| [Ana Sayfa] | [Amaç] | [Fotoğraflarla Gerçekler] | [Çalışma Odası] | [Strateji] | [İletişim Odası] |
| 19. ve 20. Yüzyıl Ermeni Terörizmi “Devamlılık
Bağı"
Dr.Heath LOWRY Son on yıldaki Ermeni terör eylemlerini derinine inceleyen, kendini gerçeğe adamış bir Osmanlı devri tarihçisinin ilk fark ettigi şey, bugünkü Ermeni teröristler ile 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyıl başlarındaki benzerleri arasında, belirtilen amaç, seçilen hedef, kullanılan yöntem ve yapılan konuşmalar açısından önemli bir benzerliğin bulunduğudur. Ben geçmişi incelemenin bugüne ve hatta geleceğe ışık tuttuğu varsayımından hareket edere k Ermeni silahlı şiddet siyasetinin "devamlılık bağı" üzerinde duracağım. Bunu yaparken, içlerinden birçoğunun değerli psikologlar olduğunu bildiğim seçkin davetli kitlesi önünde olduğumun bilinci ile Ermeni toplumu içinde her kuşakta yeni bir grup teroristin ortaya çıkmasında rol oynayan etkenleri incelemeye çalışacağım. Özellikle her Ermeni terörist kuşağının, çağdaşları tarafından gelecek kuşakların gençliğine "Ermeni kahramanları" olarak tanıtılması için harcanan geleneksel çabalar üzerinde durmak istiyorum. Başka bir deyişle, teröristler öyle yüceltilmektedirler ki genç kuşaklar elinde olmadan onlan birer "örnek kişi" olarak algılamaktadırlar.Cambridge Massachussetts'deki Zoryan Enstitüsü Müdüni Dr. Gerard Libaridian "The Roots of Political Violence in Recent Armenian History" (Yakın Ermeni Tarihinde Politik Tedhişin Kökeni) (Libaridian, 1983) adlı tebliğinde bu konuya eğilmiştir. "Esas Sebepler" başlığı altında şunları yazmaktadır:"Genelde, Ermeni toplumunda görülen politik tedhiş ve daha doğrusu politik suikastlerin Osmanlı ve Rus İmparatorluklarının Birinci Dünya Savaşı öncesindeki baskı rejimlerine karşı oluşan tepkiden kaynakladığına inanılmaktadır. Bu İmparatorluklar Ermenilerin herhangi bir gelişim kaydetmesi için hiçbir barışçı yol bırakmamışlar dı. Türk ve Ruslar gibi büyük gruplar yanında azınlıkta kaldıklarından ve bir parçası oldukları İmparatorluklarda önemli olaylar üzerindeki etkilerinin az olmasından dolayı Ermeniler politik suikast gibi daha kişisel eylemlere giriştiler.Bu görüşü 1977de New York Times'de "Boston Ermeni Milli Komitesi" adına yayınlanan mektuptaki şu satırlarla karşılaştıralım: 'Bazı Ermeniler dünya hükümetlerinin barışçı çabaları dinleyeceği hususundaki inançlarını kaybetmişlerdi."(Times, 30 Mayıs 1977) Gerçek açıktır. Eğer Libaridian'ın dediği gibi 19. yüzyıldaki Ermeni politik saldırıları Ermenilerin Rusya ve Osmanlıları "içerden" etkilemeyi başaramamalarının hayal kırıklığından ve ANC'nin mektubunda denildiği gibi bugünkü saldırılarında Ermenilerin dünyadaki ülkeleri "dışardan etkilemeye muvaffak olamamalarının yarattığı bunalımdan kaynaklanıyorsa, bu günümüz terörizminin geniş boyutlarını anlamamızı kolaylaştırır. Başka açıdan baktığımızda, geçmişteki teröristlerin "içten" yapmayı başaramadıkları ve günümüz teröristlerin in "dıştan" gerçekleştirmeye çalıştıkları hem günümüz hem de geçmiş Ermeni teröristlerinin gayesi olan, Doğu Anadolu'da Bağımsız Ermenistan kurma hayali, bugünkü teröristlerin "daha yüksek" seviyedeki bunalımının sebebidir. Bir yüzyıldan fazla süren tedhişin görünürde amaçladığı "Bağımsız Ermenistan" yüzyıl öncesine göre çok daha hayali bir istektir. Ancak buradan günümüz terörizminin "son çırpınışlarında" olduğu manası çıkmamalıdır.Ondokuz ve yirminci yüzyıl Ermeni teröristleri de Ermeni azınlığının Osmanlı topraklarında dağınık bir yerleşimi olduğu ve "milliyetçiliğin", diğer Osmanlı etnik azınlıklarının başardıkları gibi, Osmanlı Devletinden ayrı, bağımsız bir Ermenistan'ı kurmaya yeterli olmadığı gerçeğini gözardı etmiştir. Bunun gibi, 20. yüzyıldaki to runları da kuvvetli bir devlet olan Türkiye'nin bir avuç teröristin isteklerine asla boyun eğmeyeceğinin bilincinde değildir. Başka bir deyişle, önceki ve günümüzdeki, Ermeni teröristlerinde eksik olan en önemli haslet mantıktır:Teroristlerin karakterlerin deki bu özelliği kavrarsak, 19. yüzyılda gayelerine erişmelerine hiçbir fayda sağlamayan yöntemleri uygulamaya neden bugün de devam ettiklerini anlayabiliriz. 1850 ile I. Dünya Savaşıarasındaki dönemde birçok Osmanlı ve Rus yetkilisi politik suikastler sonunda hayatlarını kaybetti. Ancak bu, hiç bir şekilde, ne Rusların ne de Osmanlıların Ermeni ayrılıkçı hareketine karşı takip ettikleri politikalar üzerinde herhangi bir etki yapmadı. Benzer olarak, günümüzdeki Türk diplomatlannın alçakça katledilmeleri d e Türk Hükümetinin karar verme sürecini hiçbir şekilde etkileyemeyecektir.Kamu binalarmı işgal ederek bomba yerleştirmek ve belli talepleri karşılanmadığı takdirde onları havaya uçurmakla tehdit etmek yöntemi de 1981 Paris veya 1983 Lizbon olayları ile başlamamıştır. Bu taktik ilk olarak 1896 yılında Ermeni teröristlerce Beyoğlu'ndaki Osmanlı Bankası'nın basılmasıyla uygulanmıştır. Teröristler, 86 yıl sonraki benzerlerinin Paris'teki Türk Büyükelçiliğini bastıktan sonra yaptıkları gibi, binayı havaya uçurm a tehditi altında, çeşitli taleplerde bulunmuşlardır. Ancak, hem 1896 hem de 1981'deki teröristler hiç bir taleplerini elde edemeden teslim olmak zorunda kalmışlardır. Bu iki eylem arasındaki en büyük fark yakalandıktan sonra teröristlere uygulanan muameledir. 1896 işgalcileri İstanbul'dan İngiliz Büyükelçiliğinin yatı ile gösterişli bir şekilde uğurlanırken, Paris Büyükelçiliğini basanlar Fransızlarca mahkemeye çıkarılmış ve gayet hafıf hapis cezalarına çarptınlmıştır. Her iki durumda da elde edilen yegâne gözle görülebilir sonuç, dünya kamuoyunun kısa bir müddet için olsa bile dikkatinin çekilmesidir.Bağımsız Ermenistan kurma emeli için yüzyıldan fazla süren mantıksız hunharlığı düşününce, bu işten ne sağlandığını sormak gerekir. Bu soruya cevap vermek için Ermeni terörizmi konusunu, Ermenilere karşı girişilen eylemleri de kapsayacak şekilde genişletmek zorundayız. 1904 ile 1906 yıllarını inceleyen en son çatışmalardan birinde, bu dönemde, Ermenilerce gerçekleştirilmiş politik suikastler hakkında şu istati stik sunulmaktadır:Bu üç senelik dönem içinde 56 tanesi Ermeni muhbirlere 32 tanesi politik sebeplerden dolayı Rus ue Türk yetkililerine; 7 veya 8 tanesi şantajcılara; 5 tanesi tefecilere ve 2-3 tanesi de bilinmeyen sebeplerden dolayı rastgele kişilere yöneltilmiş 105 politik suikast düzenlenmiştir. Bu sayılar Tiflis ve Baku gibi Doğu Ermenistan bölgeleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Van ve çevresini kapsamaktadır." (Liberidian, 1983) Başka bir deyişle, bu üç sene içinde her bir yabancıya karşılık iki Ermeni suikaste uğramıştır. Şimdiye kadar önemsenmemiş bu gerçek üzerinde durulmaya değer. Çünkü, bu olgu 1904-1906 dönemi ile sınırlı olmayıp bugün de devam etmektedir. Amacı da, hem o zaman hem de bugün, sindirme politikasıdır. Teröristler, bilinçli olarak, büyük çoğunluğu teşkil eden banşçı Ermenileri korkutmak suretiyle eylemlerine karşı duyulan tepkiyi sindirmeye çalışmaktadırlar.24 Eylül 1933'te Amerika Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Leon Tourian, New York'daki Ermeni katedraline bir ayin idare etmek için geldiğinde, Ermeni teröristler tarafından suikaste uğradı. Tourian kürsüye çıkmak üzereyken yüzlerce kişinin gözü önünde yolunu kesen Ermeni teröristler tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Cemaatten hiç kimse teröristlerden birini bile tanımaya cesaret ede medi. Bir Taşnak hücresine bağlı olan 9 kişinin duruşması sırasında iddia makamında bulunan New York bölge savcısı, Kilisede bulunanlardan kimsenin suikastçılann aleyhine şahitlik yapmaya yanaşmaması hususunu şöyle açıklar:"Polisler, bu esrarengiz cinayett e moral bozucu bir sessizlik duvarı ile karşılaştılar. Ermeniler ya katillerle kozlarını kendi aralarında paylaşmak istiyorlar veya bildiklerini söylemenin kendi güvenlikleri açısından epey tehlikeli olduğuna inanıyorlardı (Spectator, 7 Aralık 1933)Yukarıda bahsedilen âyine katılanlar 1904-1906 yılları arasında Ermeni teröristlerce öldürülen 105 kişiden 56'sının "muhbirler” olduğunu gösteren istatistiği belki görmemişlerdi, ama aktarılmak istenen mesajı gayet güzel bir şekilde kavramışlardı. Kendilerinden biri aleyhine konuşan herkes ölecekti. Bu mesaj bugün de değişmemiştir. Altı ay önce ASALA, İstanbul'daki Kapalı Çarşı'ya girişilecek saldırıyı CIA'ya "bildiren" biri Amerikalı iki Ermeniyi Lübnan'da idam etti (Spectator, 7 Ocak 1984, s. 16).Bu "korku per desi" yüzünden bütün ülkelerde güvenlik kuvvetlerinin Ermeni teroristlerin saflarına sızmaları son derece güç olmaktadır. Çünkü tüm Ermeniler, teröristlerce jurnalcı" olarak etiketlendiklerinde, başlarına geleceklerin bilincindedirler.Bu durumdaki garipli k ise, bu yüzyıl içinde Ermeni teröristlerin düşmanlarından ( ister Rusya, ister Osmanlı İmparatorluğu, isterse yeni Türkiye Devleti olsun) istediklerini elde edememelerine rağmen, uğruna çalıştıklarını söyledikleri kendi Ermeni toplumu arasında istedikleri terör atmosferini yaratmayı başarmalarıdır. İşte Ermeni terörizminin yegâne başarısı budur.Bu "korku perdesi", dünyadaki Ermeni cemaatlerinin (Türk Ermenileri dışında) Ermeni teröristlerinin faaliyetlerine karşı tamamen sessiz kalmasını açıklamasına rağmen, Batı Avrupa ve ABD'deki birçok seçkin Ermeni'nin, sık sık, bir terorist saldırıdan sonraki kamuoyu tepkisinin akabinde teröristleri destekler nitelikte beyanatlar vermesini açıklayamamaktadır. Buna örnek olarak ABD'de çıkan etnik bir gazete olan Arme nian Weekly’nin editörü Kevork Donabedian'ın Christian Science Monitor'da yayınlanan makalesini verebiliriz:Bir Ermeni olarak ben asla terörizmi tasvip etmem, ancak bunun arkasında bir mantık olmalıdır. Belki de terörizm işe yarayacaktır. Yahudilerin işine yaramıştır. Onların İsrail'i var. " (Monitor, 18 Kasım 1980) Bu davranış, her suikastten sonra Ermeni akademisyenleri, sözcüleri ve dini liderlerinin tekrarladığı "Tabii ki terörizmi tasvip etmiyoruz, ancak Ermenilere 'Türkler tarafından yapılan tarihi haksızlığın bu gençler üzerinde yarattığı derin bunalımı da anlamalıyız" anlayışının tipik bir örneğidir. Bu tavır Tabii ki terörü desteklemeyiz" diye başlayıp arkasından, Türklerin 1914-15'de Ermenilere "katliam ve soykırım" uyguladıklarını iddia eden davr anıştan çok az farkı vardır. Bu ifade, konuşmacının Amerikan veya Fransız Ermenisi olması ile çok az değişir. Amaç hep aynıdır teröristlerin hareketlerini atalarının bir haksızlığa uğradığı temeline dayandırarak haklı gösterme çabası. Aslında teröristlerin hareketlerini bilfıil onaylamış olmaktadır. Asıl söylenen şudur: "Ben elime silah almak istemem ama alanlar "Ermeni davasına' büyük hizmette bulunmaktadırlar."Belki bu suçlama biraz ağır görülebilir. Ancak şimdi bu birkaç teröriste Ermeni Cemaatı tarafından, nasıl davranıldığı veya davranılmakta olduğunu gösteren epey ayrıntılı bir durum çalışmasına değinmek istiyorum. Bu tartışmada genelde benim "I. Dünya Savaşı sonrası dönem" ve 1973'de başlayan "Bugünkü dönem" diye adlandıracağım iki terörizm dönemi üzerinde durulacaktır. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Ermeni Devrimci Federasyonu veya Taşnaklar, Jön Türk Hükümetinin eski üyelerini bulup edip öldürmek için "Nemesis" adlı bir örgüt kurdular. Bu örgütün ilk kurbanı 15 Mart 1921'de Berlin'de bir caddede yürürken vurularak öldürülen eski İçişleri Bakanı Talât Paşa idi. Olayın faili Soghomon Tehlirian adlı bir Ermeni idi. Bundan dokuz ay sonra eski Osmanlı Dışişleri Bakanı Sait Halim Paşa Roma'da Arshavir Shirakian adlı bir Ermeni tarafindan katledildi. Dört ay sonra da Shirakian Aram Yergaruan adlı bir suç ortağı ile beraber yeni bir suikast daha düzenlendi. Bu seferki kurbanları 17 Nisan 1922'de Berlin'de vurulan eski Jön Türk yetkililerinden Bahattin Şakir Bey ve Cemal Azmi Bey idi. Bundan birkaç ay sonra Cemal Paşa iki Ermeni tarafından Titlis'te öldürüldü. (Walker, 1980, s. 344) Ve suikastler devam etti.Burada bizim için önemli olan bu cinayetlerin kendisi değil, dün ve bugün Ermeni toplumunun bu olaylara gösterdiği tepkidir. Talât Paşa'nın katili Tehlirian cinayet suçundan Berlin'de tutuklandı. Tehlirian'ın tutuklanmasından sonra birkaç gün içinde Berlin'de "Tehlirian Savunma Fonu" oluşturuldu. Bu fon dünyadaki ve özellikle Amerika'daki Ermenilerin büyük desteği ile hızla büyüdü. Bu para ile sağlanan sav unma sonucu Tehlirian iki günlük göstermelik bir duruşmada beraat etti. 1960 yılında San Fransisko'da ölümüne kadar geçen kırk yıllık süre zarfında Tehlirian "Ermeni Milli Kahramanı" payesini taşıdı. Öyle ki,1968'de James Nazer "The First Genocide of Twentieth Century" (Yirminci Yüzyılın İlk Soykırımı) adlı kitabında Tehlirian'ın fotoğrafının altına bu ünvanı koymuştur. (Nazer,1968). Yazar Tehlirian'dan başka, iki Nemesis üyesi Shirakian ve Yerganian'a da "Ermeni Milli Kahramanı" payesini vermişti.Şimdi de Ermeni terörizminin "Bugünkü Dönemine gelerek, Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan'ı vuran Hampig Sasunyan ve Lizbon'daki Türk Elçiliğini basan 5 Ermeni teröriste yapılan muamele ile, ataları olan Nemesis üyelerine yapılan muameleyi karşılaş tıralım.8 Ocak 1982'de Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan'ı öldüren Hampig Sasunyan, doğum yeri olan Lübnan'dan Los Angeles'e yeni göç etmiş olan 20 yaşındaki bir Ermeni göçmeni idi. Sasunyan yargılanarak Şubat 1984'te mahkum oldu. Sasunyan'ın yakalanmasından hemen sonra tüm dünyada, özelikle Kuzey Amerika'da "Sasunyan Savunma Fonları" kuruldu. Ermeni basınında çıkan bir makale bu konudaki çalışmaları şöyle özetledi: Son yirmiiki ay içinde onbinlerce Ermeni ilgi ve kaygılarını gösterdi. Los Angeles ve ülkenin diğer şehirlerindeki Ermenilerle, Kanada, Fransa, Lübnan, İngiltere, Yıınanistan, Suriye, İsrail, Suudi Arabistan, İran, Güney Afrika, Arjantin, Avustralya, İtalya, İsviçre, İspanya ve Mısır’daki Ermeniler, Sasunyan'ı desteklemek amacıyl a gösteriler düzenledi. Bu sel gibi gelen bağışlar; kişisel ve toplu destek mesajları halkın zamanla kendi kaderlerini belirleyebilecek olan bu politik sürece desteğinin en güzel ölçüsüdür " (Asbaraz, 15 Ekim 1983)"Sasunyan Savunma Komiteleri"nin çalışmaları da onun için harcanan çabaların boyutlarını gayet iyi açıklamaktadır. Aşağıdaki örnek, yapılan çeşitli faaliyetlerden tipik bir tanesidir. 21 Kasım 1983'te Kaliforniya Montebello'daki KUTSAL HAÇ ERMENİ APOSTOLİK KİLİSESİNDE "Sasunyan Savunma Komitesince" bir "Hampig Gecesi" düzenlendi. Günün anlamını belirtmek için yapılan dini tören BATI ERMENİ APOSTOLİK KİLİSESİ BAŞPİSKOPOSU YEPREM TABAKİAN tarafından yönetildi. Bunun yanında çeşitli tanınmış Ermeni sanatçılar terörist katil Hampig Sasunyan'a olan man evi desteği göstermek için kilisede bulunan birkaç yüz Ermeni'ye konser verdiler." (Observer, 12 Ekim 1983, s. 3)Bu toplantının en kaygı verici tarafı dini bir kuruluşta düzenlenip, ABD'nin ileri gelen bir dini lideri tarafından yönetilmesi idi. Bu ve buna benzer olayların etkilerini incelemeden ewel 1983 Temmuz'unda Lizbon'daki Türk Elçiliğini basıp daha sonra havaya uçuran beş Ermeni teröristine yapılan muameleyi incelememiz gerekmektedir. Bu hareket birçok masum kurbanla birlikte kendi hayatlarına da ma l olduğundan, bu kişilere dünyadaki tüm Ermeni cemaatlerince "şehitlik" pâyesi verildi. Yaptıkları "fedakarlığın anısına" Ermeni Kilisesi ve cemaatlerince düzenlenen "anma toplantıları"nın bir kısmını gösteren liste bu hususu daha da açıklığa kavuşturacaktır.a.16 Ekim 1983'de Massachusetts Watertown A.C.E.C. (Ermeni Toplumu Eğitim Merkezi) tarafından "Beş Lizbon şehidini anmak amacıyla politik bir toplantı" düzenlenmiştir. (Weekly, 15 Ekim 1983) b.21 Ocak 1984'te Illinois, Glenview Ermeni Azizler Apostolik Kilisesinde "Lizbon beşlisi" için bir ayin düzenlendi. (Weekly 14 Ocak 1984)c.22 Ocak 1984'de Rhode Island'daki Saint Vartanantz Kilisesinde "Lizbon beşlisi" için ayin düzenlendi. (Weekly, 14 Ocak 1984) d.28 Ocak 1984'te Dearborn Michigan'daki Ermeni Cema at Merkezinde "Lizbon beşlisi" için bir anma toplantısı düzenlendi. (Weekly, 14 Ocak 1984)e.29 Ocak 1984'te New Jersey Ridgefıeld'deki Saint Vartanantz Kilisesinde "Lizbon beşlisi" için bir anma töreni düzenlendi. f.12 Ocak 1984'te Washington D.C'nin maha llesi olan Chevy Chase'deki Surp Haç Kilisesinde "Lizbon beşlisi" için bir ayin düzenlendi.Armenian Weekly’nin 11 Şubat 1984 sayısındaki bir yazıda Saint Vartanantz Kilisesinde 400'ü aşkın davetli önünde yapılan "anma toplantısı" ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Tören şu bölümleri içermektedir: a."Beş Kahramanın" ruhları için Saints Vartanant Kilisesinde bir "anma ayini" düzenlenmiştir. b.Bayrağın taşınması ve mum yakılması merasimi mahalli "Ermeni İzci grubu" tarafından yapılmıştır. Her kahramanın resmi bu çocuklar tarafından taşınıp, önlerine mum yakılmış ve üç renkli Ermeni bayrağı konulmuştur. c.Daha sonra "Diplomatik çabaların geçersizliğini kavrayan Ermeni gençliği 1975'ten beri şiddet kullanmaya başlamıştır. Bu gençlerin şehit olması bizi üzmemeli. Gözyaşlarının zamanı geçti. Şimdi sürekli savaş zamanıdır" diyerek açış konuşmasını yapan Unger Harout Misserlian'ın idare ettiği konuşmalar bölümüne geçilmiştir. d.Konuşmalardan sonra Ermeni İhtilâlci şiirleri okunmuş, milli şarkılar söylenmiştir. e.Kuzey Amerika Ermeni Yardım Derneği temsilcisi Unger Arpie Balian da yaptığı konuşmada şöyle,demiştir "Burada, geçen Temmuz ayında bilerek şehitliğe koşup eski kahramanlarımızın safına katılan beş kahraman gencimizi anmak için toplandık."f.Balian'ın kilit konuşmasından sonra yüzyılın başından bugüne kadar ki Eızneni Özgürlük Hareketini özetleyen bir slayt gösterisi yapılmıştır. g.Gece şu sahneyle sona ermiştir "Siyah kukuletalı ve bir örnek giyinmiş beş genç sahneye çıkarak; kahramanların portrelerini selamladıktan sonra, üzerinde Ermenice `Benim adım mücadele, amacım zafer' yazılı bir kızıl sancak açmışlardır" (Weekly, 11 Şiıbat 1984: s. 6-7 ve 9). Açıkça bugünkü Ermeni teröristler de, günümüzün Ermeni kuşağı tarafından 1920'lerdeki teröristlerin (Tehlirian, Shiragian ve diğerleri) gördüğü muameleyi görmekte ve çağdaşları tarafından birer kahraman sayılmaktadırlar. Sözlerime son verirken, geçmiş ile bugünü karşılaştırıp son yüzyıl boyunca Ermeni teröristlerin eylemlerini açıklayan "devamlılık bağlarını" ortaya çıkarmaya çalışan bir tarihçi olarak, tüm belirtilerin Ermeni hareketlerinin gelecek yüzyılda da devam edeceğini gösterdiğine inandığımı vurgulamak istiyoıum. Yaptığım gözlemleri şöyle özetlemek mümkündür : Kilisenin Desteği: Herhangi bir azınlık topluluğunda, düzenli bir dinin temsilcileri etrafında grup oluşturan en önemli mihverdir. Bu gerçek Ermneniler için de geçerlidir. Ermeni dil, edebiyat ve geleneklerinin tarih boyunca devam etmesinde kilise liderleri büyük rol oynamışlardır. Ermeni kilise liderleri öldürülen veya tutuklanan teröristler için törenler düzenleyip, kiliselerini bu işe tahsis etmek suretiyle Ermeni teröristlerinin eylemleıini bilfıil tanımakta ve onaylamaktadırlar.Basının Desteği: Amerika'da Ermenice ve İngilizce yayın yapan etnik Ermeni basını Ermeni teröristlerin eylemlerine büyük yer vermektedir. Size sunduğum örneklerden de anlaşıldığına göre en azından terörist hareketler üstü örtülü olarak onaylanmaktadır. Ermeni basını ile Ermeni Kilisesi, Ermeni cemaatı içindeki kamuoyunu yöneten en kuvetli iki kurumdur ve şimdiye kadar sunduğumuz belgelerden de anlaşıldığına göre, onların terörizme karşı "takındıkları tavır" en azından düşündüıücüdür. Ne yazık ki, terörizm "Ilımlı bir tavır" alınacak bir konu degildir. Yani "Benim terörizm şeklim haklıdır, ancak ben terörizmi tasvip etmem" diyemezsiniz. Bu açık bir "ya hep ya hiç" durumudur.ERMENİ TERÖRİSTLERCE girişilen mantık dışı cinayetleri LANETLEMEMEKLE hem Ermeni Kilisesi hem de Ermeni basını bu faaliyetleri "onaylar" duruma düşmektedir. Ermenilerin birçoğunun bu konudaki fıkirlerini korkudan söyleyemediklerini bildiğimiz halde, şu anda, Ermeni göçmen topluluğunun hemen tümü Ermeni teroristlerin eylemlerini şu veya bu şekilde zımnen desteklemektedir. Bu tavrın, kolayca etkilenmeye müsait çocukların bilinci üzerinde yaptığı etki nedir? Bir Ermeni "izci Grubu"nun kiliseye giderek "Lizbon Şehitleri" için yapılan anma törenine katılması neyi ifade ediyor? Büyüklerinin teröristlerden "eski kahramanların saflarına katılan şehitler" olarak bahsetme lerinden nasıl etkileniyorlar?Tüm bu sorulara verilecek cevap gayet açıktır. Bu teröristler bugünkü Ermeni gençliğine eylemleri örnek alınacak birer "model" veya "kahraman" olarak gösterilmektedir. Bunun anlamı, yakalanan veya öldürülen her Ermeni teröristin yerini almak için başka bir etkilenmiş gencin hazır beklediği ve Ermeni terörizminin "kuşaktan kuşağa" devam edeceğidir. Tarihten bugün için çıkarılacak dersler vardır. 1920'lerdeki Ermeni cemaatinin o zamanki Ermeni terörizmini lanetlememesi nasıl bugünkü terörizm dönemine sebep olduysa, bugünkü Ermeni toplumunun da mevcut terörizmi lanetleyememesinin gelecek kuşaklarda yeni bir terörizm dönemine yol açacağı gayet açıktır. Kaynaklar Asbarez: Ermeni Devrimci Federasyonunun Batı Amerika Merkezi Komitesinin yayını. Haftalık İngilizce baskısı olan Ermenice gazete.Libaridian: Illinois - Chicago'da 3-6 Kasım 1983 tarihinde toplanan Ortadoğu Araştırmalar Birliği'nin 18. Yıllık toplantısında Gerard Libaridian tarafından sunulan "The Roots of Political Violence in Recent Armenian History" adlı tebliğ.Monitor Christian Science Monitor. Nazer James Nazer The First Genocide of the 20th Cen tury. New York, 1968 Observeı: The Armenian Observer. Hollywood, California'da yayımlanan haftalık bir Ermeni gazetesi. Editör Osheaen Keshishian.Spectator The Armenian Mirror-Spectator. Baikar Assoc. Inc. Watertown Massachusettes tarat'ından çıkarılan haftalık Ermeni gazetesi. Editör Barbara Marguerian.Walker Christopher J. Walker: Armenia, The Survival of a Nation. New York, 1980. Weekly : The Armenian Weekly. Harenik Assoc. Boston, Massachusetts tarafından yayınlanan Ermeni gazetesi. Editör Kevork Donabedian. Kaynak:İnaf Ermeni Dosyası 4 Ekim 2000 mb-bilgi@dumlupinar.edu.tr |