[Ana Sayfa] [Amaç] [Fotoğraflarla Gerçekler] [Çalışma Odası] [Strateji] [İletişim Odası]

Belgenin Tamamı

SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE TÜRK - ERMENİ İLİŞKİLERİ

Dr. Hüsamettin YILDIRIM 

VII. yüzyıl sonlarından itibaren Anadolu, Emevilerin, onlardan sonra ise X. yüzyılın sonlarına kadar Abbasilerin elinde kalmıştır. X. yüzyılın sonlarında Anadolu'nun tamamına Bizans yeniden hakim olmuştur

Bizans İmparatoru Vasil II, hayatının son yıllarında Kafkaslar'da faaliyet göstermiştir. Ermeni Bağratuni hanedanından Gagik I (990-1020)'in ölümünden sonra bu bölgede karışıklıklar çıkmıştır. Bu durum Bizans İmparatoru'na başarılı bir müdahale fırsatı vermiştir. Gürcistan'ın bir kısmı gibi Van bölgesi de Bizans İmparatorluğu'na dahil olunmuş, Ermeni Ani hanedanlığı ise hayatı boyunca Gagik'in oğlu ve halefi olan İonnas Smbat'a kalmış, onun ölümünden sonra ise aynı şekilde Bizans İmparatorluğu'na ilhak edilmiştir.

Ani'nin "Türkler" tarafından ele geçirilerek tahrip edilmesi kısmen Ermeni teröristlere dayanılarak ortaya çıkarılan söylentiler ve kısmen de ruhani nedenlerdir. Doğrusu şudur: Ani Ermeni Prensliği Selçuklular'ın gelmesinden on yıllar önce Bizanslılar tarafından işgal edilmiş ve daha sonra da meydana gelen depremlerle yıkılmıştır.

Bizans İmparatorluğu, Ermenilerin yaşadıkları yerleri kendine ilhak etmekle kalmamış, aynı zamanda Urfalı Mateos'un da belirttiği gibi "Ermeni milletinin kumandanlarını kendi ev ve eyaletlerinden çıkarıp götürmüşler"dir. Gerçekten de ortam, Selçukluların Anadolu'ya girmeleri için çok elverişlidir. Bölgedeki Hristiyan savunmaları çok zayıflamış, Bizans ordusu da iç siyasal tartışmalarla ve askeri isyanlarla güçsüzleşmiştir.

1047-1048 yılında Selçuklu Veliahdı Hasan, Van Gölü bölgesine akınlara başlamıştır. Azerbaycan Genel Valiliği'ne atanan İbrahim Yınal, Tuğrul Bey'den aldığı buyruk üzerine, Kutalmış ile birlikte harekete geçerek Eylül 1048'de Pasin Ovası'nda Liparit, Aaron ve Katakalon kumandasındaki Bizans Ordusu'nu bozguna uğratmıştır.

Ölen Bizans İmparatoru Konstantin Dukas'ın (Mayıs 1067) yerine geçen karısı ile evlenerek iktidarı ele geçiren Romanos VI. Diogenes, Selçuklular'a karşı savaşı derhal ele almış, fakat ordusunun aşırı güçsüzleşmesi nedeniyle büyük bir güçlükle de olsa çoğunluğu yabancı asıllı ücretlilerden (Peçenek, Oğuz, Norman, Frank, Ermeni, Slav, Bulgar, Alman, Hazar, Gürcü) oluşan bir ordu toplamıştır.

Anadolu'da bir çok devlet hüküm sürmüştür: Çift kartal işaretli Hititler, İranlılar, Büyük İskender, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Memluklar ve en son olarak Selçuklular ve Osmanlılar. Bunlar Doğu Anadolu'da Ermenilerin yaşadığı tarihi bölge üzerinde idareye hakim olmuşlardır. Bu bölgenin ismi kendilerini "Haik" olarak adlandırılmış ve muhtemelen Balkanlar'dan gelmiş olan Ermenilerin iddiaları ile uzaktan yakından hiçbir şekilde alakalı değildir. Haikler sözkonusu bölgede asla çoğunluk olmamıştır.

Bizans İmparatoru'nun seferber ettiği bu ordu, İslam ve Hristiyan kaynaklarına göre 200.000 kişi ile 600.000 kişi arasında bir yekûn tutuyordu. Bizans İmparatoru Malazgirt'e doğru yola çıkmadan önce Ermeniler'in Türkler'den daha fazla kötülük yaptığı yolundaki haberler kulağına gelince, bu habere inanmış ve yapacağı harpten dönünce Ermeni mezhebini ortadan kaldıracağına yemin etmiştir. Bizans ordusunun karargâhında bulunan bazı komutanlar, Sultan Alparslan'a mektup göndermişlerdir. Bu mektuplarında "Kaçma, çünkü ordunun büyük kısmı seninle beraberdir" diyorlardı.

Malazgirt yakınında, Van Gölü'ne yakın bir yerde sayıca üstün fakat karışık asıllı ve disiplinsiz ücretli ordusu ile Bizans İmparatoru 26 Ağustos 1071 tarihinde Sultan Alparslan'ın ordusuna taarruz et
miş, fakat Alparslan'ın ordusu tarafından imha olunurcasına bozguna uğratılmıştır. Bizzat Bizans İmparatoru esir düşmüş, Alparslan, İmparator Diogenes ile barış imzalamış ve tahta dönmesi için büyük bir törenle İstanbul'a uğurlamıştır.

Uzun yıllar Bizans
hakimiyeti altında yaşayan Ermenilere Bizanslılar nasıl davranıyorlardı? Bu konuyu o dönemleri yaşayanlardan dinlemiş ve yazmış olan Urfalı Mateos şu şekilde aktarmıştır:

"... Onlar (Romalılar) Katolikosu (Haçik'i), mezhebi için türlü işkencelere maruz bırakmışlardır. Duyduğumuza göre onlar, onu ateşle tazip etmişler, fakat o, alevlerin içinden sağ ve sağlim çıkıyordu .."

"İki yıl sonra (993-994) büyük Roma dükü, büyük bir ordu ile beraber Ermenilere karşı yürüdü, Hristiyanların üzerine atılıp onları kılıçtan geçirdi ve esaret altına aldı. O, zehirli bir yılan gibi her yere ölüm götürdü ve böylelikle, dinsiz milletlerin yerini tutmuş oldu"

Bizanslılarla birlikte Türklere karşı savaşan Ermenilere Türkler, nasıl davranmışlardır? Bizanslıların yaptıkları gibi onları hakir mi görmüşler, zulüm mü yapmışlar, yoksa kilise ve manastırlarını mı yakmışlar? Ermeniler başta olmak üzere, Selçuklu tebasında yaşayan bütün gayrimüslim azınlığa gösterilen hoşgörüyü Urfalı Mateos şu şekilde kaydetmiştir:

"539 (27 Şubat 1090-26 Şubat 1091) tarihinde Ermeni katolikosu Barseg, cihangir sultan Melikşah'ın yanına gitti. Katolikos bazı yerlerde Hristiyanların tazyik edildiğini, Allah'ın kiliseleri ile ruhanilerden vergi istenildiğini ve manastırlarda piskoposların vergi için tazyik edildiğini görüp, İranlıların ve bütün Hristiyanların âlicenap ve tatlı sultanının huzuruna gidip, bütün bunları ona arzetmeye karar verdi. Sultan, senyor Barseg'i huzura kabul edip, ona büyük iltifat gösterdi ve onun arzularını yerine getirdi. Sultan, bütün kilise ve manastırları ve ruhanileri vergiden muaf tuttu ve Ermeni katolikosuna fermanlar verip onu iltifatla uğurladı."

Van Gölü'ndeki Ahlat Selçuk Mezarlığı, bu bölgeyi fetheden Selçuklular ile "Haik" arasındaki barışçıl işbirliğinin bir sembolüdür. Bizans hakimiyeti "Haikler için sürekli dini baskı anlamına gelmiştir ve bunlar ancak Selçukluların hakim olmasından sonra bu baskı ve eziyetten kurtulmuşlardır.

Yukarıdaki ifadelerden de açıkça anlaşıldığı gibi Selçuklu Türkleri, Ermenilere ve diğer gayrimüslim tebaya Bizanslıların göstermediği hoşgörüyü göstermiş ve onların dinlerini ve sosyal yaşantılarını korumalarını sağlamıştır. Bu anlayış, Anadolu Selçukluları döneminde de devam etmiştir. Gösterilen tüm bu hoşgörülere rağmen, bazen Ermenilerin Bizanslıların ve Haçlı Seferleri sırasında Haçlıların yanlarında yer aldıkları da bilinmektedir.
(Dr. Hüsamettin YILDIRIM Tarihçi)

mb-bilgi@dumlupinar.edu.tr                                                                                              Belgenin Tamamı