| [Ana Sayfa] | [Amaç] | [Fotoğraflarla Gerçekler] | [Çalışma Odası] | [Strateji] | [İletişim Odası] |
| ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLERİN BELGELERİ
Dr. Hüsamettin YILDIRIM BELGELER/METİNLERİ: ERMENİ VAHŞETİ Belge No : 2068 Üçüncü Ordu-yu Hümayun Kumandanlığı Ordu Karargahından Erkân-ı Harbiye Numara Zâtidir Şifre Başkumandanlık Vekâlet-i Celilesine 19.3.34 (19 Mart 1918) Ermeniler kıtaatımız yetişinceye kadar Erzurum'da-hayli
mezalim ika etmişlerdir (yapmışlardır). Ermenilerin Faaliyetleri Hakkında Patriğe Yazı Belge No: 1824 Osmanlı Ordu-yu Hümayun
Başkumandanlığı Vekâleti Muhlisiniz Ermeni Milleti'nin vatandaşlığına ve Vatan-ı Osmanî'ye olan merbutiyet ve sadakatına bilhassa pek ziyade itimat ve atf-ı kıymet ediyorum. Bu esaslı itimadımı mahufaza musır ve cabitim. Ancak vatanımızın aksay-ı meratibine irtika etmiş bir recül-ü millet olarak tasdik buyuracağımıza şüphe yoktur ki iğfalat-ı ecanibe firifte olan bazı sebük-mağzân mateessüf mevcuttur. Bunların izhar-ı mâ-fil-zamir için dürüst vesaite tevessül ettikleri ayandır bunlara karşı hükümetçe, vesait-i şedide-i tedibiye kullanılmasında, Vatan-ı Osmani'nin muhafazası için mateessüf ıztırar hasıl oluyor. Bu ıztırar gayri kabili içtinap olduğu zamanlar hisset-tiğimiz teessür ve elemi tarif edemem. Milletin ileri gelenleri nesayihinizi hakkıyle tutarak bu kabil ecanip hadimlerinin ademi kabulüne, ve takibat-ı hükümetin yalnız onlar aleyhine hasrına cidden çalışsalar pek çok taşkınlıklar hadis olmadan itfa edi-lebilir. İkaz ve irşat için ve efrad-ı vatan arasındaki vifak ve samimiyeti tenmiye ve ilâ için zat-ı âlilerinin mesai ve hidematı daima kıymettardır. Hidemat-ı mezkure-i hayriyenin devamına ve asar-ı meşküresine itimad ile intizar ve bu vesile ile de teyid-i ihtiram eylerim efendim hazretleri. Ermeni Patrikliği Yüksek Katına Sayın Bay Verdiğiniz bilgi ve etraflı açıklamalarınız elimizdeki belgelere uymamaktadır. Bununla beraber bildirdiğiniz olaylar hakkında komutanların konuyu incelemeleri gerektiğini bildirdim. Ahali hakkında tatlılık ve adaletle ve tam olarak uygulanması şeklinin hükümetin görüşü olduğunu önemle saklanmasını, daha önce yazılanları yeniden bildiririm. Kurtarılan Ermeni milletinin vatandaşlığına ve Osmanlı Vatanı'na olan bağlılık ve dostluğuna özel olarak pek ziyade güveniyor ve kıymet veriyorum. Bu esaslı güvenimi saklı tutuyor, direniyor ve kararımdan vazgeçmiyorum. Ancak vatanınızın en yüksek kademelerine yükselmiş, becerikli bir insan olarak kabul buyuracağınıza şüphe yoktur ki yabancıların kandırmalarına uyan bazı akılsızlar yazık ki vardır. Bunların gönüllerindekilerini meydana çıkarmak için kaba vasıtalara başvurdukları meydandadır. Bunlara karşı hükümetçe, terbiye için sert hareket edilmesinde, Osmanlı Vatanı'nın korunması için esef olunurki zorunluk hasıl oluyor. Bu zorunluluk kaçınılmaz olduğu zamanlar duyduğumuz sancı ve içlenmeyi anlatamam. Milletin ileri gelenleri öğütlerinizi hakkıyla tutarak bu türlü dış yardakçıları benimsemeyerek ve hükümet kavuşturmasının yalnız onlara karşı olmasına gerçekten çalışsalar pek çok taşkınlıklar meydana gelmeden söndürülür. Aklım başıma toplama ve doğru yolu gösterme için vatan evlatları arasındaki aynı düşünce ve gönülden istemi yükseltmek için yüksek kişiliğinizin hizmet ve çalışmalarınız daima kıymetlidir. Adı geçen hayır hizmetlerinin sürdürülmesine ve geleneklere teşekkürle güvendiğimi bekler ve üstün saygılarımı sunarım. Arşiv No: 1/1 Dolap No: 101 Göz No: Klasör No: 13 Dosya No: 63 Fihrist No: 4-2, 4-3 Ermeni Patrikliği Hakkında Belge No : 2004 Elyevm Ermeniler, Sivas Vilayeti'nde kısmen ve Van Vilayeti'nde tamamen hal-i isyan ve kıyamda (ayaklanmada) bulunmaktadırlar. Diğer vilayettekilerin de vakt-i münasibde (uygun zamanda) bunlara piyrev olacakları (uyacakları) tabiidir. Vilayat-ı mezkûreden (adı geçen illerden) ve taraf-ı aciziden vekâyi-i yevmiye (tarafımdan günlük olaylar) hakkında takdim olunan telgrafnameler Ermenilerin iddia ettikleri veçhile mu-kabele-i bilmisil veyahut jandarmaların zulüm ve taaddiyatına karşı müdafaa-yi meşrua-i anelnefs (haklı nefıs müdafaası) halinde olmayıp, mütearrız ve müteaddi (saldırgan ve düşman) vaziyetinde olduklarını aynen irae etmektedirler (göstermektedirler). Taarruzat-ı vakıanın evvelce mürekkep (planlanmış) ve Taşnaksiyon vesair komite-ler tarafından müstahzar (hazırlanmış) ve esliha-ı Iazime müddehar (gerekli silahlar depo-lanmış) olduğu ve muhtelif kazalarda ihtilal heyetleri müteşekkil (kurulmuş) olup, ordu-nun gerisinde ika-yı şuriş edecekleri (kargaşalık çıkaracakları) Sivas Vilayeti'nin tahki-katından anlaşılmış ve Ordu-yu Hümayun'daki Ermeni efradının kamilen (tamamen) düşman tarafına veyahut memleketlerine firarı ve Van Vilayeti'nin vekayi-i ahiresi (son olayı) tahkikat-ı mezkurenin (anılan soruşturmanın) sıhhat ve isabetini müeyyed (doğrulayıcı) bulunmuştur. Binaenaleyh vatan-ı müşterekenin muhafazası için silah altında bulanan Ermeni efradının firarı ve Ordu-yu Hümayun'un hal-i harbde bulunduğu esnada Van Vilayeti'nde zuhur eden kıyam ve isyan ve Sivas Vilayeti'nde meşhut olan asar-ı kıyam (görülen ayaklanma belirtileri) Ermenilerin hükümete ihanetle düşmanla müşareket (işbirliği) ve düşmana hizmet ve muavenetlerini (yardımlarını) ispat etmekte bulun-muş ve muhafaza-yı hayat ve mevcudiyet için vatana hiyanetle kıyam edenleri kemal-i şiddet ve süratle tedib ve tenkil (uzaklaştırma) mecburiyet-i elimesi karşısında bulunul-muş olduğundan, 7 ve 8 Nisan tarihli telgrafnamelerle arz olun olduğu veçhile bütün eli silah tutanlardan icabında istifade olunması ve 46 : 50 yaşındaki efradın taht-ı silaha ahzı (silah altına alınması) ve tedabir-i saire-yi tedibiye ittihazı (diğer güvenlik önlemle-rinin alınması) vilayata ve kolordu vekâletlerine işar edilmiş (bildirilmiş), ahali-i mutia ve sadıka ile aceze rencide edilmeyerek (devlete bağlı sadık halk ile güçsüzlerin incitilme-yerek) hükümete karşı silah bedest isyan olan (silahlı olarak isyan eden) hainlerin bilâ-merhamet (acımaksızın) son ferdine kadar imhasına karar verilmiştir. Rehin-i tasvib.i samileri buyurulduğu (Uygun gördüğünüz) halde hususat-ı maruzanın (arz edilen konu-ların) Ermeni Patriği Efendiye tefhimi (anlatılması) ve hain-i muhbirlerini havadis-i kâtibeleriyle (uydurma haberleriyle) ref-i şikayet (şikayetlerini büyütme) yerine vazife-i ruhaniyesi dalalette olanları irşad (dinsel görevi yanlış yolda olanları aydınlatma) oldu-ğundan Ermeni Milletinin ikazına ve tarik.i itaat ve sadakate ircaına delalet (itaat ve sadakat yoluna getirilmesine üncülük) eylemesini emrü tenbih buyurmalarını istirham eylerim. İmza (Îzzet Sami ) İmza (Mahmut Kamil) Ermeni İleri Gelenlerini n Karar ve TelkinleriBelge No : 1893 Bitlis Valisi Mustafa Bey' den mevrut (gelen) 5 Eylül 330 (18 Eylül 1914) tarihli;şifre mahlulüdür (çözümüdür) Ermeni mütefekkirini (düşünürleri) arasında son günlerde verilen kararları icra edilen telkin at : Harp ilanına kadar sükûn ve itaatkârını muhafaza etmek ve harp ilan edilirse ordudaki efradın (erlerin) silahlarıyla düşman tarafından iltica eylemeleri (sığınmalı) ve ordumuz ilerler sükûnetle itaatin muhafazası ve ordumuz ricat geçerek silahlanıp çete haline geçerek, muvuedat ve münasabatı i;kâl eylemeleri merkezinde (gidişgeliş ve ili;. kileri güçlendirmek yolunda) bulunduğu istitlaat-ı mahsusa-i mevsukaya müstenid (belge-lenmiş özel bilgilere dayalı) olduğu Muş Mutasarrıflığından bildirilmiştir. Şube : 2/6 (19) Minh (da) Şubece malûmat hasıl olmuş ve icrayı icabı zımnında (gereği yapılmak için) 1
nci Şube' ye tevdi edilmiştir.
Ermeni Komitacıların Kararları .Belge No : 1903 Rusların Memalik-i Osmaniye'den (Osmanlı ülkelerinden) zapt edecekleri araziyi Ermenilere vererek. istiklallerinin temin alınacağı hakkında Ruslarla tespit edilen suret-i itilaf (uyuşma şekli) Erzurum içtimaında tezekkür edildi (konuşuldu). Kongre Rus-Er-meni itilafını tasdik ve hulasaten atideki mevad (özetle aşağıdaki maddeler), komitelere bildirilmek üzere taht-ı karara (karar altına) alındı. 7 - Harp ilanına kadar sükûnet ve itaatlarını muhafaza etmek (korumak), fakat; bu zaman zarfında Rusya'dan gelecek ve dahilden tedarik olunacak silahlarla mücehhez bir hale girmek; 2 - Harp ilan edilirse Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) silahlarıyle Rus Ordusu'na iltihak etmek (katılmak); 3 - Türk Ordusu ilerlerse sükûneti muhafaza etmek; 4 - Türk Ordusu ricat eder veyahut ilerleyemeyecek bir hale gelirse çeteler derhal ordu gerisinde-ellerindeki program veçhile-hal-i faaliyete geçmek. Kongre mukarreratı nı (kararlarını) ittihaz ettikten ve dağıldıktan sonra Mebus Viremyan, Erzurum Valisi nezdine (yanına) giderek, atideki teklifatta (aşağıdaki önerilerde) bulundu : "Hükümet-i Osmaniye Rusya'ya ilan-ı harp ettiği takdirde ve Osmanlı Ordusu'nun Kafkasya'ya tecavüzü halinde, oradaki Ermenilerin Türklerle tevhid-i mesai etmelerinin (birlikıe çalışmalarının) teminini propaganda etmek üzere Hükümet-i Osmaniye'nin Ermenistan'ın teşkiline dair vaad-i kavide bulunması (sağlam söz vermesi) ve vaadini bilfiil izhar etmesi (eylemli olarak göstermesi) lazımdır." Viremyan yukarıdaki dört nuddelik kongre mukarreratını imza ettikten ve kongre-yi dağıttıktan sonra "Erzurum" valisine olan bu sureti müracaatı iki gayenin istihsali (elde edilmesi) maksadına mebni idi: 1 - Hükümet-i Osmaniye galip geldiği takdirde amal-i milliyeyi istirdat (ulusal
emelleri kurtarmak; Üçüncü Ordu'da yukarıda cereyan eden mukarrerat istihbar ediliyor (duyuluyor). Vali ve maiyyet kumandanlarına müteyakkız (uyanık) bulunulması emir ve tenbih olu-nuyor. İlan-ı harbe kadar Ermenilerin Rusya'da ve Türkiye'de ittihaz ettikleri tertibat (aldıkları önlemler) hakkında Üçüncü Ordu'ya vürud eden malumat : 1 - Hudut şarkındaki "Rusya dahilinde" kura ve kasabatta (köyler ve kasabalar-da) bulunan İslam haneleri taharri edilerek (aranarak) silahlar müsadefe olunuyor (zorla alınıyor) ve bu silahlar Ermenilere tevzi olunuyor (dağıtılıyor). 2 - Hudut garbında "Türkiye dahilinde" ve hasseten (özellikle) hududa civar (yakın) kura ve kasabatta bulunan Osmanlı Ermenilerini teslih etmek (silahlandırmak) üzere "Oltu", "Sarıkamış", "Kağızman", "Iğdı" mevaküne külliyetli esliha (mevkileri-ne çok miktarda silahlar), cephane ve bomba depo edilmekte olduğu; "Van" ve "Bitlis" vilayetine tevzi edilecek esliha (dağıtılacak silahlar) ile atiyen ahzedilecek tertibatın tekarrürü (gelecekte alınacak önlemlerin kararlaştırılması) için Rus generallerinden Loris Milikof'un oğlunun, yanında Taşnak rüesasından Melkon ve Ohannes olduğu halde "Abaga" tarikiyle (yoluyla) 27 Eylül 330 (10 Ekim 1974)'da Van'a gittikleri haber alını yor. 3 - Rusya nın İran konsolosları, İran'daki Ermenilere de Türkiye'den zaptedile-cek mevkide (yerlerde) Ermenistan tesisi vaadinde bulunarak, İran Ermenilerini ve has-saten "Rumiye" ve "Selhas"daki Ermenileri teslih ile hudut dahiline sevk ettikleri anla-şılıyor. 4 - Kafkasya ve Türkiye Taşnak komitesi rüesasından bir kısmı, hudut civarında ber-vech-i ati (aşağıdaki) sürette Ermeni çete teşkilatını vücuda getiriyor. .a. Kısm-ı azamı (büyük kısmı) "Pasinler", "Erzurum", "Eleşkirt", "Hınıs". Malaz-girt Ermenilerinden ve asker firarilerinden olmak üzere altı bin Ermeniyi Kağızman'da içtima ettirerek Rus hükümeti tarafından teslih (silahlandırıp) ve Rus memurini (memur-ları) ve Ermeni rüesası vasıtasiyle ahali-i müsellehadan (silahlı ahaliden) da tekâlif-i har-biye (savaş yükümlülüğü) suretiyle iaşeleri alınarak üç bin beş yüzünün İran Azerbaycanı' na 18 Teşrinievvel 330 (31 Ekim 1914)'da gönderildiği ve mütebakisinin (geri kalanının) Kağızman'da kaldığı tahakkuk ediyor.b. "Oltu", "Kars", "Sarıkamış"tan ve Trabzon vilayetinden firar eden Ermeniler-den bin beş yüz kişilik bir süvari çetesi teşkil olunarak bunun bini "Bayezid" ve havalisi-ne geçmek üzere "Iğdır" mıntıkasına ve beş yüzü de "Hodicor' mıntıkasına gitmek üze-re Oltu'ya gönderildiği mevsukan istihbar ediliyor (gerçek olarak haber alınıyor). c. Kısm-ı azamı "Bayezid", "Van" ve "Bitlis" Ermenilerinden ve asker firarilerin-den ve Iğdır havalisi Ermenilerinden olmak üzere altı bin Ermeninin Iğdır'da tecemmü ederek (toplanarak) çete halinde tefrik ve taksim olunarak (ayrılıp ve bölünerek) teslih edildikleri Rus hudut bölükleri efradından iltica eden Ruslarla ve menabi-i saireden (di ğer kaynaklardan) alınan malûmatla sübut buluyor (meydana çıkıyor). d. Makû'nun "Koni" cihetlerinde bulunan "Biyecek" Kilisesi'nde Ermeni çete teşkilatının icra edilmekte olduğu ve Selhas'ta teşkil olunan çetelerle "Van"a gelecekle-rinin tahakkuk ettiği anlaşılıyor. 5 - "Kars", "Sarıkamış", "Kağızman" mıntıkalarında teşkilata memur olanların meşhur Ermeni sergerdelerinden "Antranik", Bayburdlu "Erşan", Bitlisli "Aram"; Iğdır ve havalisindeki teşkilata memur olanlar da Erciş'te öteden beri eczacılık eden eczacı "Rupen Mığırdıçyan". "Toros Karakaşyan", "Portakalyan" ve Bayezid Taşnak Muah-hası "Surpin" olduğu tebeyyün ediyor (anlaşılıyor). 6 - Türk Ordusu'nun ahval ve harekatından daimi surette Rus Ordusu'nu haber-dar etmek üzere Trabzon'da, Erzurum'da, Muş'ta, Bitlis'de, Van'da ve daha gerilerde de Sivas'ta ve Kayseri'de birer casus bürosunun teşkil kılındığı tahakkuk ediyor. 7 - Hudut'tan geçirilen esliha ve mevadd-ı nariyeden (ateşli maddelerden) fazla kalanlarının Karahisar, Sivas, Kayseri depolarına idharı (depolandığı) anlaşılıyor. 8 - Sahilden icap eden mevadd-ı hariye ve infılakiyenin Türkiye'ye idhalini temin ve Karadeniz sahilinin T'ürklere ait kısmındaki Rum ve Ermenilerden istifade ile ihtilal ve kıyamı (ayaklanmayı) temin etmek ve Türk Ordusu'na dair vasi (geni;) malümat alınmak üzere Batum'da Rus, Ermeni ve Rumdan mürekkep (oluşan) olmak üzere bir icraat ko-mitesinin teşekkül ettiği tebellür ediyor (beliriyor). a. Rusya ile ilan-ı muhasamata (harp ilanına) kadar Türkiye dahilindeki Ermenilerin
tavır ve hareketine dair Üçüncü Ordu'nun o zamana ait dosyalarında hulasaten
(özetle) şu gibi vakayie (olaylara) tesadüf edilmektedir. 2 - Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkası'nın (Tümeni'nin) tecemmü mıntıkası (toplan-ma bölgesi) olan Yağan Işığı-Yanan Köprüköy hanına gittiği 20 Eylül 330 (3 Ekim 1914)'da Köprüköyü'nde Manuk oğlu Ovanis'in hanesinde ve Yağan'da Papas'ın bulunduğu hanede külliyetli (çok sayıda) Rus silahı meydana çıkarıyor. Ve aynı zamanda Hasankale'de de birkaç hanede depo edilmiş Rus eslihası bulunarak failleri divan-ı harbe tevdi olunuyor ki kongre mukarreratının birinci faslı tezahür ediyor. 3 - Yumra Nahiyesi'nin İzaska Karyesi'nden Ekşi oğlu Strak, veled-i Aralik'in kumandası altındaki yirmi beş kişilik çete ile Hodicor mıntıkasında tenha yerlerde tesa-düf ettikleri İslamları katlettikten sonra 5 Teşrinievvel 330 (18 Ekim 1914)'da Trabzon' dan Erzurum'a gelmekte olan postaya Gümüşhane civarında taarruz ederek, sürücüyü katl ve postayı gasbla savuştuğu ve takibat neticesinde avenesinden (yardımcılarından) birkaç kişi elde edilerek, divan-ı harbe tevdi edildiği ve bunların yukarıda zikredilen Oltu'ya gelen çete efradından oldukları tebeyyün ediyor (belli oluyor). 4 - "Hehas", "Kötek", "Mecingerd", "Pasin Kara Kilisesi", "Gürcü Bulak" ve daha cenubundaki hudut karakollarımızın karşısında bulunan Rus postaları yerine Erme-ni çete devriyelerinin kaim oldukları görülüyor ve Pasin Kara Kilisesi Hudut Taburu'ndan silahı ile firar eden Malatyalı Keğork'un yirmi altı ile Gürcü Bulak cihetinden yap-tığı baskın ve Kötek Hudut Taburu'na Karaurgan cihetinden Ermeni çetelerinin yapmak istediği taarruz ve eczacı Rupen ile Bayezidli Sürpen'in "Moson" civarından beş yüz mevcutları ile yaptıkları baskınlar Rus ve Osmanlı ihtilafatının (anlaşmazlıklarının) bir an evvel hudusunu (meydana gelmesini) temin ve Rus Ordusu'nun piştarını (öncüsünü) teşkil edecekleri anlaşılmış idi. 5 - Kıtaatta bulunan ve hassetten hudut taburlarında ve hududa civar (yakın) bulunan kıtaattaki Ermeni efradından bir kısmının silahlariyle firar ettikleri ve Rusya'ya geçtikleri tahakkuk ediyor. 6 - Köylere tebdil-i hava (hava değişimi) suretiyle giden veyahut münferit suretle (tek olarak) yakalanan Müslüman askerlerinin Ermeni köyleri civarlarında katledildikleri görülüyor. Ve hatta Lazistan ve Havalisi Kumandanlığı'na merbut (bağlı) Mantelli Bataryası Mülazım-ı evveli Sabri Efendi'nin "Hosmasa" Karyesi'nde ikamet etmekte olduğu hane sahibi Ermeni Bedros tarafından suret-i feciada (korkunç şekilde) parçalanarak evin bahçesine gömüldüğü ve bir hafta sonra meydana çıkması üzerine Bedros'un derdes-ti (yakalanması) için giden jandarmalara istimal-i silahla, yakalanacağı anlaşılır anlaşılmaz intihar ettiği tahakkuk ediyor. Bu suretle rüfeka-yı melaneti (suç ortakları) meyda-na çıkamıyor. Bu ve buna mümasil (benzeyen) birçok vekayi-i münferide (tek tük olaylar) taad-düt ve tekessür (çoğalıp artıyor) ediyor. Yukarıdan beri tadad edilegelen (sayılan) ihzarat ve tertibattan (hazırlık ve düzenden) dahilde büyük bir hareket-i ihtilaliyenin (ihtilal hareketinin) hazırlanmakta olduğu Üçüncü Ordu'ca anlaşılmış idi. Esasen tertibat-ı ihtilaliyenin uzun zamandan beri lazım gelen mahallerde ihzar edildiği (hazırlandığı) ve muktezi esliha (gerekli silahlar), mevadd-ı nariye (ateşli maddeler) ve infılakiyenin (patlayıcının) idhar edilmekte (depo-lanmakta) olduğu cereyan-ı halden isti dlal ediliyordu (kanıtlarla anlaşılıyordu). Aşağıda sırası geldikçe zikredileceği veçhile vilayat-ı şarkiyede (doğu illerinde) başlıca ihtilal merakizi (merkezleri); "Van", "Bitlis", "Erzurum", "Karahisar", ve ikinci derecede ol-mak üzere "Sivas", "Kayseri", "Diyarbekir" intihap (seçilmiş) ve buralarda müfettiş-i umumiler, harp kumandanları, çete reisleri tayin ve tesbit edildiği ve seferberlik ilanında bütün Taşnak şuabatına (şubelerine), on üç yaşına kadar olan erkeklerin komiteye aza (üye) kayıt ve teslih edilmeleri emir ve tebliğ olunduğu Sıvas vakayii akabinde (olayları sonrasında) Ermenilerin divan-ı harbdeki ikrarlarından (itiraflarından) anlaşılmış idi.Merkez-i ihtilal olan mevaki (yerler) tetkik edilecek olursa menzil hututunun (ik-mal hatalarının) geçmekte olduğu başlıca nukatın (noktaların) intihap edilmiş olduğu gö-rülür. Esasen Hükümet-i Osmaniye ilan-ı seferberide (seferberlik ilanında) jandarma kuv-vetinin büyük bir kısmını seyyar orduya almış, Kürt menatıkı (bölgeleri) ikinci sınıf jan-darmalara terk etmiş idi. Vuku bulacak ihtilal, ordudan bir kısım kuvvetin Kürtlere sev-kini istilzam edecek ( gerektirecek) ve hatta denilebilirki orduyu elim bir vaziyete sokacak idi. Vaktaki Rusya ile ihtilafat (anlaşmazlıklar) başgösterdi ve Rus Ordusu'ndan bir kısım kuvvetin hududu tecavüz ettiği görüldü. Rus Ordusu'ndan bir Plaston Livasiyle (Tugayı ile) Birinci Kazak Süvari Fırkası'nı ve bunların ilerisinde ve Oltu, Sarıkamış, Kağızman mıntıkalarında teşekkül eden Ermeni çetelerinin yanına makinelitüfek, top terfık ederek (katarak) İd, Kötek, Pasin Kara Kilisesi, Bayezid istikametlerinde sürdü, Bu çeteler geçtikleri İslam köyleri emvalini (mallarını)nehib ve garet (çapul ve yağma),beşikteki çocuğuna varıncaya kadar katl ve imha ederek ilerliyorlardı.İrtikap ettikleri fecaat ve fezahatı(yaptıkları yürekler acısı edepsizlik ve alçaklığı) işiten gerilerdeki köyler kadın ve çocukları hanelerini haliyle terk ederek gerilere firar ediyorlardı. Az zaman zarfında Erzurum, Bitlis, Van birer merkez-i sefalet oldu. Esasen bu köylerdeki İslam ahalinin gençleri silah altına gelmiş; mütebaki (geri kalan) ihtiyar, kadın, çocuk ve aceze (düşkünler) de ya Ermeni zulüm ve vahşetine kurban olmuş veyahut gerilerde sefaletle terk-i hayat (ölmüş) eylemiş idi. On Birinci Kolordu'dan gönderilen Ermeni mezalimi kaydedilecek. İkinci Şube henüz bulamadı. Üçüncü Ordu'nun müsveddesi Sadık Bey'dedir. Muhacirin Komisyonu' ndan (Göçmenler Komisyonu'ndan) alınacak liste de buraya geçecektir. İlan-ı harp zamanında Kafkas Cephesi'ndeki Osmanlı Ordusu'nun vaziyeti : Üçüncü Ordu nizam-ı harbine (kuruluşuna) dahil olan kıtaat; Dokuzuncu, On Birinci ve Bağdat'dan gelecek olan On Üçüncü Kolordular'la Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü İhtiyat Süvari Fırkaları (Tümenleri) ve İkinci Nizamiye Süvari Fırkası ve teşkil olunacak Van ve Erzurum Jandarma Fırkaları'ndan ibaret olacak idi. Kısmen seferberlik-lerini ikmal eden bu kıtaat tamamen tahaşşüt (toplanma) mıntıkasına gelememişlerdi. Üçüncü Ordu nizam-ı harbine dahil olup yukarıda beyan olunan kıtaat, merbut bir nu-maralı krokide gösterildiği veçhile kısmen yürüyüşte ve kısmen de Erzurum ve civarında idi. İlan-ı harbten on gün evvel Ordu, Başkumandanlık Vekaleti'nden aldığı emir üze-rine tahaşşüt mıntıkalarına gelmekte olan kıtaata kışı geçirmek üzere ikamet mıntıkaları tahsis etmiş ve vürud eden (gelen) kıtaat da ikamet mıntıkalarına (konuş bölgelerine) ha-reket etmiş idi. Buna nazaran hükümetin karar-ı siyasisi henüz meşkük (şüpheli) idi. Bir kış harbine girmek istemediği Üçüncü Ordu'ca anlaşılmış ve hudut civarında bulunup hicret (göç) etmek isteyen İslam köylerini mahallerine ve me'valarına (evlerine) avdete icbar eylemiş idi (geri dönüşe zorlamıştı).Mesaib-i harbiyeyi (harbin musibetlerini) Türk arazisine nakletmek üzere yukarıda deh;şet verici olan Rus hareketi esnasında Üçüncü Ordu zikr ve beyan olunduğu vaziyet-te idi. Binaenaleyh Ruslar ilk hamlede Hasankale önlerine gelmeye muvaffak oldular. Bu vaziyette Üçüncü Ordu tecemmü-ü sevkülceyşini (stratejik toplanmasını) ikmal edinceye kadar Erzurum Kalesi'nden istifade etmek üzere hudut civarındaki kıtaatını geriye çeki-yor ve Erzurum önünde Höyükler Hattı'nda mukavemete karar veriyor. Fakat ileriye sür-düğü İkinci Nizamiye Süvari Fırkası'nın dört gün mukavemeti ve geriden hiçbir Rus ko-lunun ilerleyememesi ve keşfiyat neticesi Ermeni çetelerinden ve bir Plaston Livasiyle Kazak Süvari Fırkası'ndan ibret olan Rus kuvvetleri karşısında Üçüncü Ordu aksam-ı külliyesiyle (bütünüyle) ilerlemeye karar veriyor. Ve bu suretle ilerleyen Türk kuvvetleri tesadüf ettiği Rus kuvasını (kuvvetlerini) tepeleyerek "Zivin" mevzi-i müstahzarı (hazır-lanmış mevzii) önünde tevakkufa (durmaya) mecbur oluyor. Bu zamana kadar Türk Ordusu'ndaki Ermeni zabit (subay), doktor ve efradının ve gerideki Ermeni milletinin tavır ve hareketine gelelim: Erzurum şarkına kadar ilerleyen Ermeni çeteleri bilumum Ermeni köylerini ma aile (aileleriyle birlikte) Rusya'ya naklederek eli silah tutanlarını kendilerine iltihak ettirdi. Ve geri çekilirken yukarıda ber tafsil zikr ve beyan olunduğu veçhile (ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere) İslam köylerini yakarak, yıkarak, ahalisini katlederek imha ediyorlardı. Türk Ordusu'ndaki Ermeni efradı (erleri) her fırsattan istifade ederek silahlariyle Rus Ordusu'na fırar ediyordu. Zabitleri (subayları) ve doktorları da birçok malümatla Rus Ordusu'na iltihakları görülüyordu. Ve muharebenin en buhranlı zamanlarında cephane, batarya ve ihtiyat mevaziinin (yedek mevzilerinin) işaretle düşmana irae edildiği (göste-rildiği) defaatla görülüyordu. Bu cümleden olarak Pazacur mevziinde Gümüşhaneli Ohannes oğlu Kirkor'un işaret ettiği görülmesi üzerine divan-ı harbe tevdiinde (verildi-ğinde) cürmünü bila tereddüt itiraf ediyordu. Bazı Ermeni efradının da muharebenin en şiddetli zamanlarında Türk efradını fırara teşvik ve bu sebepten avcı hatlarının bozul-dukları ekseriyetle görülüyor idi. Dahilde bulunan Ermeniler ise yaralı olarak gerilere sevk edilmekte olan münferit efradı katlden çekinmiyorlardı. Ve başkaca olarak Rus Ordusu'ndaki Ermenilerle mütemadiyen muhabere ettikleri ve ordumuzun vaziyet ve kuvvetinden daimi surette Rusları haberdar etmek ve kendilerinin ahzedecekleri (alacak-ları) vaziyeti takrir ve tayin etmek üzere casuslukta bulunuyorlardı. Bu gibi şifreli muha-berat casuslar üzerinde defaatla elde ediliyordu. Ezcümle hem Türk Ordusu'nun kuvvet ve vaziyetinden haber almak ve hem de Rusların Memalik-i Osmaniye dahilindeki Ermenilere silah ve cephane göndermekte olduklarına delil olmak üzere elde edilen vesaikin (belgelerin) birkaçını burada zikretmek faideden hali (boş, uzak) değildir : Van'a gelmekte iken yakalanan ". . . " namındaki şahsın ceketi astarı
içine dikilmiş bir bez parçasının üzerine Ermenice Van Taşnak Komitesi'ne
yazılmış bir mektubun aynen tercümesi: Biz burada eşya arasında boğuluyoruz. Siz de orada ihtiyaç içerisindesiniz. Bu zaten tahammül olunamayacak vaziyettir. .. Derviş'in ölümü hepimize tesir etti. Eğer bizimki size serian (hızla) yetişmez ise saimizi (habercimizi) çabuk yola çıkarınız. Harekette olan kuvvetleri, ordunun "asker" cins ve numaraları hakkında yazınız. "Türk Ordusu' ndan malumat talep ediyor." Arkadaşça selamlarla Minaryan Bize yazı yazmak için mürekkep gönderiniz... Zaten göndermiştiniz. M. "Komi-teler aralarında bunun bir şifre olduğu muhakkaktır. Çünkü Rusya da mürekkebe ihtiyaç yoktur." Diğer vesika ; Mektupla haber aldık ki arkadaş Mihak "Sinom"un "10" askerleriyle gelmiş ve bi-zim köye gelmek istiyormuş. Hem asker toplamak ve hem de bizi taharri etmek maksa-diyle takip ediyormuş. Biz boş yere elimizle evlerimize ateş vermeye muktedir değiliz. Ve çocuklarımızın emri altına girmek istemeyiz. Bize yardım için mademki sizin de mus-tahzar (hazır) kuvvetiniz yoktur, o halde biz cephanemizi köyde saklamalıyız, yahut siz de geliniz dağa çıkalım. Eğer etrafımızda çalışmak için yörük ve Rum varsa Revine de haber ver. Muavenete (yardıma) gelsin. Eğer olmazsa aksi takdirde bizim hükümete karşı duracak kuvvetimiz yok. Divanelik etmeyelim. Mart 1915 İmza : Heyet-i merkeziye Bu vesaikten (belgeden) dahildeki Ermenilerin humma alud (ateşli surette) bir faaliyetle çalışmakta oldukları tahakkuk etmekte idi. Sarıkamış Muharebesi'ne kadar bu suretle Ruslara hizmette ve kendilerini teçhizde ve gerilerde her türlü müşkilatı ikaa (yapmaya) çalışıyorlardı. Türk Ordusu'nun kuvvetli olduğunu ve her tarafta Rusların hudut şarkına atıldıklarını da görüyorlardı. "Buraya Gevaş ihtilali forması girecektir.' Binanaleyh umumi bir kıyama (ayaklanmaya) cesaret edimiyorlardı. Sırıkamış Muharebesi'nde mağlup olarak, iki numaralı krokide gösterildiği mevzie çekilen Türk Ordusu yüz otuz binden yirmi bin raddesine inmiş idi. Ordu'da başgösteren tifüs, baki-yetüssüyufu (arta kalanları) büsbütün imha ediyordu. Maa-haza (böyle iken) Ruslar da aynı akibete uğramıştı. Rus mukabil taarruzu durmuş, her iki taraf orduların ikmaliyle uğraşıyordu. İşte bu sıralarda her tarafta Ermeni harekât-ı ihtilaliyesinin başlamak üzere oldu-ğu haberleri alınıyordu. Bundan maada komitecilerin maiyyetleriyle hududu geçerek, Van'a ve Bitlis'e dağıldıkları ve İslam köyleri arasında münferit bulunan Ermeni köyleri ahalisinin, toplu bulunan Ermeni köylerine hafiyyen (gizlice) taşındıkları ve bu tahliye edilen (boşaltılan) köylerde ancak ihtiyar ve malüllerin (sakatların) beray-i muhafaza (gizlenmek için) bırakıldıkları malûmatı alınıyordu. Nihayet ilk harekat-i ihtilaliye "Bitlis" Vilayeti'nde başgösterdi. "Bitlis" Vilayeti' nde komitelerin en muntazam ve kuvvetli teşkilatı "Muş"ta ve Van'a hem hudut olan "Hizan" Kazası'nın "Karkar" havalisinde idi. Gerek "Muş"ta ve gerekse "Hizan"da, on beş gün zarfında müteaddit mahallerde kıyam, asker ve jandarmaların itlafına (öldürülmesine) başlanıldı. Bu vesaikten (belgeden) dahildeki Ermenilerin humma alud (ateşli surette) bir faaliyetle çalışmakta oldukları tahakkuk etmekte idi. Sarıkamış Muharebesi'ne kadar bu suretle Ruslara hizmette ve kendilerini teçhizde ve gerilerde her türlü müşkilatı ikaa (yapmaya) çalışıyorlardı. Türk Ordusu'nun kuvvetli olduğunu ve her tarafta Rusların hudut şarkına atıldıklarını da görüyorlardı. "Buraya Gevaş ihtilali forması girecektir.' Binanaleyh umumi bir kıyama (ayaklanmaya) cesaret edimiyorlardı. Sırıkamış Muharebesi'nde mağlup olarak, iki numaralı krokide gösterildiği mevzie çekilen Türk Ordusu yüz otuz binden yirmi bin raddesine inmiş idi. Ordu'da başgösteren tifüs, baki-yetüssüyufu (arta kalanları) büsbütün imha ediyordu. Maa-haza (böyle iken) Ruslar da aynı akibete uğramıştı. Rus mukabil taarruzu durmuş, her iki taraf orduların ikmaliyle uğraşıyordu. İşte bu sıralarda her tarafta Ermeni harekât-ı ihtilaliyesinin başlamak üzere oldu-ğu haberleri alınıyordu. Bundan maada komitecilerin maiyyetleriyle hududu geçerek, Van'a ve Bitlis'e dağıldıkları ve İslam köyleri arasında münferit bulunan Ermeni köyleri ahalisinin, toplu bulunan Ermeni köylerine hafiyyen (gizlice) taşındıkları ve bu tahliye edilen (boşaltılan) köylerde ancak ihtiyar ve malüllerin (sakatların) beray-i muhafaza (gizlenmek için) bırakıldıkları malûmatı alınıyordu. Nihayet ilk harekat-i ihtilaliye "Bitlis" Vilayeti'nde başgösterdi. "Bitlis" Vilayeti' nde komitelerin en muntazam ve kuvvetli teşkilatı "Muş"ta ve Van'a hem hudut olan "Hizan" Kazası'nın "Karkar" havalisinde idi. Gerek "Muş"ta ve gerekse "Hizan"da, on beş gün zarfında müteaddit mahallerde kıyam, asker ve jandarmaların itlafına (öldürülmesine) başlanıldı. Şöyleki: 27 Kânunusani 330 (9 Şubat 1915)'da Hizan Kazası'nın Karkar Nahiyesi'ne tabi "Ahkis' cihetindeki "Sekür" Karyesi'ne (köyüne) gönderilen iki jandarmaya artık teka-lif-i hükümete (hükümetin isteklerine) itaat etmeyeceklerini ve bir daha gelmemelerini söyleyerek jandarmaları kovarlar. Bunun üzerine sekiz jandarmadan ibaret gönderilen müfreze köye duhuliyle (girmesiyle) dahilde tahassün eden (tahkim edilmiş yerlere çeki-len) komitenin şedit ateşi karşısında altısının şehit ve diğer ikisinin firara muvaffak olduğu haberi alınıyor. Ve ayrıca Korsor Karyesi'ne gönderilen iki jandarmadan da malümat alınamıyor. "Korsor", "Sekür' ve "Arşin" Karyeleri'nde de külliyetli Ermeni çetelerinin toplanarak civar İslam köylerine taarruza başladıkları ve pek ziyade fecayi ve mezalim ika etmekte oldukları (yaptıkları) haberi geliyor. "Karkar" havalisindeki bir kısım çete kuvvetinin de merkez-i kara olan "Hizan"a hücum ederek orayı zabta çalışı-yor. İhtilal bu havalide kesb-i tevessü ederek (genişleyerek) Hizan'ı zabta gelen Ermeni çeteleri merkez-i kazada bulunan jandarma ve ahali-i müsellehanın (silahlı ahalinin) mukavemeti karşısında tevakkufa (durmaya) mecbur oluyor. Bitlis'ten Jandarma Alayı Kumandanı kumandasında kuvvetli bir müfreze tahrik edildiği (yola çıkarıldığı) gibi Van Vilayeti de haberdar edilerek, Gevaş'tan ve ayrıca Van'dan da bir müfreze sevk olundu. Gevaş'tan Hizan istikametine gelen müfreze Gevaş yolunun çeteler tarafından tutulmuş olması hasebiyle icra edilen müsademede (yapılan çatışmada) jandarmalardan altısının şehit ve birinin mecruh (yaralı) olduğu anlaşılıyor. Müfreze takviye alarak ilerliyor. Van'dan ve Bitlis'ten sevk edilen müfrezeler de "Kapan yolu", "Arnis" Karyeleri'ni işgal, Hizan'ı muhasaradan (kuşatmadan) kurtarıyor. Ve müfrezeler taarruzunu Ahkis'e tevcih ediyor. İki gün müsademeden sonra "Ahkis" ve "Bigeri" Karyeleri işgal olunuyorsa da usat (asiler) firara muvaffak oluyor. 4 Şubat 30 (17 Şubat 1975)'da müfrezeler "Tasu" Karyesi'nde tecemmü (topla-nıp) ve tehditkar bir vaziyet alan usata tevcih ediyor (yöneliyor). Bir gün şedit bir mukavemetten sonra mezkür (adı geçen) karye de zaptediliyor. Badehu (ondan sonra) "Korsu", "Sigor" Karyeleri iki günlük muharebeden sonra işgal olunuyor. Buralarda pek çok Rus şapkası, Rus teçhizatı bulunuyor. Ve buralar müstahkem bir sahra mevzii haline sokulmuş olduğu görülüyor. Vaka iptidasında (başlangıcında) "Sigor" Karyesi'nde şehit edilen jandarmaların gözleri oyulmuş, ciğerleri çıkarılmış, kafaları ezilmiş olduğu halde taşlar arasında bulunuyor. "Viris" Karyesi'nin esna-yi işgalinde Vanlı Komite Reisi İşhan'ın damgalı kısrağı elde ediliyor. Maktulin meyanında (öldürülenler arasında) Van' ın Hurunis Karyesi'nden Keşiş'in oğlu olup Van havalisinde pek çok şöhret alan Komite Reisi Vahan ile Sekûr Karyeli Kalon'un cesetleri gorülüyor. Vahan'ın maktulin arasında bulunuşu, merkumun (adı geçenin) Van'dan suret-i mahsusada (özel olarak) gönderildi-ği anlaşılmış idi. İhtilalin buralarda şu suretle başlaması akebinde Muş ova köylerinde de ateş-i isyan (ayaklanma ateşi) zuhura geldi. 28 Kânunusani 30 (10 Şubat 1915)'da yani Hizan vakasından bir gün sonra Muş merkez kazasına merbut Serunek Karyesi civa-rından geçmekte olan müfreze ani ateşe maruz kalarak yoluna devam edemedi ve müsa-demeye tutuştu. Müfrezeden hayvan ve insan telef oldu. Muş'tan üç zabit kumandasında gönderilen müfrezeler müsademeye yetişerek komiteyi abluka etti. Netice.i müsademede komite efradından dokuzunu meyyiten (ölü olarak) elde etti. Diğerleri abluka hattını yararak firara muvaffak oldu. Aynı günde "Akaan" Nahiyesi'nin "Kümes" Karyesi'nde bulunan nahiye müdürü iIe jandarma müfrezesinin bulunduğu hane komite tarafından abluka edilerek sekiz saat müsademe edildi. Ve müdürün maiyyetinde bulunan dokuz jandarmayı bir suret-i feciada (korkunç bir şekilde) şehit ve hane, komite tarafından ateşlendi. Müdür ve maiyyetindeki bir nefer yangın alevleri içinde gece karanlığında firara muvaffak oldu. Hadise faillerinin derdest ve tedibi (yakalanma ve cezalandırılması) için Muş Depo Alayı'ndan gönderilen müfrezeler, komitelerle iki gün yaptığı müsademe de komite efradının firarı ile neticelenerek, bir muvaffakiyet elde edemedi. "Kümes" Vakası günü "Muş" Taşnak Komitesi Murahhası "Rupen" ile Muş Taşnak Komitesi Rüesasından Esro'nun bulunması ve bilahare sevk edilen müfrezelerle komitelerin müsa-demesi esnasında komite efradının bu iki şahıs tarafından sevk ve idare olunması hususu-nun tahakkuk etmesi ihtilalin mahiyet-i hakikiyesi (hakiki içyüzü) hakkında bir fikir vermiş idi. Zaten Rupen iIe Esro'nun bu vakadan sonra Muş'a gelmeyerek, çeteleriyle etrafa saldırmaya ve hükümeti tehdit etmeye başladılar. Kümes ve Seronik vakaları faille-rinin Muş'a tabi "Arak" Manastırı'na tahassun ettikleri (gizlendikleri) hükümetçe haber alınarak, 12 Şubat 330 (25 Şubat 1915)'da Mülazım (Teğmen) Ahmet Efendi kumanda-sında bir müfreze sevk edildi. Müfrezenin manastıra takarrübü (yaklaşması) sırasında müfreze yandan ve ileriden ani ve şedit bir ateş içerisinde kaldı. Müfreze Kumandanı Ahmet Efendi ile müfrezeden dört neferin şehit ve mütebaki (kalan) müfreze efradının akşama kadar müsademeye devamla gece karanlığında çekilmesiyle neticelendi. Bu müfrezeyi takviye etmek üzere 14 Şubat 330 (27 Şubat 1915)'da Muş Depo Alayı'ndan ikinci kuvvetli bir müfreze gönderildiyse de komite efradının firar etmiş ve manastırın tahliye edilmiş (boşaltılmış) olduğunu gördü. Fakat komiteye ilticagah (sığınacak yer) olan bu manastırı daimi işgal altında bulundurdu. Yine 13 Şubat 330 (26 Şubat 1975)'da Muş'tan "Sason" a giden dört jandarma neferi "Keliközan" civarında ve dere kenarında yemek yemekte iken "Keliközan" ahali-sinin taarruzuna düçar olarak, baltalarla parçalanmış ve cesetleri bir saat mesafeye nakledilerek gömülmüş idi. Bu jandarmaların birdenbire ortadan kaybolmaları, komite tarafından imha edildiği anlaşılmış idi. Tahkikatın o nokta-i nazardan (bakış açısından) devamı cihetine gidilerek, "Keliközan" civarında ve dere kenarında fecaatin (acıklı halin) icra edildiği mahalde bazı emareler (ipuçları) görülmüş, bu suretle hükümet takibatını Keliközan'a nakleylemiş idi. Netice-i tahkikatta (araştırma sonunda) failleri (yapanlar) meydana çıkarılarak, derdest (yakalanmış) ve divan-ı harbe tevdi edildi (askeri mahkemeye verildi). Failler vakayı bütün fecaatiyle divan-ı harp huzurunda itiraftan çekinme-diler. Artık bu gibi hadisat (olaylar) yekdiğerini takip ve vely ediyordu (izliyordu). Hü-kümet ise tahaddüs eden (ortaya çıkan) isyanın, anında ve mahallinde kemal-i şiddetle bastırması komitecileri şaşırtmış ve Bitlis Vilayeti'nin her tarafında Ermenileri nisbeten sükünete rücü ettirmiş (döndürmüş), nüfuz-u hükümetin, komite nüfuzundan daha mües-sir (etkin) olduğunu Bitlis Ermenilerine tanıttırmış idi. Hükümete istimal-i silah etme-yen (silah kullanmayan) Ermenilerin mal ve canlarının zarardan siyaneti (korunması) daha ziyade tesirini göstermiş, gerek Muş'ta ve gerekse Bitlis'te Taşnak olmayan Ermeni muteberanı (önde gelenleri) hadisatı alenen tel'in eylemişler (olayları açıkca lanetlemiş-Ier) idi. Mebus Papasyan Muş'ta bulunuyor ve bu harekatı merkezden idare ediyor idi. Hadisatın kendi nokta-i nazarına (bakış açısına) göre halledilememesi üzerine derhal hükümete gelerek, "Hizan", "Kümes", "Seronek", "Manastır" vakayiini ihdas edenlerin (olaylarını yapanların), birtakım asker firarisi cahil kimselerden olduğu; Kümes, Seronek hadisatı asker kaçaklarının hiyanetinden, Manastır Vakası ise firaren Manastır'a saklan-mış olan asker firarilerinin üzerine müfrezenin ani gitmesi, firarilerin havfını bais (kork-malarına neden) olmuş ve bu suretle müfrezeye silah istimal etmiş olduklarını ve Taşnak komitesinin tekevvün eden (meydana gelen) bu gibi hadisattan katiyen medhali (karışması) olmadığını iddia etmekte ve komitenin icab ederse hükümete muavenet (yardım) edeceğini teklif etmekte idi. Bu suretle bazı Ermeni firarilerinin hiyanetlerini bahane ederek, komitenin medhaldar (ilgisi) olmadığını Muş Hükümeti'ne keyfiyeti arz eden Mebus Papasyan Efendi, hükümetin ani ve şedit olan icraatı karşısında bütün tertibat-ı ihtilalkaranesinin (ihtilalci düzenlerinin) meydana çıkacağından korkuyordu. Derhal İstanbul'da Ermeni Patriği'ne hadisatı başka tarzda anlatmak üzere mektuplar gönderdi. Ve Ermeni Patriği şu suretle hükümete müracaat etti : "Yaşar Çeto ve Mehmet Emin gibi adamların ahirden (sonradan) Bitlis Vilayeti asayiş ve inzibatının muhafazasına (korunmasına) memur edilmeleri hasebiyle Ermenilerin felaketlere maruz kaldıkları "Karkar' Nahiyesi'ne muzaf (bağlı) "Halsi" ve "Hınz ve Ruhte" Karyeleri kahyalarının jandarmalar tarafından katledildiğinden teheyyüç eden (heyecanlanan) ahalinin de bilmukabele dört jandarmayı öldürdükleri; "Zigo" Karyesi' nde jandarmaların küçük bir çocuğu alenen (açıkça) öldürmeleri ve merkeze getirilmekte olan sekiz asker firarisinden dördünün, yolda muhafızları tarafından katledilmeleri üzerine bilmukabele iki jandarma neferinin öldürüldüğü ve jandarmaların zulüm ve taad-diyatlarına (saldırmalarına) karşı ahalinin mukaddesatını (kutsal şeylerini) muhafaza etmeyip de ahali bizzat müdafaada muztar (çaresiz) kalırsa buna isyan şekli verilerek, ihrak-ı beyuta (evlerini yakmaya), yağmaya ve katl-i nüfusa (insanları öldürmeye) kal-kışması muvafık-ı adelet (adalete uygunluk) olmayacağı..." Mesailin (sorunların) suret-i tahkiki (incelenmesi) ve vakayi bu tarzda tekevvün etmiş ise (oluşmuşsa) müsebbipleri-nin şediden tecziyesi (neden olanların şiddetle cezalandırılması) İstanbul Üçüncü Ordu Kumandanlığı'ndan talep ediyor ve başka olarak "Meksi" hadisesinin hudusuna (olması-na) müdürün sebep olduğu hakkında Ordu Kumandanlığı'na Elaziz'den ihbaratta bulu-nuyor. Bunun üzerine Ordu, 33 ncü Fırka Kumandan Vekili Miralay (Albay) Veysi Bey riyasetinde (başkanlığında) bir heyet-i tahkikiyenin (soruşturma kurulunun) sürat-i iza-mını (acele gönderilmesini) Elaziz'de On Birinci Kolordu Kumandanlığı Vekâleti'ne emrediyor. Netice.i tahkikatta (Soruşturma sonunda): 1 - Yaşar Çeto ve Mehmet Emin'in Bitlis Vilayeti asayişine memur edildiklerinin aslı olmadığını anladı. Esasen Yaşar Çeto'nun seferberlik bidayetinde gönüllü olarak maiyyetile Azerbaycan'a gittiği ve tarihten üç ay evvel Hoy Muhaberesi'nde şehit oldu-ğu tahakkuk etti. Mehmet Emin ise üç ay evvel Azerbaycan'a giderken yolda Ermenilerin pususuna tutularak mecruhen (yaralı olarak) hanesine avdet ve elan taht-ı tedavide (tedavi altında) olduğu taayyün etti (ortaya çıktı). 2 - Bitlis Vilayeti dahilinde katledilmiş hiçbir Ermeni kahyasının mevcut olmadığı heyet-i tahkikiyenin netice-i tahkikatından anlaşıldı. 3 - "Zigo' Karyesi'nde katledildiği Patrik Efendi tarafından iddia olunan çocuğa gelince : "Zigo" namında "Bitlis" Vilayeti dahilinde bir karyenin mevcut olmadığı ve Bitlis Vilayeti dahilinde jandarmalar tarafından bir çocuğun katli mugayir-i hakikat (gerçeğe aykırı) olduğu tebeyyün etti. 4 - Patrik Efendi'nin iddiası veçhile mukabil-i bilmisil (karşılık olarak) veyahut jandarmaların zulüm ve taaddiyatına (saldırmalarına) karşı müdafaa-i meşrua-i an'el-nefs (haklı olarak kendilerini savunma) halinde olmayıp mütearrız ve mütesaddi (saldıran ve bir işe girişen) oldukları tahakkuk etti. Tahkikat ve tetkikat-ı vakıadan müsteban olduğu (araştırma ve incelemelerden açık olarak anlaşıldığı) veçhile Yaşar Çeto ve Mehmet Emin'e isnat edilen (yüklenen) muhafaza-i asayiş meselesinin vaktiyle şehit edilip bugün ortada bulunmayan bir adama atfedilmesi (bağlanması) ve vilayetin hangi mevkiinin asayiş ve inzibatının muhafazasına memur edildiklerinin tasrih (açıkça) edilmemesi ve vilayet dahilinde mevcut olmayan bir köyde bir çocuğun katledildiğinin iddia edilmesi, iddianın derece-i sıhhatine (doğruluk derecesine) büyük bir delildir. Bu suretle Bitlis Vilayeti'ni saran ateş-i isyan nisbeten tes-kin edildi. Zaten bunu takip eden Van ve Karahisar kıyam-ı umumilerinden (genel ayaklanmalarından) de anlaşılacağı veçhile buradaki hareket, hükümeti şaşırtmak ve kuvvet-lerin dağılmasına sebep olarak, ani darbenin Van'dan vurulmasını düşündükleri tahakkuk etti. Binaen bu hadisatı takiben düşünüldüğü veçhile Van kıyam-ı umumisi (genel ayak-lanması) başgösterdi. Van Şükrü Arşiv No :1/2 Dolap No :113 Göz No :4 Klasör No : 528 Dosya No :2061 Fihrist No : 21, 21-18
Sevk ve İskân (Tehcir) Kanunu VAKT-İ SEFERDE İCRAAT-I HÜKÜMETE KARŞI GELENLER İÇÜN CİHET-İ ASKERIYECE
İTTİHAZ OLUNACAK TEDABİR HAKKINDA KANUN-I MUVAKKAT Madde 2. Ordu ve müstakil kolordu ve fırka kumandanları icabat-ı askeriyeye mebni veya casusluk ve hıyanetlikleri hissettikleri kura (köyler) ve kasabat (kasabalar) ahalisini münferiden veya müctemi'an diğer mahallere sevk ve iskan ettirebilirler" Madde 3. İşbu kanun tarih-i neşrinden mu'teberdir. Madde 4. İşbu kanun mer'iyyet-i ahkamına Başkumandanlık Vekili ve Harbiye Nazırı me'murdur. Meclis-i Umuminin içtimâ'ında kanuniyeti teklif olunmak üzere işbu laiha-ı kanuniyenin muvakkaten mevkı-ı mer'iyete vaz'ını ve kavanın-i Devlete ilavesini irade. Mehmed Reşad 13 Recep 1333-14 Mayıs 1331 Sadrıazam Başkumandanlık Vekili ve Mehmed Said Harbiye Nazırı
Ermenilere Ait Menkul ve Gayrimenkuller Hakkında Yönetmelik Belge No: 1832 Madde: 2 - Bir karye veya kasabanın akeb-i tahliyesinde naklolu-nan ahaliye ait ve derununda eşya bulunan bilcümle mebani idare komis-yonu tarafından tensib edilecek memur veyahut hey'et-i mahsusa tarafın-dan derhal mühürlenerek taht-ı muhafazaya alınacaktır. Madde: 3 - Taht-ı muhafazaya alınan eşya cins, miktar, kıymet-i mukaddirleri, miktarları ve esami-i eshabı ile tafsilen tesbi-i defter edil-dikten sonra kilise, mektep, han gibi depo ittihazına elverişli mahallere naklettirilip eshabı tefrik edilebilecek surette ayrı, ayrı konularak muha-fazasına itina edilecek ve eşyanın keyfiyet ve kemiyeti ile eshabını ve ma-halli ahz ve mahalli muhafazasını mübeyyin ve zabıt varakası tanzim edilerek aslı hükümet-i mahalliyeye ve suret-i musaddakası emva!-i metru-ke komisyonuna tevdi olunacaktır. Madde: 4 -Eshabı malum olmayan emval-i menkule eşyanın bulun-duğu köy namına kaydedilerek muhafaza olunacaktır. Madde: 5 - Mevcut emval-i menkule arasında durmakla bozulması muhtemel olan eşya ile hayvanat komisyonun tensip edeceği bir hey'et ta-rafından bilmüzayede alenen satılarak bedeli eshabı malum olduğu taktir-de eshabı namına değilse eşyanın bulunduğu köy veyahut kasaba namına emaneten malsandıklarına teslim edilecektir. Satılan eşyanın cinsi, mik-tarı, kıymeti ve cihet-i aidiyeti ve müşterisi ve bedeli mufassalan defter-i mahsusa kaydedilerek zir-i müzayede hey'eti tarafından tastik edilecek ve vech-i meşruh bir zabıt varakası tanzim edilerek aslı hükümet-i mahal-liyeye ve suret-i musaddakası emval-i metruke idare komisyonuna, tevdi olunacaktır. Madde: 6 - Kilise'de mevcut eşya ve tasavir ve kütüb-ü mukadde-se tesbit-i defter edilerek zabit varakasına bilrabt mahallerinde muhafa-zalarına itina olunacak ve bilahare Kilise'nin kâin olduğu köy ahalisinin ikan edildiği mahal-i hükümet marifetiyle irsal olunacaktır. Madde: 7 - Nakledilen ahâliden herbirine ait emlak ve arazi-i met-rukenin cins, nevi, miktar ve kıymetleri alelesami tesbit-i defter edilecek ve her köy kasabaya, ait emlak ve arazi-i metruke cedvelleri tanzim edilerek idare komisyonuna tevdi olunacaktır. Madde: 8 - Emlâk ve arazi-i metrukede idrak edilecek mahsusat ve zerıyat bulunduğu takdirde komisyon tarafından tensib edilecek zevattan mürekkep bir hey'et tarafınan bilmüzayede satılarak hedelatı eshabı namına emaneten mal sandığına teslim edilecek ve bir zabıt varakası tanzim olunarak aslı hükümet-i mahalliyeye ve suret-i musaddakası idare -komisyonuna ita olunacaktır. Madde: 9 - Zer'iyat ve mahsulat-ı mevcudeye müşteri bulunamadığı takdirde kefalet tahtında bamukavele münâsafa tarikiyle taliplerine itası caiz olup bu suretle vaki olan icar ve bayiiye mütehassıl mebalığ dahi eshabı namına mal sandıklarına teslim edilecektir. Madde: 10 - Nakledilen ahaliye ait emval-i gayrimenkulenin tasar-rufuna ait eshabı tarafından badelhicre tanzim edilen vekâletnameler üzerine hiçbir muamele yapılmayacaktır. Madde: 11 - Tahliyesi icra edilen Köylere muhacir yerleştirilecek ve mevcut mesakin ve arazi her ailenin ihtiyaç ve kabiliyet-i ziraiyesi nazarı itibara alınarak muvakkat ilmühaberlerle muhacirine tevzi edilecektir. Madde: 12 - Yerleştirilen muhacirinin sicil-li nüfusa esas olabilecek bir suret-i muntazama ve mufassalada ve hane itibariyle esami mahal-li vurudu, tarih-i iskânı, mahal-li iskânı, tespit-i defter edilecek ve kendile-rine tevdi edilen mesakin ve arazinin cinsi, nevi, miktar ve kıymeti ve mev-kii ayrıca tespit-i defter edilerek suret-i iskânlarıyla kendilerine verilen emlâk ve arazi miktarını mübeyyin yedlerine birer ilmuhaber verilecektir. Madde: 13 - Köylerde mevcut mebani ve eşcar-ı mağrusenin hüsnü muhafazasından o köye yerleştirilen muhacirin müteselsilen mesul olduk-ları cihetle tahribat vukuunda kimin tarafından yapıldığına bakılmaya-rak bedeli köylünün heyet-i umumniyesine tazmin ettirilip failleri derhal köyden ihraç ve hukuk-u muhaciretten iskât olunur. Madde: 14 - Muhacir iskânından mütebaki kalan köylere civarda mevcut aşair-i seyyare iskân edilecek ve haklarında aynıyle muhacir muamelesi yapılacaktır. Madde: 15 - Şehir ve kasabatta tahliye edilen hanelere tercihan şe-hirli ve kasabalı muhacirin yerleştirilerek ahval-i sabıka-i iktisadiye ve maliyeleri ile kabiliyet-i imariyeleri nazar-ı itibare alınmak şartıyla ken-dilerine miktar-ı kâfi arazi verilecektir. Madde: 16 - Dükkan, han, fabrika, hamam, depo gibi akaretle mu-hacirin iskanına elverişli bulunmayan mebani'nin ve muhacirine tevziden mütebaki kalan veyahut onsekizinci maddede gösterildiği veçhile muhaci-rinin iştigat ve ihtisasatı haricinde kalan emlâk ve arazinin idare komis-yonları veya onların taht-ı nezaretinde olarak mahallerin rüesayı memu-rin-i mülkiye ve maliyesinden mürekkeben teşekkül edecek heyetler ma-rifetiyle bilmüzayede caizdir. Madde: 17 - Şehir ve kasabata yerleştirilen muhacirinin sicil-li nü-fusa esas olabilecek bir suret-i muntazamada defter esamisiyle kendileri-ne verilen arazinin nev-i ve miktarı ve kıymetini mübeyyin bir defteri tutu-lacaktır. Madde: 18 - Şehir ve kasabat ile civarında mevcut bağ, bahçe, por-takallık ve zeytinlikler ve buna mümasil emlâk dahi imar ve muhafazala-rına iktidar ve ihtisas bulunduğu isbat ve bu babda sened ita ve kefalet irae etmek şartıyla ihtiyaç ve kabiliyet-i imaliyeleri nispetinde muhaciri-ne tevzi olunabilecek ve kimlere ne miktar emlâk ve arazi verildiği defter-i mahsusuna kaydedildikten sonra keyfiyet-i itayı mübeyyin yedlerine birer ilmühaber verilecektir. Bunlardan muhacirine tevzi ve ita edilemeyenler onaltıncı madde mucibince bilmüzayede satılacaktır. Madde: 19 - Dahil-i vilayette mevcut olup hükümet-i mahalliyenin mezuniyet ve muvaffakatı ile veyahut dahiliye nezaretinin emri üzerine vilayat-ı saireden tahrirat-ı mahsusâ, ile gönderilen muhacirin müstesna olmak üzere tahliye edilen köy ve kasabalara muhaciri sıfatı ile yerleş-tirilecek olan veyahut yerleştirilmesini istida eden kesanın sıfat-ı muha-cireti haiz olduklarını ve başka tarafa sevk ve iskan edilmediklerini veya-hut muhacirinden olup oralarda iskânları icra edilmek üzere suret-i mah-susada gönderildiklerini mübeyyin vesaik-i resmiye ibraz etmeleri şarttır. Madde: 20 - İştira'iye talip bulunmayan emlâk ve arazinin imar ve muhafazasını vaz-ı ve taksirlerinden dolayı vuku bulacak tahribat ve ika edilen zararların tanzimini taahhüt etmek ve bu babda kefalet-i kaviye irae etmek şartıyle ve iki seneyi tecavüz etmemek üzere taliplerine icar caizdir. Madde: 21 - Gerek satılan ve gerek icar ve münâsafa suretiyle ve-rilen emlâk ve arazinin nevi ve miktar mahal, bedelibiyi ve icarı ve müs-tecim ve müşterisini mübeyyin alel müfredat cedveller tanzim edilecektir. Madde: 22 - Bedel-i beyi ve icardan mütahassıl meblağ eshabı na-mına emaneten mal sandıklarına tevdi edilerek bilahare vuku bulacak tebliğgat dairesinde eshabına tevdi olunacaktır. Madde: 23 - Tahliye edilen kura ve kasabatta mevcut bilcümle em-lâk-i metrukenin işbu talimatname ahkâmı dairesinde idare ve temeşşiti doğrudan doğruya enval-i metruke idare komisyonlarına aittir. Madde: 24 - İdare komisyonları emval-i metrukenin idaresi husu-sunda doğrudan doğruya dahiliye nezaretine merbut ve ancak oradan ahzı ve telakki edecekleri evamir dairesinde icray-ı vazife ile mükellef olup bu babda ittihaz ve tatbik edecekleri mükerrerat ve icraattan hükümet-i ma-halliyeye dahi ihbar-ı keyfiyet edeceklerdir. Madde: 25 - Talimatnamenin tatbik ahkamı ile emval-i metrukenin temin-i muhafaza ve idaresi zımnında icab eden komisyon ve heyetin teşkili dahiliye nezaretinden mezuniyet istihsali şartıyle maaşlı memurin istihdamı ve dahiliye nezaretinden ahz-ı telakki edecekleri evamir ile iş-bu talimatname ahkâmı dairesinde talimat ve izahnameler tanzimi emval-i metruke idare komisyonlarına aittir. Tanzim edilen talimat ve izahnamelerin birer sureti makam-ı vilayete tevdi edilecektir. Madde: 26 - Tahliye edilen mahallere beray-ı iskân muhacir sevki ile muamelat-ı müteferriasının icrası muhacir komisyonu ve memurlarına ait ise de bu gibi muharrere vaki olacak muamelat-ı iskânıyenin temin-i tesrii ve tanzimi ve muamelat-ı umumiyeyi iskâniyenin tetkik ve teftişi ve bu babda hükümet-i mahalliye ile bil iştişare mukarrerat ittihaz ve tatbiki emval-i metruke idare komisyonlarının cümle-i vezaif ve selâhiya-tındandır. Madde: 27 - Komisyon netice-i müşahedat ve tetkikatıyle mukar-reratı muttehize ve hülasa-i icraatını lâ-akal onbeş günde bir makam-ı nezaret ve vilâyata iş'arla mükelleftir. Madde: 28 - Emval-i metruke idâre komisyonlarının idâre-i emval hususunda ve işbu talimâtname ahkâmı dairesinde vuku bulacak tebligat ve işaratı tahririyeleri memurin-i mahalliye tarafından mecburi-ül ifadır. Madde: 29 - Emvâl-i metruke idâre komisyonları azaları tayin edil-dikleri mıntıkalarda mevcut emvâl ve emlâk ve arazi-i metrukenin idâre ve muhafazası ile umur-u hesabiyesinden müştereken mesuldür. Madde: 30 - Emval-i metruke idâre komisyonları sureti mahsusada tayin edilen bir reis ile biri memurin-i idâreden ve diğeri memurin-i maliyeden olmak üzere iki azadan mürekkeptir. Madde: 31 - Muhaberat reis tarafından veyahut reisin tevkil edeceği aza canibinden reis namına icra edilir. Madde: 32 - Emvâli metruke komisyonu reisi; münasip gördüğü azayı işbu talimatnamede münberiç bir hususun tetkik ve teftişi veyahut icra-sına memur edebilir. Madde: 33 - Emvâl-i metruke komisyonları rüesasına muhacirin tahsisatından verilmek üzere yevmiye birerbuçuk ve azasına da birer lira tahsis olunduğu gibi berây-i vazife dairey-i mamuriyetlerini keşt-ü güzâr-larında tertipi mahsustan ayrıca harcirah dahi alırlar. Madde: 34 - Komisyon tayin ve izam edilmeyen vilayatta işbu talim-name ahkamının tatbiki mahal-li hükümat-ı merkeziyesine aittir. 27 Recep 333 ve /28 Mayıs 331 Arviş No: 1-2 Dolap No: 109 Göz No: 4 Klasör No: 361 Dosya No: 1445 Fihrist No: 1-3 Harp ve Olağanüstü Siyasi Durum Sebebiyle Başka- Yerlere Gönderilmeleri Yapılan Ermenilere Ait Mülk ve Arazinin İdare Şekli Hakkında Yönetmelik Madde 1 - Başka yerlere gönderilen Ermenilere ait olup terkedilmiş olan emlak ve arazi ile diğer konuların bu yönetmelik uyarınca ida ve yürütülmesi bu işle ilgili görevliler ve yetkilerinin dereceleri aşağıda maddelerde yazılı olan ve özel olarak teşkil edilen komisyonlara aittir. Madde 2 - Bir köy ve ilçenin boşaltılmasından sonra gönderilen ahaliye ait ve içinde eşya bulunan tüm binalar idare komisyonu tarafından uygun görülecek memur veyahut özel kurul tarafından derhal mühürlenerek emniyet altına alınacaktır. Madde: 3 - Koruma altına alınan eşyanın cinsi, miktarı değerleri sahiplerinin isimleri uzun uzadıya belirtilerek deftere yazıldıktan sonra lise,okul, ev gibi depoya elverişli olabilecek yerlere gönderilecek, sahipleri ayırt edilebilecek şekilde ayrı ayrı konularak korunmasına özen gösterilecek ve eşyanın özelliği, miktarı ile sahibinin ismi, alındığı yer ve korunduğu yeri bildirir bir tutanak düzenlenerek aslı yerel hükümete ve onay bir sureti terk edilmiş mallar komisyonuna verilecektir. Madde: 4 - Sahipleri belli olmayan taşınabilir eşya, bulunduğu köy adına kaydedilerek saklanacaktır. Madde 5 - Mevcut taşınabilir mallar arasında durmakla bozulabilecek kalan eşya ile hayvanlar komisyonun uygun bulacağı bir kurul tarafından ileride açık olarak satılarak, karşılığı, sahibi biliniyorsa onun adına, sahibi bilinmiyorsa eşyanın bulunduğu köy veya ilçe adına emanet alınması için mal sandıklarına teslim edilecektir. Satılan eşyanın cinsi miktarı, kıymeti ve kime ait olduğu alıcısı ve karşılığı (bedeli) etraflıca özel defterine işlenerek atı; artırma suretiyle satan kurul tarafından onayla nacak ve açıklayıcı bir tutanak düzenlenerek asli yerel hükümete ve onaylı sureti bırakılmış mallar idare komisyonuna verilecektir. Madde 6 - Kiliselerde bulunan eşya ve resimlerle kutsal kitaplar iyice belirtilerek deftere yazılacak ve tutanağa bağlanarak yerlerinde saklanmalarına özen gösterilecektir. Sonraları kilisenin bulunduğu köy ahali sinin yerleştirildikleri yerlere yerel hükümetçe gönderilecektir. Madde 7 --Yer değiştiren ahaliden her birine ait bırakılan mülk ve arazinin cinsi, çeşitleri, adet ve kıymetleri isimleriyle belirtilerek deftere geçirilerek ve her köy ve ilçeye ait bırakılmış mülk ve arazi cetvelleri düzenlenerek idare komisyonuna verilecektir. Madde 8 - Bırakılmış mülk ve araziden alınacak ürün bulunduğu takdirde komisyonu tarafından belirlenecek kişilerden kurulan bir kuruca açık artırma ile satılarak karşılığı paralar sahipleri adına emaneten mal sandığına teslim edilecek ve bir tutanak düzenlenerek aslı yerel hükümete ve onaylı bir sureti idare komisyonuna verilecektir. Madde 9 -- Mevcut ürünlere alıcı çıkmadığı takdirde hemen ödenmek koşulu ve anlaşarak eksiltme yolu ile isteyenlere verilebilir. Bu suretle elde edilen kiralama ve satış parası dahi sahipleri adına mal sandığına teslim edilecektir. Madde 10 - Yerleri değiştirilen ahaliye ait mülk ve taşınmaz malların kullanımına ait hak sahipleri tarafından ayrıldıktan sonra düzenle nen vekâletnameler üzerine hiçbir işlem yapılmayacaktır. Madde 11 - Boşaltılması yapılan köylere göçmen yerleştirilecek, mevcut binalar ve arazinin her ailenin istek ve yapabileceği tarım işleri gözönüne alınarak geçici bölgelerle göçmenlere verilecektir. Madde 12 - Yerleştirilen göçmenlerin nüfus kütüğü esas olabilecek bir surette düzgün ve geniş kapsamlı ve ev itibariyle isimleri geldiği yer, yerleştirildiği tarih, yerleştirildiği yer belirtilerek deftere geçirilecek ken-dilerine verilen evler ve arazinin cinsi, türü, adet ve değeri ile bulunduğu yer ayrıca belirtilerek deftere işlenecek ve yetiştirilme suretiyle kendilerine verilen mülk ve arazi miktarını gösterir birer belge kendilerine verilecektir. Madde 13 - Köylerdeki binalar ve bahçelerde dikili ağaçların iyi bakım ve korunmasından o köye yerleştirilen göçmenler sıra ile sorumlu olduklarından yıkılma ve bozulmalar olursa kimin tarafından yapıldığına bakılmayarak değeri köylünün tümünden ödetilecek, bunları yapanlar köy den çıkarılacak ve göçmenlik hakkından düşürülecektir. Madde 14 - Göçmenlerin yerleştirilmesinden sonra geri kalan köy-lere o çevredeki göçebeler yerleştirilecek, göçmenler gibi işlem yapılacaktı, Madde 15 - İl ve ilçelerde boşaltılan evlere şehirli ve ilçeli göçmenlerin yerleştirilmesine özen gösterilerek geçmişteki iktisadi ve mali durumları ile yapıcı güçleri gözönüne alınmak koşulu ile kendilerine yeteri kadar arazi verilecektir. Madde 16 - Dükkân, han, fabrika ve depo gibi gelir sağlayan binalarla göçmenlerin yerleşmesine uygun olmayan binaların ve göçmenlere dağıtıldıktan sonra geri kalan veyahut 18 nci maddede gösterildiği üzere göç menlerin çalışma ve uzmanlıkları dışında kalan mülk ve arazinin idari komisyonları veya onların gözetimi altında olarak oraları idare ve mali memurlarından oluşan kurullar aracılığı ile satışa çıkarılması uygundur. Madde 17 - İl ve ilçelere yerleştirilen göçmenlerin nüfusa geçirilmesine esas olabilecek düzgün bir şekilde isimlerinin yazılacağı ve kendilerine verilen arazinin çeşitleri miktarı ve değerlerini bildirir bir defter tutu-lacaktır. Madde 18 - Şehir ve ilçelerde, yörede bulunan bağ, bahçe, portakallık ve zeytinlikler ve buna benzer yerlerin bakım ve korunmalarına gücü yeten ve uzmanlığı belirlenenlere bu yolda hemen ödenmesi gösterilmek koşulu ile belge verilmesi gereklilik ve başarıları oranında göçmenlere dağıtılabilecek ve kimlere ne miktar mülk ve arazi verildiği özel deftere geçirildikten sonra, kendilerine durumu bildiren birer belge verilecektir. Göçmenlere dağıtımı yapılamayan arazi, 16 ncı madde gereğince açık artırma yöntemi ile satılacaktır. Madde 19 - İI içinde var olan yerel hükümetin izin ve uygun görmesiyle veyahut içişleri Bakanlığı'nın emri üzerine diğer illerden özel bir yazı ile gönderilen göçmenleri ayrı olmak üzere boşaltılan köy ve ilçelere göçmen olarak gelen ve yerleştirilmesini dilekçe ile isteyen kişilerin göç men olduklarını taşıyan ve başka bir yere gönderilmedikleri ve yerleştirilmediklerini yahut göçmenliğe uğramış olup da, oralarda yerleştirilmeleri yapılmak üzere özel olarak gönderildiklerini bildiren resmi belge göstermeleri gerekir. Madde 20. - Satın alınmasına istekli bulunmayan emlâk ve arazinin bakım ve korunmasına bırakılan yerlerin kusurundan dolayı meydana gelebilecek yıkıp bozmalar ve bozulmadan ötürü ziyanın ödenmesini üstlenmek ve bu şekilde kuvvetli bir gereksinme göstermek koşulu ile ve iki seneyi aşmamak üzere isteyenlere kiraya verilebilir. Madde 21 - Gerek satılan ve gerek eksiltme suretiyle kiraya verilen emlâk ve arazinin, cins ve miktarı, yeri, satılması, kiralanması, kiracı ve satın alanı bildirir ayrıntılı cetveller düzenlenecektir. Madde 22 - Satış ve kiradan elde edilen para, sahibi adına emaneten, mal sandıklarına verilerek sonradan verilecek bilgiler uyarınca sahipleri ne ödenecektir. Madde 23 - Boşaltılan köyler ve ilçelerdeki bütün terkedilen emlâkın bu yönetmelik hükümlerince idare ve yürütülmesi, terkedilmiş mallar idare komisyonlarınca yapılacaktır. Madde 24 - İdare komisyonları terkedilmiş malların idaresinde direkt İçişleri Bakanlığı'na bağlı olacak ve oradan alacakları emirler çerçe-vesinde görev yapmak zorunluğunda olup, bu yönden kabul ve uygulaya-cakları kararlar ve yapacakları işlerden yerel hükümete de haber vere-ceklerdir. Madde 25 - Yönetmeliğin uygulama hükümleri, terkedilmiş malların korunması ve idaresi bakımından gereken komisyon ve kurulan teşkili İçişleri Bakanlığı'ndan alınacak izine bağlıdır. Maaşlı memurların görevlendirilmesi İçişleri Bakanlığı'ndan alınacak emirler ile bu yönetmelik is tekleri çerçevesinde direktif ve açıklamalar düzenlenmesi, terkedilmiş mal-lar komisyonlarına aittir. Oluşturulan direktif ve açıklamaların bir benze-ri il katına verilecektir. Madde 26 - Boşaltılan yerlere yerleştirilmek üzere göçmen gönderilmesi ve ayrıntılı işlemlerin yapılması göçmen komisyon ve memurlarını ilgilendirir ise de, bu gibi yerlerde yerleştirme işlerinin çabuklaştırılması ve düzenlenmesi, genel yerleştirme işlerinin kontrol ve denetimi bu yolda yerel hükümet ile anlaşarak karar alınması ve uygulanması terkedilmiş mallar komisyonlarının görev ve yetkilerindendir. Madde 27 - Komisyon, sonuç olarak görüşlerini, araştırmalarını ayrıntılarıyla birlikte ve yaptığı işleri özet olarak engeç on beş günde bir Bakanlık katına ve il katına bildirmekle yükümlüdür. Madde 28 - Terkedilmiş mallar idare komisyonlarının malları yönetmesi bu yönetmeliğin istekleri çerçevesinde olacak, yazıların ulaştırılması yerel memurlarca yapılacaktır. Madde 29 - Terkedilmiş mallar komisyonları üyeleri atandıkları bölgedeki terkedilmiş mallar ve arazinin idare ve korunması ile hesap işlerinden ortaklaşa sorumludurlar. Madde 30 - Terkedilmiş mallar idare komisyonları, özel olarak atanmış bir başkan ile biri mülki ve diğeri de maliyeden olmak ürere iki üyeden meydana gelmiştir. Madde 31 - Haberleşme ve yazışmalar Başkan tarafından yahut Başkanın Yerine seçtiği üye tarafından Başkan namına yapılır. Madde 32 - Terkedilmiş mallar komisyon başkanı; uygun gördüğü üye yi bu yönetmelikte bulunan bir şeyin araştırma ve denetimine veyahut yapıl-masına memur edebilir. Madde 33 - Terkedilmiş mallar komisyonu başkanına, göçmenlerin ödeneklerinden verilmek üzere günlük bir buçuk üyelerine de birer lira verildiği gibi görev nedeniyle çevresindeki yerlere gittiklerinde ayrıca yolluk dahi alırlar. Madde 34 - Komisyon atanmayan ve gönderilmeyen illerde bu yönetme-lik hükümlerinin uygulanması yerel hükümete aittir. Arşiv No: 1/2 Dolap No: 109 Göz No: 4 Klasör No: 361 Dosya No: 1445 Fihrist No:1-3
Göç ve Verilen Hizmetlerle İlgili Rapor
Belge No: 1845
İskân ve İâşenin Nasıl Yapılacağına Dair Yönetmelik Belge No : 1916
R.C. Craigie'nin Lord CURZON'a Mektubu R.C. CRAIGIE, BRITISH EMBASSY AT WASHINGTON,
Amiral Bristol'a Yapılan Çağrı Belge No :2045 ABD'li Bilim Adamlarının Tavrı ABD.Lİ BİLİM ADAMLARININ TAVRI ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNİN DİKKATİNE Türk, Osmanlı araştırmaları ve Ortadoğu üzerine uzmanlaşmış. aşağıda imzaları bulunan Amerikalı akademisyenler, ABD Temsilciler Meclisi'nin 192 sayılı kararında kullanılan dilin birçok açıdan yanıltıcı ve/veya yanlış olduğu görüşündedirler. "İnsanlıkdışı Davranışları Anma Milli Günü" kavramına tam olarak destek vermemize karşın, sözkonusu metinde dikkat çekilen aşağıdaki kısmı kabul edilemez buluyoruz: ... Türkiye'de 1915 ve1923 yılları arasında gerçekleştirilen soykırımın kurbanları olan 1,5 milyon Ermeni kökenli insan..." Çekincelerimiz "Türkiye" ve "soykırım' sözcüklerinin kullanılması konusunda odaklanmakta olup aşağıdaki şekilde özetlenebilir: 14. yüzyıldan 1922'ye kadar, günümüzde Türkiye olarak, daha doğrusu "Türkiye Cumhuriyeti olarak adlandırılan alan, çok dinli, çok uluslu bir devlet ölen Osmanlı İmparatorluğunun bir parçasıydı. Nasıl Habsburg İmparatorluğunu günümüz Avusturya Cumhuriyeti ile eş saymak yanlışsa, Osmanlı İmparatorluğunu, Türkiye Cumhuriyeti ile bir tutmak da yanlıştır. Günümüz Türkiye Cumhuriyetinin 1923 yılında kurulmasıyla sonuçlanan Türk Devrimiyle 1922'de tarih sahnesinden silinmiş olan Osmanlı İmparatorluğu, şu anda Güneydoğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da bulunan ve sadece bir tanesinin Türkiye Cumhuriyeti olduğu 25'ten fazla devletin topraklarını ve halklarını bünyesinde barındıran bir devletti. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı zamanında gerçekleşen hiçbir olaydan sorumlu tutulamaz. Ancak kararda "Türkiye" adını kullanarak kararı yazanlar 1915 ve 1923 yılları arasındaki "soykırım"ın sorumluluğunu Türkiye'ye yüklemek istemişlerdir. "Soykırım" suçlamasına gelince, bu açıklamayı imzalayanların hiçbiri Ermenilerin çektikleri acıların boyutlarını küçümseme amacını taşımamaktadır. Aynı şekilde sözkonusu bölgedeki Müslüman halkın da acılarının farklı şekilde değerlendirilemeyeceği görüşündeyiz. Şu ana kadar ortaya konan kayıtlar, toplumlararası bir iç savasın, (Müslüman ve Hristiyan gruplar arasındaki) Birinci Dünya Savaşı sırasındaki bulaşıcı hastalıklar, kıtlık ve Anadolu ve çevresindeki alanlardaki katliamlar ve acılar ile daha da karmaşık bir hale geldiğine işaret etmektedir Gerçekten de sözkonusu yıllar boyunca, bölgede, geçen on yılda Lübnan'da yaşanan trajediden çok farklı olmayan bir sürekli savaş durumu yaşanmıştır Hem Müslüman hem de Hristiyan nüfus arasındaki kayıplar büyük rakamlardadır. Ancak saldırgan ve masum olanı ayırdedebilmek, çok sayıda Hristiyan kadar Müslümanın da içinde bulunduğu Doğu Anadolu halkının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayların nedenlerini belirleyebilmek için tarihçilerin ulaşmaları gereken daha birçok belge ve bulgular vardır. Tarihi devlet adamları ve politikacılar yapar, bilimadamları ise yazar. Bu sürecin işlemesi için bilimadamlarına, geçmişteki devlet adamları ve politikacıların yazılı kayıtlarına ulaşabilme şansı verilmelidir Şimdiye kadar, konuyla ilgili olan Sovyetler Birliği, Suriye. Bulgaristan ve Türkiye'nin arşivlerinin büyük kısmı tarihçilere kapalı tutulmuştur. Bu arşivlere ulaşılıncaya kadar Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararı kapsamındaki Osmanlı İmparatorluğunun 1915-1923 yılları arasındaki tarihi tam olarak bilinemez. Biz ABD Kongresinin bu ve bununla ilgili konularda tarih arşivlerinin tam olarak açılmasını teşvik etmesi ve tarihsel olaylar hakkında, tam aydınlığa kavuşturulmadan ithamlarda bulunmaması gerektiğine inanıyoruz. Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararındaki gibi ithamlar kaçınılmaz olarak Türkiye halkı hakkında adaletsiz yargılara varılmasına ve belki de tarihçilerin bu trajik olayları anlamakta kaydetmeye başladıkları gelişmeye zarar verilmesine yol açacaktır. Yukarıdaki yorumların da gösterdiği gibi, Osmanlı-Ermenileri'nin tarihi tarihçiler arasında sıkça tartışılan bir konundur ve tarihçilerin bir çoğu da 192 sayılı karardaki ifadelere katılmamaktadır. Kongre bu kararı kabul ederse, tarihsel sorunun hangi yanının doğru olduğuna yasa yolu ile karar vermeye çalışmış olacaktır Tarihsel olarak şüpheli varsayımlara dayalı böylesine bir karar, sadece dürüst tarihsel araştırmaya zarar verir ve Amerikan yasama sürecinin güvenirliliğini sarsar. 19 Mayıs 1985 192 SAYILI KARAR HAKKINDA ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ ÜYELERİNE MUHATAP BİLDİRİYİ İMZALAYANLARIN LİSTESİ RIFAAT ABOU-EL-HAJ SARAH MOMENT ATIS KARL BARBIR Ilhan BAŞGÖZ DANIEL G. HATES ÜLKÜ BATES GUSTAV BAYERLE ANDREAS G. E. BODROGLIGETTI KATHLEEN BURRIL ALAN FISHER TIMOTHY CHILDS SHAFIGA DAULET RODERIC DAVISON WALTER DENNY DR.ALAN DUBEN ELLEN ERVIN CAESAR FARAH CARTER FINDLEY MICFIAEL FfNEFROCK, WILLIAM HICKMAN FREDERICK LATIMER JOHN HYMES DR. HEATH W.LOWRY HALİL İNALCIK RALPHJAECKEL RONALD JENNINGS CORNELL FLEISCHER PETER GOLDEN TOM GOODRICH AVDREW COULD WILLIAM GRISWOLD TIBOR HALASI-KUV J.C. HUREWITZ AVGDORLEVY BERNARD LEW'IS JUSTIN McCARTHY JON MANDAVILLE MICHAEL MEEKER JAMES KELLY KERİM BEY METİN KUNT WILLIAM OCHSENWALD ROBERT OLSON WILLIAM PEACHY DONALD QUATAERT HOWARD REED DANK WART RUSTOW EZEL KURAL SHAW JOHN MASSON SMITH, JR DR. SVAT SOUCEK DR.PHILIP STODDARD FRANK TACHAU ROBERT STAAB RHOADS MURPHEY JUNE STARR JAMES STEWART-ROBINSON THOMAS NAFF JOHN WOODS PIERRE OBERLING MADELINE ZILFI METİN TAMKOÇ STANFORD SHAW ELAINE SMITH DAVID THOMAS GRACE M. SMITH MARGARET L. VENZKE DONALD WEBSTER WALTER WEIKER WARREN S. WALKER XI nci Tarih Kongresine Katılan ve Katılmayanlar XI NCİ TARİH KONGRESINE KATILAN VE KATILMAYANLAR 5-9 Eylül 1990 tarihleri arasında Ankara'da düzcnlenen XI. Türt Tarih Kongresi'ne davet edilen “Ermcni Meselesi ile ilgili” yabancı bilim adamları Prof.Dr. Heath LOWRY ( Katıldı) Garin ZEDLIAN (Cevap vermedi) Prof.Dr. Bernard LEWIS (Katılamadı) Prof.Dr. )usm McCARTHY (Katıldı) Prof.Dr. Stanford SHAW (Katıldı) Prof. Dr. Anthony BRYER (Cevap vermedi) Dr. Andrew MANG0 (Katıldı) Prof.Dr.Salahi R. SONYEL (Katıldı) Prof. Dr. M.MARMURA (Cevap vermedi) Prof. Dr. Allan CUNNIGHAM (Cevap vermedi) Prof. Dr. Robert ANCIAUX (Katıldı) Prof. Dr. Aryeh SHMUELEVITZ (Katıldı) Prof. Dr. Jak YAKAR (Katıldı) Prof. Dr. Hans G. MAJER (Katılamadı) Prof. Dr. Wolf Dietrich HUTTEROTH (Cevap vermedi) Prof.Dr. Klaus KREISER (Katılamadı) Prof. Dr. Jcan-Paul ROUX (Cevap vermcdi) Prof.Dr. Paul DUMONT (Katıldı) Prof. Dr. Robert MANTRAN (Katılamadı) Prof.Dr. RichardHOVANNISIAN (Cevap vermedi) Dr. Gerard LIBARDIAN (Cevap vermedi) Dr. Levon MARASHLIAN (Katıldı) Prof Vahakn DADRIAN (Cevap vermedi) Christopher WALKER (Katılamadı) Anahid Ter MIMASSIAN (Katılamadı) Tessa HOFFMAN (Cevap vermedi)
Prof. Justin Mc CARTHY'nin Konuşma Metni
Uluslararası İlişkiler Meclis Komitesi Louisville Üniversitesi, Orta Doğu Tarihi Profesörü ve Sanat Bilim Dalı'nın Seçkin Profesörü Justin McCarty' nin İfadesi Türkiye'de bugün, anne ve babaları ve büyükanne ve büyükbabalarının 1 inci Dünya Savaşı'nın korkunç olaylarına ilişkin hikayelerini hatırlayan milyonlarca kadın ve erkek vardır. Bu hikayelerde cinayetler, tecavüzler ve evlerden zorla çıkarıl malar anlatılmaktadır. Türkler bu gibi şeyler üzerinde durmamakla birlikte bu olayları hatırlamaktadırlar. Kendilerine sorulduğunda, ailelerinin geçmişini üzüntü ve kızgınlık içinde anlatmaktadırlar. Bu hikayeler Ermenilerin anlattığı hikayelere oka dar benzemektedir ki, onları sadece kurbanların isimleri ayrı kılmaktadır. Ermeniler gibi, Türkler ve Müslümanlar da insanlık tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birinde büyük acılar çekmişlerdir. Ermeniler gibi, Türkler de düşmanları tarafından öldürülmüşlerdir; onlar açısından düşmanlar çoğu zaman Ermeniler olmuştur. Türkler de Ermeniler gibi zorunlu göçlere maruz kalmışlar ve bu göçler sırasında çok sayıda insan ölmüştür. Türkler de diğer Ermeniler gibi hastalık ve açlıktan ölmüşlerdi. Savaş dönemi sırasında, Türkler ve diğer Müslümanlar yaklaşık 3 milyon kayıp vermişlerdir. Ermeniler gibi onlar da verdikleri bu kayıpları unutmamışlardır. Türkler çocuklarına bu dönemlerin hikayelerini anlatmaktadır. Ermeniler gibi onlar da kendi acılarını dile getirmişlerdir. Türk bilginleri ve Türk hükümeti her iki tarafın yaşayacağı acıları fark etmeye ve üzülmeye başlamıştır, ancak en çok hatırlarında kalan, doğal olarak kendi insanlarının çektikleridir. Burada, Türklerin çektiği acıları hiçe sayan bir Meclis kararına, toplumlararası bir savaşta karşılıklı olarak yapılan zulümlerin bir soykırım olduğunu ilan eden bir karara itiraz etmek için bulunuyorum. Kararda yer alan yanlış iddialar doğal olarak beni rahatsız etti. Kaldı ki, en çok da, ABD Millet Meclisi'nin, müttefiklere kendi hikayelerini anlatma şansı vermeden bu müttefiklerden birine saldıran bir hikaye anlatmasından korkuyorum. Türkler ne bu kararı kabul edeceklerdir ne de etmeleri gerekmektedir. Kendi insanlarının geçmişte yaşadığı acıları hatırlayanların ataları na yönelik haksız saldırıları, bu saldırılar Türklerin haklı olarak dünyadaki en iyi dostları olarak gördükleri kişilerden bile geliyor olsa, kabul etmeleri beklenemez. 398 sayılı Meclis Kararı'nda yer alan tarihi iddialar tartışılabilir olmanın da öte sindedir. Söz konusu karar içerisinde dikkatle seçilmiş suçlamalar, alıntılar ve açıklamaların yer aldığı uzun bir liste bulunmakta olup, karşıt görüşlerden hiç bahsedil memektedir. Bu, hakimin sadece kovuşturmayı dinlediği ve sonra da bir karar yayınladığı bir duruşma ile aynıdır. 398 sayılı Meclis Kararı General Harbord' dan alıntı yapmakta, ancak General Harbord'ın yalan söylediğinden ve Ermenilerin Türkler ve Kürtlerin kitlesel cinayetlerinde yer aldığını gösteren, kendi personeline ait kanıtları gizlemiş olduğundan bahsedilmemektedir. Söz konusu karar savaş dönemindeki bir Amerikalı Büyükelçi olan ve Ermeni Davasını kabul eden Morgenthau' ya özellikle değinmekte, ancak bu davayı kabul etmeyen Amerikalı Büyükelçi Bristol dan hiç bahsetmemektedir. Morgenthau un siyasi motivasyonları, ırkçı görüşleri ve olayları açık bir şekilde keşfedişinden de bahsedilmemektedir. Adolf Hitler' in Ermeni tarihine ilişkin olarak ileri sürülen görüşlerinden alıntılar yapılmıştır. Burada Nazilerin, şeytanca planlarını uygulamaya koymadan önce Ortadoğu tarihinden öğrenmeleri gereken şeylerin olduğu ima edilmiştir. Adolf Hitlefin bu sözleri söylemediği konusu çok fazla tartışılmıştır. Araştırmacılar Alman arşivlerini ve dönemin tanıkları ile gazete muhabirlerinin raporlarını araştırmışlardır. Bazı araştırmacılar bu alıntının bir Associated Press muhabirinin hayal ürünü olduğuna inanmaktadırlar. Diğerleri ise, bunun resmi kayıtlardan alındığını düşünmektedir. Bu tür anlaşmazlıklar ancak inceleme ve akademik tartışmalarla gerçek bir şekilde çözümlenebilir. Kaldı ki, 398 Sayılı Meclis Kararı Hitlewin bunu söylemiş olduğunu kesin bir ifade ile belirtmiştir. 2.000.000 Ermeni'nin sınır dışı edildiği, 1.5 milyonunun öldürüldüğü ve 500.0o0'inin kurtulduğu yönündeki açıklama hem Ermenilerin sayısında, hem de ölü sayısında garip bir artışa işaret etmektedir. Savaştan hemen sonra Ermeni temsilciler yaklaşık 600.000 Anadolulu Ermeni'nin öldüğü tahmininde bulunmuşlardır ki bu rakamı ben de kabul ediyorum. Şu anda ise bu rakamın 7.5 milyon ölüye çıktığı görülmekte olup, bu sayı Anadolu'daki tüm Ermeni nüfusundan biraz farklıdır. Milletler Ligi'nden alının güncel rakamlar ile Ermeni araştırmacıların verdiği rakamlar (Türklerin verdiği değil) kararda belirtildiği gibi 500.000 kişinin değil, hemen hemen 900.000 Ermeni’nin savaştan sağ çıktığını göstermektedir. Bu durumda bu rakamların nereden çıktığı sorusunu akla getirmektedir. Bunlar tarihi araştırmaların bir sonucu değildir. Osmanlı İmparatorluğu Hükümeti, İttihat ve Terakki Komitesi üyelerini mahkum eden Türk Askeri Mahkemeler bildirilmiş, ancak tanımlanmamıştır. Bunlar her türlü ayrıntı verilerek tanımlanmış olsalardı, mahkemelerin özellikleri belli olacaktı. Bunlar, İngilizler ve diğer müttefiklerin dikkatleri altında, seçilmemiş bir hükümet tarafından toplanan hain mahkemelerdir. Bu sahte mahkemelerde suçlananlar kendilerini savunamamışlardır. Karar, mahkemelerin aynı zamanda, bir önceki hükümetin itibarını zedeleyecek ve Müttefikleri memnun edecek her şeyle, hükümeti de her türlü akıl almaz suçtan dolayı suçlu bulunduğu belirtmemektedir. Karar, İngilizlerin, çok çalışmalarına rağmen Osmanlı Hükümetinin Ermenilerin planlı imhasından sorumlu olduğuna dair hiçbir delil bulamadıklarını bizzat kendilerinin kabul ettiğine yer vermemiştir. O dönemde İngilizler İstanbul'u kontrolleri allına almışlardı. Arşivler ve hükümet kayıtları ellerindeydi. Buna rağmen kanıt bulamamışlardır. Bu tarz gerçekler Ermeni-Türk çatışmasının anlaşılması açısından gereklidir; bunlar 398 sayılı Meclis Kararı'nda atlanmıştır. Söz konusu karar, Türkiye'nin milli arşivlerinde bu askeri mahkemelerin kayıtlarının bulunduğunu ifade etmektedir, ki bu doğrudur. 8urada belirtilmeyen husus. bu aynı arşivlerin aynı zamanda Müslümanlara yönelik eylemlerini ilişkin çok sayıda delil içeriyor olmasıdır. Bu deliller 398 sayılı Meclis Kararı'nın bütün temelini sorgulayacaktır. Bu da kararda geçmemektedir. 1915 yılında müttefik hükümetlerin ifadelerine yer verilmiş, ancak bu Müttefiklerin o dönemde Osmanlı İmparatorluğu ile savaş halinde olduğundan bahsedilmemiştir. Müttefik propaganda bürolarının, merkezi güçlerin etkili Rus karşıtı propagandalarıyla mücadele etmek üzere kasıtlı olarak Türklere ilişkin çok yönlü bir imaj çizdikleri bilinen bir gerçektir. O dönemde, Rusların Yahudilere yönelik zulmü Amerikâ da yayınlanmıştır. Müttefikler bununla Amerikan zihniyetinde mücadele edebilecekleri, merkezi güçleri suçlayabilecekleri bir şeye ihtiyaç duymuşlardır. Ermeni zulmünü seçmişler ve propagandalarını çok iyi yapmışlardır. 1 inci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Propaganda Bürosu tarafından uydurulan belgeler bugün hala doğruymuşçasına tekrar basılmaktadır. Ermeni Soykırımı kavramının yaygın bir şekilde kabul gördüğüne dair hiçbir şüphe olamaz. Kararda yer alan siyasi liderlere ait çeşitli ifadeler bunu göstermektedir. Bu kısmen, Avrupa'da ve Birleşik Devletlerde çok az Türk olmasından kaynaklanmaktadır. Burada Türklerin anısını savunacak hiç kimse yoktu ve Amerikalılar ile Batı Avrupalıları konuyu daha derinlemesine incelemeye teşvik edecek hiçbir girişim söz konusu olmamıştır. Dini ve etnik önyargılar da bunda rol oynamıştır. Aslında, konvansiyon el ilkelere yönelik tartışmalar başlatan kişiler lekelenme ve konumlarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Öte yandan, Amerika'nın Osmanlı İmparatorluğunu araştıran hiçbir araştırmacısının olmadığını da belirtmek gerekmektedir. Bu durum ancak bizim dönemimizde düzelmiştir. Araştırmacılar, Osmanlı kaynaklarından Osmanlı tarihini incelemeye başlayınca Ermeni Soykırımını da sorgulamaya başlamışlardır. Türkler kendileri, tarihlerini saptıranlara karşı çıkmamış olmaktan dolayı suçludurlar. 1912 ve 1922 yılları arasında korkunç savaşlardan sonra Türkiye büyük bir harabeye dönmüştür. Nüfusun dörtte biri ölmüştür. Şehirler yıkılmış, çiftlik hayvanları öldürülmüş, ağaçlar ve ekinler geride hiçbir tohum kalmaksızın yakılmıştır. Bununla birlikte, yine de bazıları savaşların devam etmesini istemiştir. Türklere ait olan topraklar düşmanların elinde kalmıştır. Savaşlarda her şeylerini kaybedenlerin akıllarında intikam duygusu yer etmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni bu duyguların yönetmesi halinde daha fazla ölüm olayı yaşanacaktı. Mustafa Kemal Atatürk hükümeti bu nedenle geçmişteki kayıpları görmezlikten gelen ve eski düşmanlarla barış imzalayan bir politika ortaya koymuştur. Türk Hükümeti, Ermenilere ve diğerlerine karşı Türk davasında baskı yapılmasının eski nefretleri canlandıracağını ve savaşa davetiye çıkaracağını hissetmiştir. Bu yüzden Türkler dertleriyle ilgili hiçbir şey söylememişlerdir. Bu, o dönem için alınabilecek en doğru karardı. Hiç kimsenin Türkler adına konuşmaması ise bu noktadaki olumsuz sonucu oluşturmuştur. Türkler, ancak Ermeni teröristlerin Türk diplomatları öldürmeye başlamasından sonra politikalarını değiştirmişlerdir. Arşivlerini açmışlar ve savaş dönemine ait belgeler yayınlamaya başlamışlardır. Bunlar, yıllar boyu sürecek, tekrar edilen bilimsel bir araştırmanın bir parçası olmuştur. Alt Komite ile Millet Meclisi'nin tarihi olaylara ilişkin sözlerime inanmalarını bekliyor muyum? Hayır. Ne de diğerlerinin sözlerine inanmalarını bekliyorum. Bu tür meselelerin gerçekleri sıralayan, kaynakları değerlendiren ve bilimsel tartışmalara katılan, tanışmanın sadece bir yönünü öne çıkarmayan tarihçiler tarafından incelenmesi gerekmektedir. Ülkemizin acil sorunları ile ilgilenmesi açısından sınırlı bir zamana sahip olan Millet Meclisi'nin bütün yazılanları olduktan sonra tarihi olaylar hakkında bir sonuca varması beklenemez. Bununla birlikte, dürüst olmak gerekirse, tarihi kararlar alınmadan önce yapılması gereken şey tam olarak budur. Son olarak Birleşik Devletlerin Dış Servisi'nin neden tarihin bu bir yönünü öğretmek üzere bilgilendirilmiş olmasını sormak gerekmektedir. Neden insanın insana yaptığı bu zulüm örneği özellikle gösterilmeli? Herkesin kabul ettiği bir çok zulü örneği varken, neden araştırmacıların tartıştığı tek bir örnek gösterilmeli? Neden İrlanda'daki patates kıtlığı, Stalin' in Ukraynalıları öldürmesi ve açlığa maruz bırakması, Bosna'daki Sırp ölüm kampları dikkate alınmıyor? İnanılmaz bir şekilde şimdiye kadar katliam konusunda Dış Servisin bilgilendirilmesini gerektiren hiçbir Meclis Kararı'nın kabul edilmemiş olmasını anlıyorum. Peki, suçları herkesçe kabul edilenlerden bahsedilmez ve bu kişiler suçlanmazken kınanmak için seçilen, yapmadıklarına inandıkları bir şeyden dolayı haksız yere eleştirilen Türklerin ne düşünmesi gerekiyor? Şayet Birleşik Devletlerin Dış Servisi, insanın insana zulmü konusunda bilgilendirilecekse, o zaman birçok zulüm örneğinin tamamının ele alınması daha iyi olmayacak mıdır? Eğer bu yapılacak olsaydı. o zaman adalet, sadece Ermenilerin değil, Türklerin de çektiği acıların müfredata dahil olmasını talep edecekti. Kaynak: ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLER/Dr. Hüsamettin YILDIRIM/Forsnet. Not: Belgelerin asılları için (BELGELER) BÖLÜMÜNE BAKINIZ. |