli bütün zorluklara yine de sığınanlar meselesi yüksek başbakanlıkça mem-nuniyeti gerektirecek surette yürütülegelmiştir.

Sığınanlar için geçen üç yüz otuz bir senesinde harcanan para yirmi beş milyon, bu sene ekim sonuna ka
dar- harcanmış ise seksen milyon ku-ruşa ve yalnız beslenme gereksinmelerinin sağlanması için sene sonuna ka-dar en azından yüz milyon kuruşun harcanması lüzumlu bulunmuştur.

Sığınanların gönderilmesiyle bölgelerde barındırılması ve sığınanlar için meydan
a getirilen muayene merkezlerini, hastane, çocuk bakımevi, atölye gibi kurumların grafik bir krokisi "2" numara ile Başbakanlık yük-sek katına sunulmuştur.

Aralık 91

Arşiv No: 1-2
Dolap No:
Göz No:
Klasör No: 361
Dosya No: 1445
Fihrist No: 15-22, 15-2
3

 

İskân ve İâşenin Nasıl Yapılacağına Dair Yönetmelik

Belge No : 1916
Bab-ı Ali
Dahiliye Nezareti
İskân-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti Umumi
Hususi

Ahval-i harbiye ve zaruret-i fevkalâde-i siyasiye (Harp hali ve olağanüstü siyasal zorunluluklar) dolayısiyle mahall-i ahire (başka yerlere) nakilleri icra edilen (yapılan) Ermenilerin iskân ve iaşesiyle (yerleşme ve beslenmesiyle) hususat-ı saireleri hakkında talimatnamedir (yönetmeliktir).

Madde 1 : - Nakli icabeden ahalinin temin-i sevki, mahalli memuri
n (yöresel memurlar) idaresine aittir.

Madde 2 : - Nakledilen Ermeniler, kâffe-i menkulat (taşınabilecek bütün mallarını) ve hayvanatını (hayvanlarını) birlikte götürebilirler.

Madde 3 :- Mahall-i iskaniyelerine (Yerleşecekleri yerlere) sevkedilen Ermeni
lerin, esna-yı rahda (yolculuk sırasında) muhafaza-i can (canlarının korunması) ve mallarıyla temin-i iaşe (yiyecek temini) ve istiahatları, güzergâhlarında (geçtikleri yerde) bu-lunan memurin-i idariyeye (yönetim makamlarına) aittir. Bu hususta vaki olacak terahi ve tekasülden (gevşeklik ve ilgisizlikten), alâ-meratibihim kâffe-i memurin mesuldur (sırasıyla bütün memurlar sorumludur).

Madde 4 : - Mahall-i iskâniye mertebelerine vürud eden (yerleşme yerlerine gelen) Ermeniler, icab-ı hal ve mevkie göre (du
rumun gereğine ve yerine göre), ya müte-ferrik surette (ayrı olarak) mevcut kura ve kasabata (köy ve kasabalara) ilave suretiyle inşa edilecek hanelere, veyahut taraf-ı hükümetten tayin edilecek mahallerde tesis edile-cek (kurulacak) köylere yerleştirilecektir. Köylerin hıfz-ı sıhhaya muvafık (sağlığı koru-maya uygun) ve ziraat ve umrana (tarım ve bayındırlığa) müsait mahallerde tesisine dikkat olunacaktır.

Madde 5 : - Menatık-ı iskaniyede (yerleşme bölgelerinde) köy teşkiline müsait arazi-i haliyye ve mah
lüle ve miriye (sahipsiz topraklar ve kullananın mirasçı bırakma-dan ölümüyle devlete kalan topraklar ve devlet toprağı) bulunmadığı halde emlak-i miri-yeden bulunan (devlet mülklerinden olan) çiftlik ve köylerin bu cihete tahsisi (ayrılması) caizdir.

Mad
de 6 : - Ermeni iskân edilecek kura ve kasabatla (köyler ve kasabalarla) yeniden tesis edilecek (kurulacak) Ermeni köyleri hududunun, Bağdat şimendiferiyle iltisak (bağlantı) hatlarından ve diğer hutut-u hadidiyeden (demiryollarından) la-akall (en az) yirmi beş kilometre uzak bulunması şarttır.

Madde 7 : - İlave suretiyle kura ve kasabata yerleştirilen Ermeniler ile yeni tesis edilen köyde iskan edilen ahalinin, sicill-i nüfusa (nüfus kaydına) esas olabilecek bir suret-i mazbuta ve muntazamada (sağlamlık v
e düzenlilikle) hane itibariyle her ailenin isim, şöhret, sin (yaş), sanat, mahall-i vürud ve mahall-i iskânını (geldiği ve yerleştiği yeri) ve keza haneyi teşkil eden efrad-ı ailesinin (aile bireylerinin) esami ve esnanını mü-beyyin (adları ve yaşlarını bildiren) bir defter tanzim edilecektir.

Madde 8 : - Mahall-i mürettebesine (ayrılan yere) iskan edilen bir kimsenin, merbut (bağlı) olduğu komisyonun mezuniyeti (izni) olmaksızın ve zabıta-i mahalliye-den (yörenin güvenlik kuvvetinden) vesika-i mahsusa is
tihsal etmeksizin (özel belge almaksızın) ahir mahalle (başka yere) gitmesi memnudur (yasaktır).

Madde 9 :- Mahall-i mürettebelerine vürud eden (gelen) ahalinin, suret-i katiye-de (kesinlikle) iskânlarına kadar, iaşe (beslenme) ve muhtacinden bulunanların
(muhtaç olanların) meskenlerinin dahi inşası (evlerinin yapımı bile), muhacirin tahsisatından (göçmenler ödeneğinden) sarf edilmek üzere Hükümet'e aittir.

Madde 10 : - İaşe ve iskan hususatının temin ve tesri-i icrası (konularının sağlan-ması ve çabuklaş
tırılması) ve ahalinin muhafaza-i sıhhat ve tefih-i ahvaline müteallik hususatın ifası (ahalinin sağlığının korunması ve refahının sağlanmasıyla ilgili işlerin ya-pılması) mahallerinin en büyük mülkiye memurları amir-i mesul olmak üzere, Muhacirin Komisyonları'na aittir. Muhacirin Komisyonu bulunmayan mahallerde, Muhacirin Nizamnamesi'ne tevfikan (uyularak) yeniden teşkili muktezidir (gereklidir).

Madde 11 : - İaşe ve iskan hususatının temin ve tesri-i ifası için lüzumu kadar; sevk, iaşe ve iskân memurları
nın tayini (atanması), Nezaretten istizan şartıyla (Bakanlık-tan izin istemek koşuluyla) mutasarrıf ve valilere aittir.

Madde 12 : - İskânı icra edilen her aileye ahval-i sabıka-i iktisadiye (geçmişteki ekonomik durumları) ve ihtiyacat-ı hazırası (şimdiki
ihtiyaçları) nazar-ı itibara alınarak mikdar-ı münasip (uygun miktarda) arazi verilecektir.

Madde 13 : - Arazinin tefrik ve tevzii (ayrılması ve dağıtımı) Muhacirin Komis-yonları'na aittir.

Madde 14 : - Tefrik edilen (Ayrılan) arazinin hudut ve dönümü,
tefrik ve tayin edilip muvakkat ilmühaber (geçici alındı kağıdı) mukabilinde eshabına (sahiplerine) tevdi edildikten sonra, tapu ve emlak muamelatına esas olabilecek bir suret-i muntazamada (düzenli bir biçimde) defter-i mahsusasına (özel defterine) kaydolunur.

Madde 15 : - Muhtacinden bulunan erbab.ı zürra ve sanata (tarımla uğraşanlara ve sanatkarlara) mikdar-ı münasip sermaye veyahut alat ve edevat (araç ve gereçler) veri-lecektir. Receb 333/17 Mayıs 331 (30 Mayıs 1915)

Aslına mutabıktır (uygundur)
Müh
ür (Dahiliye Nezareti/Aşair ve Muhaci-rin Müdüriyeti)

Arşiv No 1/2
Dolap No :109
Göz No :3
Klasör No :361
Dosya No :1030(1445)
Fihrist No : 1

 

 

R.C. Craigie'nin Lord CURZON'a Mektubu

R.C. CRAIGIE, BRITISH EMBASSY AT WASHINGTON,
TO THE EARL CURZON OF KEDLESTON,SECRETARV OF STATE, FOREIGN OFFICE.
BRITISH EMBASSY,
WASHINGTON, D.C..

No. 722.
July 13. 1921
My Lord :

With reference to your Despatch No. 755 (E. 6311/132/44) of June 16. 1921, I have the honour to inform Your Lordship that a member of my staff visited the State Department yesterday, the 12th inst.,in regard to the Turks who are at present being detained at Malta with a view to a trial in connection with the Armenian massacres. He was permitted to see a selection of reports from United States Consuls on the subject of the atrocities committed in Armenia during the recent war, the reports judged by the State Department to be the most useful for the purpose of His Majesty's Government being chosen from among several hundreds.

I regret to inform Your Lordship that there was nothing there in which could be used as evidence against the Turks who are being detained for trial at Malta. The reports seen, while furnishing full accounts of the atrocities committed. made mention, however, of only two names of the Turkish officials in question -those of Sabit Bey and Suleiman Faik Pasha- and in these cases were confined to personal opinions of these officials on the part of the writer, no concrete facts beign given which could constitute satisfactory incriminating evidence.

I have the honour to add that officials of the Department of State expressed the wish, in the course of conversation, that no information supplied by them in this connection should be employed in a court of law.
Having regard to this stipulation and the fact that the reports in the possession of the Department do not appear in any case to contain evidence against these Turks which would be useful even for the purpose of corroborating information already in the posses-sion of this Majesty's Government, I fear that nothing Is to be hoped from addressing any further enquiries to the United States Govern-ment in this matter. I only regret that the State Department did not see their way to make the position clearer at an earlier date.

I have the honour to be
with the highest respect,
My Lord,
Your Lordship's most obedient,
humble servant.
(For the Ambassador)
(Signed) R.C. CRAIGIE
PRO -F0. 371/6504/E. 8519

 

Amiral Bristol'a Yapılan Çağrı

Belge No :2045
Telgraf Ankara
Gayet müstaceldir (Çok ivedidir) 7.3.36 (7 Mart 1920)

Dersaadet (İstanbul)'te İtilaf Mümessillerine
Amiral Biristol Cenaplarına

Hülasa (Özet):
Yeni Ermeni Kıtalinin tekzibi

1. Mondros Mütarekenamesi'nin imzasından beri müsalaha-i katiyyenin akdine intizar eden (kesin barışın imzalanmasını bekleyen) milletimiz, memleketin elde kalan aksamından (kısımlarından) en mühim parçaların muhtelif bahanelerle Düvel-i Mutelife (İtilaf Devletleri) tarafından işgalini görmekle müteellimdir (üzüntü duymaktadır.) Bu vaziyetin sulh konfera
nsının mukarrerat-ı adaletkâranesi (adil kararları) ile tadil (değiştirilip) ve metalib-i meşruamız (haklı isteklerimiz) dairesinde mukarinn-i hak (hakka yakın) bir şekle irca edileceğinden (sokulacağından) ümitvar olmak isterken, mukarrerat-ı sulhiyemizin (barışımızın kararları) mümkün olduğu kadar fena esaslar dahilinde tanzimi için Avrupa'da menfi cereyanlar tevlit etmeyi (doğurmayı) menfaatleri icabından (gereğinden) görenler tarafından, Anadolu'da yeniden yirmi bin Ermeninin katlolun-duğu hakkında pek menfur ve katiyen mugayir-i hakikat işaat tasni olundu (kesinlikle gerçeğe aykırı, uydurma yayınlar yapıldı). Bütün Anadolu'da Düveli İtilâfıye'ye ve Amerika Hükümeti'ne mensup muhtelif zevat (kişiler) ve menabi-i istihbariye (haber alma kaynakları) mevcut olduğu için şayiat-ı mezkurenin (adı geçen uydurma haberlerin) ecnebi menabilince şayan-ı itimat görülmeyeceğini (yabancı kaynaklarca güvenilmeyeceğini) ümit etmiş ve katiyen gayr-i vaki (olmamış) olan böyle mevhum (uydurma) bir kıtalin tekzibini bile zait addeylemiştik (fazla görmüştük). Fakat bugün hakikat-i ahvale (gerçek duruma) vakıf olmaları lazım gelen mehafıl-i mühimme-i ecnebiyenin (önemli yabancı lobilerinin) de bu işaat-ı kazibeye (yalan haberlere) inandıklarını ve hatta aynı sebeple biran evvel akdini (imzalanmasını) memleketimiz için bir mesele-i hayatiye addeylediğimiz (yaşam sorunu saydığımız) sulhumuzun tehir olunacağını(gecikeceğini kemal-i hayret ve teessürle görüyor ve iddia olunan vakayi-i müessifenin (üzüntülü olayların) gayr-i vaki (cereyan etmemiş) olduğunu kemal-i katiyetle (kesinlikle) beyana müvraat eyliyoruz (açıklamaya katılıyoruz).

2. Maraş, Urfa ve havalisindeki müsademat (çarpışmalar) esnasında Türklerden, Fransızlardan ve Fransız askeri meyanında (arasında) bulunan Ermenilerd
en ve nefs-i Maraş Kasabası dahilinde vukubulan muharebe esnasında ise tarafeyn (taraflar) silahlarının tesiriyle anasır-ı muhtelifeye (çeşitli unsurlara) mensup ahaliden telefat (kayıplar) vukubulduğu herkesçe malumdur. Ancak bu, bir Ermeni kıtali (soykırımı) değil, Kilikya ve civarına hariçten getirilen ve yerli ahaliden teslih olunan (silahlandırılan) Ermeni efra-dının (Ermenilerin) katiyyen gayr-i kabil-i tahammül tecavüzatı (kesinlikle dayanılmaz saldırıları) ve kuvve-i işgalinin (işgal kuvvetlerinin) bilasebep mütemadiyen (nedensiz olarak daima) daire-i işgali tevsi eylemesi (işgalini genişletmesi) ve bilhassa kuvve-i işga-liye kumandanlarının, haris Ermeni efradının ahali-i İslamiye aleyhinde tatbik eyledikle-ri tecavüzat ve itisafata (kötülüklere) müsamaha eylemesi neticesinde, ahali-i mahalliyenin galeyaniyle bilmukabele (karşılık olarak) vuku bulan müsadematın netice-i tabiiyesi-dir (çarpışmaların doğal sonucudur). Şunu da ilave etmek icabeder ki, Kilikya ve havali- sindeki kuvve-i işgaliyeye kumanda eden zevat, Ermeni efradını teslih, tavzif (silahlandı-rıp, vazifelendirerek) ve himaye etmeseydi ve ahali-i mahalliyenin kaffe-i anasırı (bütün unsurları) hakkında esasat-ı adl ve müsavata mukarin (eşitlik ve adalete uygun) bir idare tatbik eyleseydi ve bilhassa mütarekenin hin-i aktinde (imzalanması sırasında) İngilizler-de iken tebdilen (değiştirilip) işgal olunan arazinin bilasebep ve alettemadi :evsiinden (devamlı genişletmesinden) içtinap olunsaydı (sakınılsaydı), tarafeynden (taraflardan) birçok insanların ziyaını intaç eden (yok olmalarını doğuran) bu şayan-ı teessüf (üzüntü-lü) müsademat asla vuku bulmayacaktı.

3. İşte Anadolu'da Ermenilerin katlolunduğuna dair tertip edilen yalanların mahi. yet-i hakikiyyesi (gerçek yüzü) bundan ibaret olup katl
edildiklerinden bahs olunan Maraş ahalisi namına Ermeni murahhassa-ı ve eşrafı (piskoposu ve ileri gelenleri) tarafından bizzat Düvel-i İtilâfıye mümessillerine vukubulan işaret (gönderilen yazılar) dahi bu hakikati tamamen teyit eyler (doğrular). İzmir'de yapıldığı gibi bu musanna (uydurma) Ermeni kıtali meselesinin de beynelmilel bir heyet-i âliye (uluslararası yüksek bir komis-yon) tarafından mahallinde serian (yerinde süratle) tetkik ve bütün âlemi iğfal (kandır-mak) için vücuda getirilen bu mahsul-ü ağraz ve ihtiras (kasıt ve ihtiras ürünü) propagan-daların mahiyeti hakkında cihan-ı medeniyet ve insaniyetin bir kerre daha tenvir olun-ması (aydınlatılması) ve bu suretle mağdur Türk Milletinin, menfur ve şeni (kötü ve adi) bir töhmetten tebriesi (aklanması) için, Düvel-i Müellife ile Amerika Hükümeti'nin hissi-yat-ı adaletperverilerine (adaletsever duygularına) müracaat eyleriz.

Bera-yı malûmat (Bilgi için) İstanbul Heyet-i Merkeziyesi'ne ve Kolordulara yazılacak. Bu şifreye suret, İstanbul gazetelerine,
Matbuat Cemiyeti'ne, Hakimiyet-i Milliye'ye, Vilayet Gazetelerine.

Arşiv No : Atatürk
Dolap No :169
Göz No :3
Klasör No : 23
Dosya No : 7336113-1
Fihrist No : 32-1, 32-2, 32-3

ABD'li Bilim Adamlarının Tavrı

ABD.Lİ BİLİM ADAMLARININ TAVRI

ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNİN DİKKATİNE

Türk, Osmanlı araştırmaları ve Ortadoğu üzerine uzmanlaşmış. aşağıda imzaları bulunan Amerikalı akademisyenler, ABD Temsilciler Meclisi'nin 192 sayılı kararında kullanılan dilin birçok açıdan yanıltıcı ve/veya yanlış olduğu görüşündedirler.

"İnsanlıkdışı Davranışları Anma Milli Günü" kavramına tam olarak destek vermemize karşın, sözkonusu metinde dikkat çekilen aşağıdaki kısmı kabul edilemez buluyoruz:

... Türkiye'de 1915 ve1923 yılları arasında gerçekleştirilen soykırımın kurbanları olan 1,5 milyon Ermeni kökenli insan..."

Çekincelerimiz "Türkiye" ve "soykırım' sözcüklerinin kullanılması konusunda odaklanmakta olup aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

14. yüzyıldan 1922'ye kadar, günümüzde Türkiye olarak, daha doğrusu "Türkiye Cumhuriyeti olarak adlandırılan alan, çok dinli, çok uluslu bir devlet ölen Osmanlı İmparatorluğunun bir parçasıydı. Nasıl Habsburg İmparatorluğunu günümüz Avusturya Cumhuriyeti ile eş saymak yanlışsa, Osmanlı İmparatorluğunu, Türkiye Cumhuriyeti ile bir tutmak da yanlıştır. Günümüz Türkiye Cumhuriyetinin 1923 yılında kurulmasıyla sonuçlanan Türk Devrimiyle 1922'de tarih sahnesinden silinmiş olan Osmanlı İmparatorluğu, şu anda Güneydoğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da bulunan ve sadece bir tanesinin Türkiye Cumhuriyeti olduğu 25'ten fazla devletin topraklarını ve halklarını bünyesinde barındıran bir devletti. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı zamanında gerçekleşen hiçbir olaydan sorumlu tutulamaz. Ancak kararda "Türkiye" adını kullanarak kararı yazanlar 1915 ve 1923 yılları arasındaki "soykırım"ın sorumluluğunu Türkiye'ye yüklemek istemişlerdir.

"Soykırım" suçlamasına gelince, bu açıklamayı imzalayanların hiçbiri Ermenilerin çektikleri acıların boyutlarını küçümseme amacını taşımamaktadır. Aynı şekilde sözkonusu bölgedeki Müslüman halkın da acılarının farklı şekilde değerlendirilemeyeceği görüşündeyiz. Şu ana kadar ortaya konan kayıtlar, toplumlararası bir iç savasın, (Müslüman ve Hristiyan gruplar arasındaki) Birinci Dünya Savaşı sırasındaki bulaşıcı hastalıklar, kıtlık ve Anadolu ve çevresindeki alanlardaki katliamlar ve acılar ile daha da karmaşık bir hale geldiğine işaret etmektedir Gerçekten de sözkonusu yıllar boyunca, bölgede, geçen on yılda Lübnan'da yaşanan trajediden çok farklı olmayan bir sürekli savaş durumu yaşanmıştır Hem Müslüman hem de Hristiyan nüfus arasındaki kayıplar büyük rakamlardadır. Ancak saldırgan ve masum olanı ayırdedebilmek, çok sayıda Hristiyan kadar Müslümanın da içinde bulunduğu Doğu Anadolu halkının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayların nedenlerini belirleyebilmek için tarihçilerin ulaşmaları gereken daha birçok belge ve bulgular vardır.

Tarihi devlet adamları ve politikacılar yapar, bilimadamları ise yazar. Bu sürecin işlemesi için bilimadamlarına, geçmişteki devlet adamları ve politikacıların yazılı kayıtlarına ulaşabilme şansı verilmelidir Şimdiye kadar, konuyla ilgili olan Sovyetler Birliği, Suriye. Bulgaristan ve Türkiye'nin arşivlerinin büyük kısmı tarihçilere kapalı tutulmuştur. Bu arşivlere ulaşılıncaya kadar Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararı kapsamındaki Osmanlı İmparatorluğunun 1915-1923 yılları arasındaki tarihi tam olarak bilinemez.

Biz ABD Kongresinin bu ve bununla ilgili konularda tarih arşivlerinin tam olarak açılmasını teşvik etmesi ve tarihsel olaylar hakkında, tam aydınlığa kavuşturulmadan ithamlarda bulunmaması gerektiğine inanıyoruz. Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararındaki gibi ithamlar kaçınılmaz olarak Türkiye halkı hakkında adaletsiz yargılara varılmasına ve belki de tarihçilerin bu trajik olayları anlamakta kaydetmeye başladıkları gelişmeye zarar verilmesine yol açacaktır.

Yukarıdaki yorumların da gösterdiği gibi, Osmanlı-Ermenileri'nin tarihi tarihçiler arasında sıkça tartışılan bir konundur ve tarihçilerin bir çoğu da 192 sayılı karardaki ifadelere katılmamaktadır. Kongre bu kararı kabul ederse, tarihsel sorunun hangi yanının doğru olduğuna yasa yolu ile karar vermeye çalışmış olacaktır Tarihsel olarak şüpheli varsayımlara dayalı böylesine bir karar, sadece dürüst tarihsel araştırmaya zarar verir ve Amerikan yasama sürecinin güvenirliliğini sarsar.

19 Mayıs 1985

192 SAYILI KARAR HAKKINDA ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNE MUHATAP BİLDİRİYİ İMZALAYANLARIN LİSTESİ

RIFAAT ABOU-EL-HAJ
Tarih, Profesör
Long Beach. California State Üniversitesi

SARAH MOMENT ATIS
Türk Dili ve Edebiyatı. Doçent.
Madison, W'isconsin Ünivertesi

KARL BARBIR
Tarih, Doçent
Siena Yüksekokulu(New York)

Ilhan BAŞGÖZ
Ura&.Altay Çalışmaları Bölümü
Türk Araşarznalan Programı Direktörü İndiana Üniversitesi

DANIEL G. HATES
Antropoloji, Prafesör Hunter Yüksekokulu
New York Şehir Üniversitesi

ÜLKÜ BATES
Sanat tarihi. Profesör Hunter Yüksek okulu
New York Şehir Üniversitesi

GUSTAV BAYERLE
Ural-Altay
Çalışmaları, Prof Indiana Üniversitesi

ANDREAS G. E. BODROGLIGETTI
Türk&İran Dilleri, Prof
LosAngeles. California Üniv.I

KATHLEEN BURRIL
Türk Araştırmaları Doçent
Columbia Üniversitesi

ALAN FISHER
Tarih, Profesör
Michigan Üniversitesi

TIMOTHY CHILDS
Prof. Eğitmen
Johns Hopkins Üniversitesi SAIS Enstitüsü

SHAFIGA DAULET
Siyaset Bilimi. Doçent
Connecticut Üniversitesi

RODERIC DAVISON
Tarih. Profesör
Gorge Washington Üniversitesi Washington D.C

WALTER DENNY
Sanat Tarihi & Yakın Doğu Araştırmaları
Ordinaryüs Profesör Massachussets Üniversitesi

DR.ALAN DUBEN
Antropolog, Araştırmacı
New York

ELLEN ERVIN
Türkçe, Araştırmalar Doçenti
New York Üniversitesi

CAESAR FARAH
İslam & Ortadoğu Tarihi, Profesör
Minnesota Üniversitesi

CARTER FINDLEY
Tarih, Profesör
Ohio State Üniversitesi

MICFIAEL FfNEFROCK,
Tarih, Profesör
Charleston Yüksekokulu

WILLIAM HICKMAN
Türkçe, Doçent
California Berkeley Üniversitesi

FREDERICK LATIMER
Tarih, Emekli Doçent
Utah Üniversitesi

JOHN HYMES
Tarih, Profesör
Glenville State Yüksekokulu Batı Virginia

DR. HEATH W.LOWRY
Türk Araştırmaları Enstitüsü,
Inc. Washington D.C.

HALİL İNALCIK
Osmanlı Tarihi, Profesör
Amerikan Sanat & Bilim Akademisi Üyesi Chicago Üniversitesi

RALPHJAECKEL
Türkçe, Doçent
Los Angeles, California Üniversitesi

RONALD JENNINGS
Tarih & Asya .Araştırmaları,
Doçent Illinois Üniversitesi

CORNELL FLEISCHER
Tarih, Doçent
Missoun, Washington Üniv.

PETER GOLDEN
Tarih. Profesör
Newark, Rutgers Üniversitesi

TOM GOODRICH
Tarih Profesör
Pennsylvania,indiana Üniv.

AVDREW COULD
Osmanlı Tarihi, Doktor
Arizona, Flagstaff

WILLIAM GRISWOLD
Tarih Profesör
Colorado State Üniversitesi

TIBOR HALASI-KUV
Türk Araştırmaları, Profesör
Culombia Profesör

J.C. HUREWITZ
Yönetım Bilimi, Ordinaryüs Prafesör Orta-Doğu Enstitüsü eski Direktörü. Profesör Colombia Üniversitesi

AVGDORLEVY
Tarih Prafesör
Brandens Üniversitesi

BERNARD LEW'IS
Yakın Doğu Tarihi, Profesör
Princeton Universitesi

JUSTIN McCARTHY
Tarih, Doçent
Louisville Üniversitesi

JON MANDAVILLE
Ortadoğu Tarihi. Profesör Oregon.
Portlant State Üniv.

MICHAEL MEEKER
Antropoloji, Profesör
San Diego. California Üniv

JAMES KELLY
Türkçe, Misafir Doçent
Utalı Üniversitesi

KERİM BEY
Yardımcı Profesör
Washington D.C. Southeastem Üniversitesi

METİN KUNT
Osmanlı Tarihi, Profesör
New York

WILLIAM OCHSENWALD
Tarih, Doçent
Virginia Polytechnic Enstitüsü

ROBERT OLSON
Tarih, Doçent
Kentucky Üniversitesi

WILLIAM PEACHY
Yahudi ve Yakın Doğu Dilleri & Edebiyatları, Doçent
Ohio State Üniversitesi

DONALD QUATAERT
Tarih. Doçent
Hauston Universitesi

HOWARD REED
Tarih, Profesör
Connecııcul Ünıversitesi

DANK WART RUSTOW
Siyaset Bilimi, Profesör
New York Şehir Üniversitesi, Lisansüstü Bölümü

EZEL KURAL SHAW
Tarih, Doçent
Northridge, California Üniversitesi

JOHN MASSON SMITH, JR
Tarih, Profesör
California Berkely Universitesi

DR. SVAT SOUCEK
Türkolog,
New York

DR.PHILIP STODDARD
Ortadoğıı Enstitüsü D
irektörü
Washington, D.C.

FRANK TACHAU
Siyaset Bilimi, Profesör
Chicago, Illinois Üniversitesi

ROBERT STAAB
Ortadoğu Merkezi Direktör Yardımcısı
Utah Üniversitesi

RHOADS MURPHEY
Ortadoğu Dilleri, Kültürleri ve Tarihı, Profesör
Columbia Üniversitesi

JUNE STARR
Antropolaji, Doçent
Suny Stony Brook

JAMES STEWART-ROBINSON
Türk Araştırmaları, Profesör
Michigan Üniversitesi

THOMAS NAFF
Tarih, Profesör
Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Direktörü
PennsytvaniaÜniversitesi

JOHN WOODS
Ortadoğu Tuihi, Doçent
Chicago
Üniversitesi

PIERRE OBERLING
Tarih, Profesör
Hunter Yüksekokulu
New York Şehir Üniversitesi

MADELINE ZILFI
Tarih, Doçent
Maryland Üniversitesi

METİN TAMKOÇ
Uluslararası Hukuk, Profesör
Texas Tech. Üniversitesi

STANFORD SHAW
Tarih. Profesör
Los Angeles, California Üniv.

ELAINE SMITH
Türk Tarıhi, Doktor
Emekli Dışişleri Görevlisi
Washington, D.C.

DAVID THOMAS
Tarih, Doçent
Rhode Island Yüksekokulu

GRACE M. SMITH
Tarih, Doçent
California Berkely Üniversitesi

MARGARET L. VENZKE
Tarih, Doçent
Dickinson Yüksekokulu (Pennsylvania)

DONALD WEBSTER
Türk Tarihi, Emekli Profesör

WALTER WEIKER
Siyaset Bilimi, Profesör
Rutgers Üniversitesi

WARREN S. WALKER
İngilizce, Profesör
Türkçe Sözlü Hikayeler Arşivi Direktörü
Texas Tech. Üniversitesi

XI nci Tarih Kongresine Katılan ve Katılmayanlar

XI NCİ TARİH KONGRESINE KATILAN VE KATILMAYANLAR

5-9 Eylül 1990 tarihleri arasında Ankara'da düzcnlenen XI. Türt Tarih Kongresi'ne davet edilen “Ermcni Meselesi ile ilgili” yabancı bilim adamları

Prof.Dr. Heath LOWRY ( Katıldı)
Wash
ington – USA

Garin ZEDLIAN (Cevap vermedi)
California – USA

Prof.Dr. Bernard LEWIS (Katılamadı)
Philadelphia – USA

Prof.Dr. )usm McCARTHY (Katıldı)
Kentucky – USA

Prof.Dr. Stanford SHAW (Katıldı)
California – USA

Prof. Dr. Anthony BRYER (Cevap vermedi)
Birmingham – ENGLAND

Dr. Andrew MANG0 (Katıldı)
London – ENGLAND

Prof.Dr.Salahi R. SONYEL (Katıldı)
London-ENGLAND

Prof. Dr. M.MARMURA (Cevap vermedi)
Toronto – CANADA

Prof. Dr. Allan CUNNIGHAM (Cevap vermedi)
Vancover-CANADA

Prof. Dr. Robert ANCIAUX (Katıldı)
Brüksel - BELÇIKA

Prof. Dr. Aryeh SHMUELEVITZ (Katıldı)
Tcl-aviv – ISRAEL

Prof. Dr. Jak YAKAR (Katıldı)
Tel-Aviv – ISRAEL

Prof. Dr. Hans G. MAJER (Katılamadı)
München – DEUTSCHLAND

Prof. Dr. Wolf Dietrich HUTTEROTH (Cevap vermedi)
Erlangen – DEUTSCHLAND

Prof.Dr. Klaus KREISER (Katılamadı)
Bamberg – DEUTSCHLAND

Prof. Dr. Jcan-Paul ROUX (Cevap vermcdi)
Vesinet – FRANCE

Prof.Dr. Paul DUMONT (Katıldı)
Snasbuvg- FRANCE

Prof. Dr. Robert MANTRAN (Katılamadı)
Aix-en-Provance - FRANCE

Prof.Dr. RichardHOVANNISIAN (Cevap vermedi)
Califonia USA

Dr. Gerard LIBARDIAN (Cevap vermedi)
Cambrridge – USA

Dr. Levon MARASHLIAN (Katıldı)
Califonia – USA

Prof Vahakn DADRIAN (Cevap vermedi)
New York – USA

Christopher WALKER (Katılamadı)
London – ENGLAND

Anahid Ter MIMASSIAN (Katılamadı)
Paris- FRANCE

Tessa HOFFMAN (Cevap vermedi)
Berlin - DEUTSCHLAND

 

Prof. Justin Mc CARTHY'nin Konuşma Metni

 

Uluslararası İlişkiler Meclis Komitesi
Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesi

Louisville Üniversitesi, Orta Doğu Tarihi Profesörü ve Sanat Bilim Dalı'nın Seçkin Profesörü Justin McCarty' nin İfadesi

Türkiye'de bugün, anne ve babaları ve büyükanne ve büyükbabalarının 1 inci Dünya Savaşı'nın korkunç olaylarına ilişkin hikayelerini hatırlayan milyonlarca kadın ve erkek vardır. Bu hikayelerde cinayetler, tecavüzler ve evlerden zorla çıkarıl malar anlatılmaktadır. Türkler bu gibi şeyler üzerinde durmamakla birlikte bu olayları hatırlamaktadırlar. Kendilerine sorulduğunda, ailelerinin geçmişini üzüntü ve kızgınlık içinde anlatmaktadırlar. Bu hikayeler Ermenilerin anlattığı hikayelere oka dar benzemektedir ki, onları sadece kurbanların isimleri ayrı kılmaktadır. Ermeniler gibi, Türkler ve Müslümanlar da insanlık tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birinde büyük acılar çekmişlerdir. Ermeniler gibi, Türkler de düşmanları tarafından öldürülmüşlerdir; onlar açısından düşmanlar çoğu zaman Ermeniler olmuştur. Türkler de Ermeniler gibi zorunlu göçlere maruz kalmışlar ve bu göçler sırasında çok sayıda insan ölmüştür. Türkler de diğer Ermeniler gibi hastalık ve açlıktan ölmüşlerdi. Savaş dönemi sırasında, Türkler ve diğer Müslümanlar yaklaşık 3 milyon kayıp vermişlerdir. Ermeniler gibi onlar da verdikleri bu kayıpları unutmamışlardır. Türkler çocuklarına bu dönemlerin hikayelerini anlatmaktadır. Ermeniler gibi onlar da kendi acılarını dile getirmişlerdir. Türk bilginleri ve Türk hükümeti her iki tarafın yaşayacağı acıları fark etmeye ve üzülmeye başlamıştır, ancak en çok hatırlarında kalan, doğal olarak kendi insanlarının çektikleridir.

Burada, Türklerin çektiği acıları hiçe sayan bir Meclis kararına, toplumlararası bir savaşta karşılıklı olarak yapılan zulümlerin bir soykırım olduğunu ilan eden bir karara itiraz etmek için bulunuyorum. Kararda yer alan yanlış iddialar doğal olarak beni rahatsız etti. Kaldı ki, en çok da, ABD Millet Meclisi'nin, müttefiklere kendi hikayelerini anlatma şansı vermeden bu müttefiklerden birine saldıran bir hikaye anlatmasından korkuyorum. Türkler ne bu kararı kabul edeceklerdir ne de etmeleri gerekmektedir. Kendi insanlarının geçmişte yaşadığı acıları hatırlayanların ataları na yönelik haksız saldırıları, bu saldırılar Türklerin haklı olarak dünyadaki en iyi dostları olarak gördükleri kişilerden bile geliyor olsa, kabul etmeleri beklenemez.

398 sayılı Meclis Kararı'nda yer alan tarihi iddialar tartışılabilir olmanın da öte sindedir. Söz konusu karar içerisinde dikkatle seçilmiş suçlamalar, alıntılar ve açıklamaların yer aldığı uzun bir liste bulunmakta olup, karşıt görüşlerden hiç bahsedil memektedir. Bu, hakimin sadece kovuşturmayı dinlediği ve sonra da bir karar yayınladığı bir duruşma ile aynıdır.

398 sayılı Meclis Kararı General Harbord' dan alıntı yapmakta, ancak General Harbord'ın yalan söylediğinden ve Ermenilerin Türkler ve Kürtlerin kitlesel cinayetlerinde yer aldığını gösteren, kendi personeline ait kanıtları gizlemiş olduğundan bahsedilmemektedir. Söz konusu karar savaş dönemindeki bir Amerikalı Büyükelçi olan ve Ermeni Davasını kabul eden Morgenthau' ya özellikle değinmekte, ancak bu davayı kabul etmeyen Amerikalı Büyükelçi Bristol dan hiç bahsetmemektedir. Morgenthau un siyasi motivasyonları, ırkçı görüşleri ve olayları açık bir şekilde keşfedişinden de bahsedilmemektedir.

Adolf Hitler' in Ermeni tarihine ilişkin olarak ileri sürülen görüşlerinden alıntılar yapılmıştır. Burada Nazilerin, şeytanca planlarını uygulamaya koymadan önce Ortadoğu tarihinden öğrenmeleri gereken şeylerin olduğu ima edilmiştir. Adolf Hitlefin bu sözleri söylemediği konusu çok fazla tartışılmıştır. Araştırmacılar Alman arşivlerini ve dönemin tanıkları ile gazete muhabirlerinin raporlarını araştırmışlardır. Bazı araştırmacılar bu alıntının bir Associated Press muhabirinin hayal ürünü olduğuna inanmaktadırlar. Diğerleri ise, bunun resmi kayıtlardan alındığını düşünmektedir. Bu tür anlaşmazlıklar ancak inceleme ve akademik tartışmalarla gerçek bir şekilde çözümlenebilir. Kaldı ki, 398 Sayılı Meclis Kararı Hitlewin bunu söylemiş olduğunu kesin bir ifade ile belirtmiştir.

2.000.000 Ermeni'nin sınır dışı edildiği, 1.5 milyonunun öldürüldüğü ve 500.0o0'inin kurtulduğu yönündeki açıklama hem Ermenilerin sayısında, hem de ölü sayısında garip bir artışa işaret etmektedir. Savaştan hemen sonra Ermeni temsilciler yaklaşık 600.000 Anadolulu Ermeni'nin öldüğü tahmininde bulunmuşlardır ki bu rakamı ben de kabul ediyorum. Şu anda ise bu rakamın 7.5 milyon ölüye çıktığı görülmekte olup, bu sayı Anadolu'daki tüm Ermeni nüfusundan biraz farklıdır. Milletler Ligi'nden alının güncel rakamlar ile Ermeni araştırmacıların verdiği rakamlar (Türklerin verdiği değil) kararda belirtildiği gibi 500.000 kişinin değil, hemen hemen 900.000 Ermeni’nin savaştan sağ çıktığını göstermektedir. Bu durumda bu rakamların nereden çıktığı sorusunu akla getirmektedir. Bunlar tarihi araştırmaların bir sonucu değildir.

Osmanlı İmparatorluğu Hükümeti, İttihat ve Terakki Komitesi üyelerini mahkum eden Türk Askeri Mahkemeler bildirilmiş, ancak tanımlanmamıştır. Bunlar her türlü ayrıntı verilerek tanımlanmış olsalardı, mahkemelerin özellikleri belli olacaktı. Bunlar, İngilizler ve diğer müttefiklerin dikkatleri altında, seçilmemiş bir hükümet tarafından toplanan hain mahkemelerdir. Bu sahte mahkemelerde suçlananlar kendilerini savunamamışlardır. Karar, mahkemelerin aynı zamanda, bir önceki hükümetin itibarını zedeleyecek ve Müttefikleri memnun edecek her şeyle, hükümeti de her türlü akıl almaz suçtan dolayı suçlu bulunduğu belirtmemektedir. Karar, İngilizlerin, çok çalışmalarına rağmen Osmanlı Hükümetinin Ermenilerin planlı imhasından sorumlu olduğuna dair hiçbir delil bulamadıklarını bizzat kendilerinin kabul ettiğine yer vermemiştir. O dönemde İngilizler İstanbul'u kontrolleri allına almışlardı. Arşivler ve hükümet kayıtları ellerindeydi. Buna rağmen kanıt bulamamışlardır. Bu tarz gerçekler Ermeni-Türk çatışmasının anlaşılması açısından gereklidir; bunlar 398 sayılı Meclis Kararı'nda atlanmıştır.

Söz konusu karar, Türkiye'nin milli arşivlerinde bu askeri mahkemelerin kayıtlarının bulunduğunu ifade etmektedir, ki bu doğrudur. 8urada belirtilmeyen husus. bu aynı arşivlerin aynı zamanda Müslümanlara yönelik eylemlerini ilişkin çok sayıda delil içeriyor olmasıdır. Bu deliller 398 sayılı Meclis Kararı'nın bütün temelini sorgulayacaktır. Bu da kararda geçmemektedir.

1915 yılında müttefik hükümetlerin ifadelerine yer verilmiş, ancak bu Müttefiklerin o dönemde Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halinde olduğundan bahsedilmemiştir. Müttefik propaganda bürolarının, merkezi güçlerin etkili Rus karşıtı propagandalarıyla mücadele etmek üzere kasıtlı olarak Türklere ilişkin çok yönlü bir imaj çizdikleri bilinen bir gerçektir. O dönemde, Rusların Yahudilere yönelik zulmü Amerikâ da yayınlanmıştır. Müttefikler bununla Amerikan zihniyetinde mücadele edebilecekleri, merkezi güçleri suçlayabilecekleri bir şeye ihtiyaç duymuşlardır. Ermeni zulmünü seçmişler ve propagandalarını çok iyi yapmışlardır. 1 inci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Propaganda Bürosu tarafından uydurulan belgeler bugün hala doğruymuşçasına tekrar basılmaktadır.

Ermeni Soykırımı kavramının yaygın bir şekilde kabul gördüğüne dair hiçbir şüphe olamaz. Kararda yer alan siyasi liderlere ait çeşitli ifadeler bunu göstermektedir. Bu kısmen, Avrupa'da ve Birleşik Devletlerde çok az Türk olmasından kaynaklanmaktadır. Burada Türklerin anısını savunacak hiç kimse yoktu ve Amerikalılar ile Batı Avrupalıları konuyu daha derinlemesine incelemeye teşvik edecek hiçbir girişim söz konusu olmamıştır. Dini ve etnik önyargılar da bunda rol oynamıştır. Aslında, konvansiyon el ilkelere yönelik tartışmalar başlatan kişiler lekelenme ve konumlarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Öte yandan, Amerika'nın Osmanlı İmparatorluğunu araştıran hiçbir araştırmacısının olmadığını da belirtmek gerekmektedir. Bu durum ancak bizim dönemimizde düzelmiştir. Araştırmacılar, Osmanlı kaynaklarından Osmanlı tarihini incelemeye başlayınca Ermeni Soykırımını da sorgulamaya başlamışlardır.

Türkler kendileri, tarihlerini saptıranlara karşı çıkmamış olmaktan dolayı suçludurlar. 1912 ve 1922 yılları arasında korkunç savaşlardan sonra Türkiye büyük bir harabeye dönmüştür. Nüfusun dörtte biri ölmüştür. Şehirler yıkılmış, çiftlik hayvanları öldürülmüş, ağaçlar ve ekinler geride hiçbir tohum kalmaksızın yakılmıştır. Bununla birlikte, yine de bazıları savaşların devam etmesini istemiştir. Türklere ait olan topraklar düşmanların elinde kalmıştır. Savaşlarda her şeylerini kaybedenlerin akıllarında intikam duygusu yer etmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni bu duyguların yönetmesi halinde daha fazla ölüm olayı yaşanacaktı. Mustafa Kemal Atatürk hükümeti bu nedenle geçmişteki kayıpları görmezlikten gelen ve eski düşmanlarla barış imzalayan bir politika ortaya koymuştur. Türk Hükümeti, Ermenilere ve diğerlerine karşı Türk davasında baskı yapılmasının eski nefretleri canlandıracağını ve savaşa davetiye çıkaracağını hissetmiştir. Bu yüzden Türkler dertleriyle ilgili hiçbir şey söylememişlerdir. Bu, o dönem için alınabilecek en doğru karardı. Hiç kimsenin Türkler adına konuşmaması ise bu noktadaki olumsuz sonucu oluşturmuştur.

Türkler, ancak Ermeni teröristlerin Türk diplomatları öldürmeye başlamasından sonra politikalarını değiştirmişlerdir. Arşivlerini açmışlar ve savaş dönemine ait belgeler yayınlamaya başlamışlardır. Bunlar, yıllar boyu sürecek, tekrar edilen bilimsel bir araştırmanın bir parçası olmuştur.

Alt Komite ile Millet Meclisi'nin tarihi olaylara ilişkin sözlerime inanmalarını bekliyor muyum? Hayır. Ne de diğerlerinin sözlerine inanmalarını bekliyorum. Bu tür meselelerin gerçekleri sıralayan, kaynakları değerlendiren ve bilimsel tartışmalara katılan, tanışmanın sadece bir yönünü öne çıkarmayan tarihçiler tarafından incelenmesi gerekmektedir. Ülkemizin acil sorunları ile ilgilenmesi açısından sınırlı bir zamana sahip olan Millet Meclisi'nin bütün yazılanları olduktan sonra tarihi olaylar hakkında bir sonuca varması beklenemez. Bununla birlikte, dürüst olmak gerekirse, tarihi kararlar alınmadan önce yapılması gereken şey tam olarak budur.

Son olarak Birleşik Devletlerin Dış Servisi'nin neden tarihin bu bir yönünü öğretmek üzere bilgilendirilmiş olmasını sormak gerekmektedir. Neden insanın insana yaptığı bu zulüm örneği özellikle gösterilmeli? Herkesin kabul ettiği bir çok zulü örneği varken, neden araştırmacıların tartıştığı tek bir örnek gösterilmeli? Neden İrlanda'daki patates kıtlığı, Stalin' in Ukraynalıları öldürmesi ve açlığa maruz bırakması, Bosna'daki Sırp ölüm kampları dikkate alınmıyor? İnanılmaz bir şekilde şimdiye kadar katliam konusunda Dış Servisin bilgilendirilmesini gerektiren hiçbir Meclis Kararı'nın kabul edilmemiş olmasını anlıyorum. Peki, suçları herkesçe kabul edilenlerden bahsedilmez ve bu kişiler suçlanmazken kınanmak için seçilen, yapmadıklarına inandıkları bir şeyden dolayı haksız yere eleştirilen Türklerin ne düşünmesi gerekiyor?

Şayet Birleşik Devletlerin Dış Servisi, insanın insana zulmü konusunda bilgilendirilecekse, o zaman birçok zulüm örneğinin tamamının ele alınması daha iyi olmayacak mıdır? Eğer bu yapılacak olsaydı. o zaman adalet, sadece Ermenilerin değil, Türklerin de çektiği acıların müfredata dahil olmasını talep edecekti.

Kaynak: ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLER/Dr. Hüsamettin YILDIRIM/Forsnet.

Not: Belgelerin asılları için (BELGELER) BÖLÜMÜNE BAKINIZ.

mb-bilgi@dumlupinar.edu.tr